Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Baktérie sú najstaršími žijúcimi organizmami na Zemi.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Bakterije so najstarejši živeči organizmi na Zemlji.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.박테리아는 지구 상에서 가장 오래된 유기체입니다.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Las bacterias son los organismos vivos más antiguos de la Tierra.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Les bactéries sont les plus vieux organismes vivants sur Terre.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır. Milyarlarca yıldan beri buradalar veI batteri sono gli organismi più antichi che vivono sulla terra sono stati qui per miliardi di anni
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Vi khuẩn là những sinh vật lâu đời nhất trên trái đất
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Τα βακτήρια είναι οι αρχαιότεροι ζωντανοί οργανισμοί πάνω στη Γη.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Бактериите са най-старите живи организми на земята.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Бактерии это древнейшие живые организмы на Земле.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Бактерії - найдавніші живі організми на планеті.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.חיידקים הם היצורים החיים הותיקים ביותר על פני האדמה.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.البكتيريا هي أقدم الكائنات الحية على وجه الارض
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.数十億年以上存在しています
Başına İslamın şerefi olan sarığını tak ve yürü. Yeryüzü önünde, senin için açılacak.Bumi akan terbentang luas.. ...buat mu.
Başına İslamın şerefi olan sarığını tak ve yürü. Yeryüzü önünde, senin için açılacak.Das Land wird sich öffnen für dich.
Başına İslamın şerefi olan sarığını tak ve yürü. Yeryüzü önünde, senin için açılacak.La terra si aprirà per te.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.D'abord, les paysages artificiels, que j'ai inventés d'une façon, sont employés tout le temps dans le cinéma.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.Kezdjük a mesterséges tájképekkel, amit végül is én találtam fel, ezeket a filmekben használják állandóan.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.어느 정도 제가 만들고 영화관에서 항상 사용되는 인공 풍경을 예로 들수 있습니다.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.Na początek: sztuczne krajobrazy, które właściwie wymyśliłem są nieustannie używane w filmach.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.Na začiatok, umelé krajiny, ktoré som tak trochu vymyslel, sa používajú v kine vlastne stále.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.Per cominciare, i paesaggi artificiali, di cui ho inventato delle specie sono usati molto spesso nel cinema.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.Καταρχήν, τεχνητά τοπία, τα οποία εφηύρα κατά κάποιο τρόπο, χρησιμοποιούνται στον κινηματογράφο συνέχεια.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.За начало, изкуствени пейзажи, които някак изобретих, се използват постоянно в киното.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.בתור התחלה, נופים מלאכותיים, שאני המצאתי בצורה מסויימת, נמצאים בשימוש בקולנוע כל הזמן.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.أوّلا، المناظر الطبيعية الاصطناعية، والتي اخترعت بعضا منها، وهي دائما ما تستخدم في السينما.
Başlamak gerekirse, bir çeşit benim keşfim olan yapay yeryüzü şekilleri sinemalarda her zaman kullanılıyor.いくらか私が生み出したものですが 映画の中でずっと使われています 遠くに山が見えますね
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.Cînd ai făcut minuni la cari nu ne aşteptam, Te-ai pogorît, şi munţii s'au zguduit înaintea Ta,
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.Descendiste, haciendo cosas temibles que no esperábamos; ante tu presencia temblaron los montes
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.Jako když jsi činil hrozné věci, jichž jsme se nenadáli, sstoupil jsi, před oblíčejem tvým hory se rozplývaly;
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.jako keď si činil strašné veci, jakých sme nečakali! Sostúpil si; pred tvojou tvárou rozplynuly sa vrchy.
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.주께서 강림하사 우리의 생각 밖에 두려운 일을 행하시던 그때에 산들이 주의 앞에서 진동하였사오니
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.O att du fore hitned med underbara gärningar som vi icke kunde vänta, så att bergen skälvde inför dig!
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.Quando fazias coisas terríveis, que não esperávamos, descias, e os montes tremiam � tua presença.
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.Οτε εκαμες τρομερα πραγματα, οποια δεν επροσμεναμεν, κατεβης, και τα ορη διελυθησαν εν τη παρουσια σου.
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.Когда Ты совершал страшные дела, нами неожиданные, и нисходил, – горы таяли от лица Твоего.
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.בעשותך נוראות לא נקוה ירדת מפניך הרים נזלו׃
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.حين صنعت مخاوف لم ننتظرها نزلت تزلزلت الجبال من حضرتك.
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.你 曾 行 我 們 不 能 逆 料 可 畏 的 事 . 那 時 你 降 臨 、 山 嶺 在 你 面 前 震 動
Beklemediğimiz olağanüstü işler yaparak Yeryüzüne indin, dağlar önünde sarsıldı.你 曾 行 我 們 不 能 逆料 可畏 的 事 . 那時 你 降臨 、 山嶺 在 你 面前 震動
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Có lẽ như thế sẽ giúp cậu ta suy nghĩ về cuộc đời trên Trái Đất.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Magari così potrai pensare alla vita che hai avuto sulla Terra.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Może powinien on pomyśleć o życiu, które wiódł na Ziemi.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Možná by měl přemýšlet o životě, který měl na Zemi.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Peut-être qu'ainsi on peut penser à la vie qu'on a menée sur terre.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Poate ar trebui sa te gandesti la viata pe care a avut-o pe Pamant.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Talán az életedre kéne gondolnod, amit a Földön éltél.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Vielleicht kann er so über das Leben nachdenken, das er auf Erden hatte.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Ίσως θα έπρεπε να σκεφτεί σχετικά με την ζωή που έζησε στην γη.
Belki düşünmelisin Yaşam, o yeryüzünde vardı.Может он должен обдумать жизнь, прожитую на земле.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Als ik een spade, 'fluisterde ze," Ik kan de aarde lekker zacht en graven onkruid.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Če imam lopato," je zašepetala, "lahko naredim lepo in mehko zemljo in izkopal plevel.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Dacă am o cazma", şopti ea, "eu pot face pământul frumos şi moale şi dezgropa buruieni.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Ha van egy ásót," suttogta, "tudom, hogy a föld jó puha, és kiássák gyomok.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Hvis jeg har en spade," hviskede hun, "Jeg kan gøre jorden pæn og blød og graver op ukrudt.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Jeśli mam łopaty", szepnęła: "Mogę uczynić ziemię ładne i miękkie i wykopać chwastów.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Jika saya memiliki sekop," bisiknya, "aku bisa membuat bumi indah dan lembut dan menggali gulma.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Jos minulla on lapio", hän kuiskasi, "En voi tehdä maapallon mukava ja pehmeä ja kaivaa rikkaruohot.
"Ben bir maça varsa," diye fısıldadı, "Ben yeryüzünde güzel ve yumuşak yapmak ve kazmak yabani otlar."Když budu mít rýč," zašeptala, "Mohu zemi pěkné a jemné a vykopat plevele.