Yerlerine, insanoğlu tayin edilmiş, yeryüzünün sahipliği makamına getirilmiştir.ودخل الناس به في دين الله أفواجًا، وأشرق به وجه الأرض ضياء وابتهاجًا".
Güneşten dünyaya ulaşan enerji tüm yeryüzünü eşit oranda ısıtmaz.وتسبب حرارة الشمس حركة الرياح نظرًا لعدم تسخينها لسطح الأرض بشكل متساوٍ.
Yeryüzüne aydınlık sağlar.ثم يشعها للأرض.
Kayra Han ilk önce bir varlık yaratmış onun aracılığı ile de yeryüzünü, dağları, vadileri meydana getirmiştir.إضافة (واو) قبل هاء الغائب في الكلمة: معوه، عندوه، في (معه، عنده)، (كنّو : كأنه)، كنو يبلو: كأنه جبل.
Allah-u Teala yeryüzünü altı günde yarattı.خلق الله الأرض في ستة أيام.
Yeryüzü güzeldir.كوكب الأرض جميل.
Bush yeryüzünde adaleti tesis etmek Allah tarafından gönderildiğini düşünüyor.يعتقد بوش بأنه مرسل من الله ليقيم العدالة على وجه الأرض.
Yeryüzü şekillerini gerçeğe en yakın gösteren yöntemdir.Porém, tanto Estrabão quanto Plínio descrevem essa terra.
Gök âleminin de yeraltı âlemi gibi yeryüzü ile benzerlikleri varsa da bu âlemde insanların ruhları bulunmaz.Céu e Terra são opostos entre si e assim se assemelham ao Um (Yin) e Yang chinês.
Yeryüzünün o zamanki cehennemvari koşulları gözetilerek bu ad verilmiştir.É a camada mais próxima da terra Segundo Céu: Gehenna.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.Por isto, Deus destruirá a Terra com um grande dilúvio e haverá grande destruição e castigo.
Ancak ilahların kudretini yeryüzünde elde etmiş olanlara verilir.Quais são os frutos da terra que os moradores recolhem com maior abundância.
Yeryüzünde kötülüklere ve bozgunculuğa sebebiyet verir.Na terra firme, refugia-se em buracos e cupinzeiros.
Yeryüzünün büyük bir kısmını zorla ya da yıldırma yoluyla almış durumdadır.É o criador onipotente, tendo delegado, porém, a maioria de suas ações dentro da Terra aos Ainur.
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."Porquanto aquele que sobre a terra Temerariamente o renega Será por ele renegado, Quando ele vier em glória.
Diyarlar arası olan bu hareket bazen gökyüzü ile yeryüzü arasında bir yolculuk olarak tanımlanır.Esse movimento entre os reinos, às vezes, era descrito como uma jornada entre o céu e a terra.
Varlık yeryüzünde ölünce ka’sına geçer.Ele foi assassinado na Terra (somente mencionado no livro).
Gökte bir Tanrı vardır, yeryüzünde de bir Hakan olacaktır.”É um mensageiro dos céus e transporta a sua graça: a Terra.
Güneş, bu kapıdan yeryüzüne (Imbar’a) geri dönüyor ve gündüz başlıyordu.Deus desvelou os seus pecados ante o sol; toda a terra conheceu os justos juízos de Deus.
Bu şarkı çevreyle temalı bir ballad, Krüger "yeryüzümüz için nöbet tutan" bir kadın anlatıyor.A canção é uma balada, com Krüger descrevendo uma mulher que "se encontra a guardar a nossa Terra".
Kyoto Protokolü şu anda yeryüzündeki 160 ülkeyi ve sera gazı salımının %55'inden fazlasını kapsamaktadır.O protocolo abrange mais de 160 países e mais de 55% das emissões de gases do efeito estufa.
Yeryüzünde uçan son askeri F-86 Sabre 1994 yılında Bolivya Hava Kuvvetleri'nde emekliye ayrılmıştır.Junho de 1994 Retirado o último F-86F no ativo em todo o mundo, pertencente à Força Aérea da Bolívia.
Sonradan yeryüzüne gönderilmiştir.Todos foram posteriormente encontrados também na Terra.
Osiris'in hem kız kardeşi hem de karısı olarak ise, İsis, yeryüzü krallığı boyunca kocasına yardımcı olmuştur.Em seguida, ele conta que a sua parente Isabel, apesar de idosa, está também grávida e parte.
Coyolxauhqui: Ay ve yeryüzü tanrıçası.Coyolxauhqui, deusa da lua.
Eserin diğer parçaları Yeryüzü Cenneti, Der Abstieg der Verdammten in die Hölle ve Cehennem adlı eserlerdir.Partem para Santa Fé, onde se passará o resto da ação de O Tempo e o Vento.
Gaia: (Toprak Ana) Toprağın ve yeryüzünün tanrıçası.Gaya (Terra) Gaya é a Deusa da Terra.
Fırtına yeryüzü teleskoplarından çıplak gözle görülecek kadar büyüktür.A tempestade é grande o suficiente para ser visível em telescópios terrestres.
Yeryüzü, dünya.A cidade, país.
Giraffatitan yeryüzündeki yaşamış olan en büyük canlılardan biridir.O Giraffatitan foi um dos maiores animais que já viveram na Terra.
Ama yakında o yeryüzünde hayat özleyeceğim.Depois disso, ela passa a zelar pela vida da jovem na Terra.
Thor'un annesi ve Yeryüzü'ün tanrıçasıdır.Ela é a mãe de Thor e a personificação da Terra.
Bugün, yeryüzünde sadece 3600 tane siyah gergedan kalmıştır.No mundo inteiro restam apenas 300 focas como esta.
Yeryüzünde bu kadar ağır bir element yoktur.Não havia nenhuma equipe de peso na cidade.
İmparatorun ikametgâhı olan Yasak Şehir de bu yıldızın yeryüzündeki yansımasıydı.A Cidade Proibida, como residência do Imperador terreno, era seu correspondente na Terra.
Sulak alanlar, yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemlerini oluşturmaktadır.São tidas como um dos mais ricos e dinâmicos ecossistemas da Terra.
Bu yüzden tanrıların hepsi yeryüzüne inerler.E o mundo percebeu que os deuses caminhavam sobre a Terra.
Devleti tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak tanımlar.Essa pessoa é o vice regente de Deus na Terra.
Bilindiği gibi Güneş yeryüzündeki hayatın var olması için çok önemlidir.O efeito estufa possibilita a existência da vida em nosso planeta tal como a conhecemos.
Yeryüzü, idealar dünyasına benzer.Curitiba: Mundo das idéias.
"Yeryüzü doktorları insanlıkta sınır tanımıyorlar".Sua magistratura suprema nas coisas do espírito não conhece limites terrestres.”
Sen yeryüzünü ve haklarını fethettin; Özgürlüğün cesaretinden ortaya çıkacaktır.Ele que mostre o seu poder, e venha quebrar as vossas correias e dar-vos a liberdade!
Yıldızlar ise ona göre yeryüzünün altında değil çevresinde dolaşırlarmış.O sol ali, segundo ele, parecia passar em torno da Terra, e não nascer de baixo dela.
‘Yeryüzünün Lanetlileri’, albümün iç kapağında görünüyor."Quanta maldade na Terra" omite o verbo haver.
Güneş ışınları 8,44 dakikada yeryüzüne ulaşır.O satélite orbitava a Terra a cada 98 minutos numa inclinação de 48,5°.
Bâzen yeryüzüne çıkarlar.Ela envia a esfera à terra.
Tanrıların yeryüzündeki nüfuz alanları şehirler ve onları çevreleyen bölgelerle belirlenmişti.As esferas de influência das divindades na Terra centraram-se nas cidades e regiões que presidiram.
Yeryüzünün en yüksek volkanları bu bölgede bulunur.Um dos vulcões mais ativos do mundo se encontra nesta ilha.
Bu çayır belki de yeryüzündeki en büyük ve yaşlı canlıdır.Este poderia ser o mais forte ou o mais velho.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.En er is voor u een verblijfplaats op aarde en een voorziening voor een bepaalde tijd."
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!Die zouden niet onder de aarde doorgaan in hun omwentelingen, maar eromheen.
Onun yeryüzündeki ölçü aletlerine, tartılara benzemediği söylenmiştir.De Opstanding is nog niet verkondigd aan de mensen op de aarde (dit zal plaatsvinden tijdens het Paasvigilie).
Ve yeryüzüne hâkim kıldı.Er valt dan een gedeelte (eventueel in stukken) op Aarde.
Yeryüzüne hakim olan, onu yöneten odur.Op aarde was dit de almachtige, na Hem kwam Dende op de aarde.
Onlar orada yeryüzünde tekrar doğmaya hazırlanırlar.Onder hen, op aarde, wordt het kaf van het koren gescheiden.
Eğer yeryüzüne çıkmaya çalışırlarsa ceza olarak derhal buz tutarlar.Eenmaal op aarde is het mede hun taak de lof van God te zingen.
Sen yeryüzünü ve haklarını fethettin; Özgürlüğün cesaretinden ortaya çıkacaktır.Je hebt het land overwonnen en je rechten gewonnen; Je vrijheid zal ontstaan door je moed.
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."De vereischte van ware godsvrucht, om Gods beeld op aarde te wezen.
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.(Dat betekent dat God als de schepper van de aarde en de mensen daar mee kan handelen naar Zijn goeddunken).
Çünkü o gün yeryüzünde yaşayan herkesin başına gelecek.Deze dag heeft verwantschap met de Dag van de Aarde.