Sonradan yeryüzüne gönderilmiştir.Później złożono je w ziemi.
Örneğin yeryüzü bir beşik, dağlar ise birer kazıktır.Kala jest energią góry (słońca), a makara dołu (Ziemi).
Yeryüzündeki kötülükleri yönetir.Na ziemi wyprowadza lęg tylko wyjątkowo.
Yeryüzüne hakim olan, onu yöneten odur.Jest taka dumna w ziemi kość, Co się sprzeciwi — zmartwychwstaniu!
Aman ise yeryüzünde bir kıtaydı.W mieście ziemia składa się przeważnie z piasku (bliskość morza).
Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı.Po 40 dniach deszcz przestał padać.
Evet, yeryüzüne atıldı ve melekleri de onunla birlikte atıldılar.Wtedy to rozległ się odgłos grzmotu i ich oczom ukazał się anioł.
Onun yeryüzündeki ölçü aletlerine, tartılara benzemediği söylenmiştir.Nie lubią przebywać na ziemi - są na niej dość nieporadne, poruszają się skokami.
Yeryüzünde iyilik yaparlar.Według księgi na Ziemi powstał on ok.
Dip noktasındaki basınç ise yeryüzündeki basınca göre yaklaşık 1000 kat daha fazladır.Przy ich powierzchni ciśnienie może być miliard razy większe niż na Ziemi.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Oddzielisz ziemię od ognia, subtelne (lotne) od gęstego, z wolna, z wielką zręcznością.
Yeryüzünde yaratılan ilk kişi olduğuna inanılır.Jest również uznawana za pierwszą na Ziemi budowlę wzniesiona przez człowieka.
Gökte olduğu gibi yeryüzünde de Senin istediğin olsun.Bądź wola Twoja, jako w Niebie, taki na ziemi.
Sen yeryüzünü ve haklarını fethettin; Özgürlüğün cesaretinden ortaya çıkacaktır.On sprawi, że twa sprawiedliwość zabłyśnie jak światło, a prawość Twoja, jak blask południa.
Su tablasının yeryüzü ile kesişmesi durumu: Su tablası çeşitli durumlarda yeryüzüne çıkabilmektedir.Niechaj cofnie się woda i odsłoni , niech wynurzy się ziemia i niech okrzepnie! - tak powiedzieli.
Ünlü “Kerrang!” dergisi bu konseri “Yeryüzünün En Harika Şovu” şeklinde yorumladı.Brytyjska edycja czasopisma Kerrang! określiła występ jako: "Najlepszy Show na Ziemi".
Ama yakında o yeryüzünde hayat özleyeceğim.Omal nie przypłaca tego życiem.
Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir.A o godzinie szóstej ciemności ogarnęły ziemię (i trwały) aż do godziny dziewiątej.
Gök âleminin de yeraltı âlemi gibi yeryüzü ile benzerlikleri varsa da bu âlemde insanların ruhları bulunmaz.Jego tron jest tak rozległy jak niebiosa i ziemia; Jego nie męczy utrzymywanie ich.
Şili dağları, yeryüzünün en yüksek sıradağlar zincirini oluşturur.Himalaje – najwyższy łańcuch górski na Ziemi.
Yeryüzüne aydınlık sağlar.Światło z ziemi.
Semeni yere dökülmüştür ve Erichthonius'un bu yüzden yeryüzünden doğduğu söylenir.Z nasienia, które spadło na ziemię narodził się Erichtonios.
Kalsiyum yeryüzünde en bol bulunan beşinci elementtir.Bazylika jest piątym co do wielkości kościołem na świecie.
Bu çayır belki de yeryüzündeki en büyük ve yaşlı canlıdır.Kosmodrom Bajkonur jest najstarszym i największym tego typu obiektem na świecie.
Devleti tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak tanımlar.Władca jest wykonawcą prawa boskiego na Ziemi.
Bunlar Samanyolu Galaksisi haricinde yeryüzünden gözlemlenen ilk galaksilerdi.Jest to pierwsza odkryta supernowa spoza naszej galaktyki.
Bu noktada, o sismoloji’ye (deprem ve onlar yeryüzünde üretmek dalgaların çalışma) hayran oldu.To sprawiło, że zainteresowała się sejsmologią.
Namazu yeryüzü çamurunun altında yaşar ve Tanrı Kashima tarafından oraya hapsedilmiştir.Mieszka w mule pod ziemią i jest strzeżony przez boga Kashima, który przytrzymuje suma kamieniem.
Yaklaşık 106 milyon yıldır yeryüzünde oldukları düşünülmektedir.Są dowody na to, że żyły na Ziemi już 600 mln lat temu.
Çünkü Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti.Ich brak powodował brak deszczu, po którym sam mógł zejść na Ziemię.
Tanrı göğü ve yeri yarattığında,Yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti.Głosili, że Bóg nie stworzył ciemności, ognia ani wody, bowiem istniały one odwiecznie wraz z nim.
Arka arkaya sıra halinde yürürler ve yeryüzünde görünmez olurlar.Międzyrzędy dość ostro listewkowate z boku i z tyłu, ale przy szwie niewyniesione.
Yeryüzü geçmişinde en azından beş başlıca buz çağı bulunmaktadır.Za 5 milionów lat na Ziemię powróciła epoka lodowcowa.
Güneşten gelen enerjinin tamamı yeryüzünü ısıtmaz.Słońce, którego była tylko połowa, nie ogrzewało dobrze ziemi.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.Na Ziemię powróciły pokój i harmonia.
Yeryüzü halen yaklaşık olarak 23.4° eksen eğimine sahiptir.Jej średnica wynosi około trzech czwartych średnicy Ziemi, okres orbitalny wynosi 21,3 dnia.
Amerika yeryüzünden silinmeli."A teraz musimy, pod ziemię...”.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.På jorden ger han kungar deras makt och hans beslut anses oföränderliga.
Onun yeryüzündeki ölçü aletlerine, tartılara benzemediği söylenmiştir.Påskort: Nej, ingenting på jorden alls kan liknas vid en påskavals!
Yeryüzünü de Kingu'nun kanıyla yoğurup elde ettiği balçıktan ilk insanı meydana getirmiş.Vid den första skapades de människor som fanns på Jorden före Adam, föradamiterna.
Yeryüzünde ondan başka cennetten gelmiş hiçbir şey yoktur.” demiştir.Det är inte Guds vilja, att jorden skall dränkas i människoblod!"
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."Gud antas då ha en annan tidsuppfattning och dygnsindelning än den som gäller på jorden.
Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu.Om människan inte blivit förenad med Gud, så hade hon inte kunnat få del i oförgängligheten" (Adv.
Eğer layık görülürse, ölü yeryüzünde ruhsal düzeyde varlolmaya devam edebilir.Om den döde ansågs värdig kunde den fortsätta sin existens på jorden i andlig form.
Deuterium yeryüzündeki hidrojenin %0.0184'nü oluşturur.Deuterium utgör 0,0156 procent av vätet på jorden.
Ama yakında o yeryüzünde hayat özleyeceğim.Han lär sig snart att överleva på ön.
Orfeo yalnız başına yeryüzüne döner.Orfeo måste ensam stiga ned i underjorden.
Evet, yeryüzüne atıldı ve melekleri de onunla birlikte atıldılar.De kastades därför ner från himlen till jorden, och blev "fallna änglar".
Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.Ära vare Gud i höjden och frid på jorden åt människor av god vilja.
Kuzey Amerika'da uzaydan görülen en önemli yeryüzü şekillerinden biridir.Platsen är en av de tydligaste landformerna i Nordamerika som kan ses från rymden.
Bu olay İsa'nın yeryüzünde yaşadığı dönemde gerçekleşir.Filmen utspelar sig under den tid Jesus levde.
Bu dağ yeryüzü demektir.Gora betyder berg.
Tunus Kenti’ne dönüşünde, vasiyetini, The Wretched of the Earth (‘Yeryüzünün Lanetlileri’)’ni yazdırdı.Han fick sina uppenbarelser om helvetet på jorden i Saxen i ravinlandskapet Klamschlucht.
Bu dönemlerde yeryüzünde sadece Tekhücreliler için yaşam mevcuttu.Odödlighet existerade endast i minnet hos de efterlevande.
Yazıtlar yeryüzünün hemen her yerinde mevcuttur ve bu halen devam etmektedir.De har lägenheter överallt i hela världen, och nu även här.
Bazen yeryüzüne iner.Ibland går den på marken.
Bu efsaneye göre yeryüzünde kaybolmuş her şey ayda bulunmaktadır.Dessa fakta behandlas i boken, som beskriver katastrofen minut för minut.
Çünkü Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti.Det hela förbättrades inte av att det vräkte ned regn.
Yeryüzü tanrısı Enlil ve su tanrısı Enki ile beraber üçlemenin bir parçasıdır.Han ingick i en triad av gudar tillsammans med Enlil och Enki.
Persephone her yeryüzüne çıktığında, Demeter yeryüzüne baharı getirir.När Persefone går upp till jorden kommer våren, och den fruktbara delen av året börjar.