Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Zamierzyłeś im kres, aby go nie przestępowały, ani się wracały na okrycie ziemi.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.εθεσας οριον, το οποιον δεν θελουσιν υπερβη ουδε θελουσιν επιστρεψει δια να σκεπασωσι την γην.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Положил си предел на водите, за да не могат да преминат, Нито да се върнат пак да покрият земята.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.גבול שמת בל יעברון בל ישובון לכסות הארץ׃
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.وضعت لها تخما لا تتعداه. لا ترجع لتغطي الارض
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界 限 、 使 水 不 能 過 去 、 不 再 轉 回 遮 蓋 地 面
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界限 、 使 水 不 能 過去 、 不 再 轉 回 遮蓋 地面
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaA növények, gyógynövények, kövek, és a valódi minőség: A semmi olyan aljas, hogy a földön élő é
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaEn las plantas, hierbas, piedras, y sus verdaderas cualidades: Para nada tan vil que en la tierra, vivirá
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaIn Pflanzen, Kräuter, Steine und ihre wahren Qualitäten: Für nichts so vile, dass auf der Erde leben doth
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaIn planten, kruiden, stenen, en hun ware kwaliteiten: voor niets zo smerig, dat op de aarde doet leven
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaI planter, urter, sten, og deres sande kvaliteter: For intet så rædsomt, at på jorden fortærer lever
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaI växter, örter, stenar och sina verkliga kvaliteter: för intet så avskyvärda att på jorden doth leva
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşa식물, 허브, 돌, 그들의 본질에 : 지구에서 사는 것에 비해 너무 비열한 폐기
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaLa plante, ierburi, pietre, şi calităţile lor adevărat: Pentru zero, astfel că josnic pe pământ bărbat, vii
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaNas plantas, ervas, pedras, e as suas verdadeiras qualidades: Para nada tão vil que na terra viverá
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaNelle piante, erbe, pietre, e le loro vere qualità: per nulla così vile che sulla terra vivono doth
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaTrong thực vật, thảo mộc, đá, và phẩm chất thực sự của họ: Đối với vô thấp hèn đó trên trái đất há sống
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaV rastlinách, byliny, kamene a ich skutočné vlastnosti: pre nič za nič tak hnusný, že na Zemi žijú ktorý
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaV rastline, zelišča, kamni, in svoje prave kvalitete: Za nič tako vile doth da na Zemlji živi
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaV rostlinách, byliny, kameny a jejich skutečné vlastnosti: pro nic za nic tak hnusný, že na Zemi žijí kterýž
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaW roślin, ziół, kamieni i ich właściwości prawdziwe: Na nic tak podłe, że na ziemi doth żywo
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaΣτα φυτά, βότανα, πέτρες, και την αληθινή τους ιδιότητες: Για μηδέν τόσο άθλια που στη γη doth ζωντανά
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaВ растения, билки, камъни, и истинските си качества: За нищо толкова гнусно, че на земята помага да живеят
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaУ растений, трав, камней, и их истинных качеств: Для ничто так гнусное, что на земле Станет ли жить
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaב צמחים, עשבי תיבול, אבנים, התכונות האמיתיות שלהם: לחינם נתעב כל כך על כדור הארץ תצמח חיים
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaفي النباتات والأعشاب والحجارة ، والصفات الحقيقية : للحصول على شيء حقير حتى على الأرض يعيش أدارك
Bitkiler, otlar, taşlar, gerçek nitelikleri: yeryüzünde canlı erdirmez aşağılık boşaしかし、地球にいくつかの特別な良いが与えておられる。NORいやしくもので良いですが、その公正な利用からstrain'd、
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.A biológiai sokféleség kifejezés a földi életformák sokszínűségét jelenti.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Biodiversitatea înseamnă varietatea vieţii pe Pământ.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Biodiversiteit verwijst naar de variëteit van het leven op aarde.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Biodiverzita znamená rozmanitosť života na zemi.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Biologisella monimuotoisuudella tarkoitetaan maapallon elämän moninaisuutta.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Biologisk mångfald avser variationen av livet på jorden.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Bioróżnorodność odnosi się do różnorodności życia na ziemi.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Biotska raznovrstnost se nanaša na raznolikost življenja na zemlji.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Der Begriff der biologischen Vielfalt bezeichnet die vielfältigen auf der Erde existierenden Lebensformen.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.La biodiversidad se refiere a la variedad de la vida en la Tierra.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.La biodiversità si riferisce alla varietà della vita sulla Terra.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.La biodiversité désigne les différentes formes de vie sur terre.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Ved biodiversitet forstår man livets mangfoldighed på Jorden.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Η βιοποικιλότητα αφορά την ποικιλία της ζωής στην γη.
Biyolojik çeşitlilik yeryüzündeki hayat çeşitliliği anlamına gelir.Биологичното разнообразие се отнася до многообразието на форми на живот на земята.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.그래서 저희는 탄소은행을 세우고, 토양을 새롭게 개간하는 것입니다.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Quindi riicostituiamo le riserve di carbonio sul pianeta e rinnoviamo i suoli.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Så vi genopbygger planetens CO2-beholdning og fornyer jordlaget.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Takže obnovíme zásoby uhlíku na této planetě, obnovíme půdu.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.We bouwen de koolstofbanken op deze planeet, vernieuwen de grond.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.Zriadiť uhlíkové banky, obnoviť pôdu.
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.אנחנו בונים בנקים של פחמן על פני כדור הארץ, מחדשים את האדמות --
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.فنبني بنوك الكربون على كوكب الأرض ، نجدد الأتربة
Biz de toprakları yenileyerek, yeryüzünde karbon bankaları oluşturmuş olduk.人間はこれらの生物と 共存せねばなりません
"Bizim Evimiz"in gerçek varlığıydı. Ve yeryüzündeki hayat, sadece bir tiyatro sahnesi gibidir.Otthonunk volt a valódi létezés, és az élet a Földön csak egy színpad.
Bizim içinde oluduğumuz Güneş Sistemi'nin ve Yeryüzü"nin oluşumuna geliriz.Aż do momentu utworzenia się Układu Słonecznego i Ziemi.
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.De fapt noi suntem prima specie de pe Pământ atât de prolifică încât să ne amenințăm propria supraviețuire.
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.Jesteśmy właściwie pierwszym gatunkiem, który przez to, że jest tak liczny, zagraża własnemu istnieniu.
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.좋습니다. 우리는 실제로 지구상에서 우리 자신의 생존을 실제로 위협할 정도로 대단히 번성한 첫 번째 종족입니다.
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.Nous sommes la première espèce sur Terre à proliférer au point de menacer notre propre survie.
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.Oke. We zijn de eerst soort op aarde die zo productief is dat ze een bedreiging voor haar eigen overleving is.
Biz, kendi varlığını tehdit edecek kadar üretken olan yeryüzündeki tek türüz.Valójában mi vagyunk az első olyan faj a Földön, amely annyira termékeny, hogy fenyegeti a saját túlélését.