Ana içeriğe geç
Sözlük

yeryüzü ile cümle

yeryüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yeryüzü geçmişinde en azından beş başlıca buz çağı bulunmaktadır.Ha habido al menos cuatro grandes edades glaciales en el pasado.
Yeryüzünde yaratılan ilk kişi olduğuna inanılır.El primer hombre creado sobre la tierra.
Eğer mamutlar oradan kaçıp yeryüzüne çıkmaya çalışırlarsa derhal buz kesilip ölürler.Si los gusanos intentan caminar sobre ella, se ahogarán instantáneamente.
Bu sistem yeryüzü arazi veritabanı ve GPS sistemi eklenmesiyle EGPWS adıyla daha da geliştirilmiştir.Algo que se ha comprobado más rigurosamente gracias al sistema de satélites de posicionamiento o GPS.
Bu, yeryüzü tarihi açısından oldukça yakın bir dönemdir.Es un concepto relativamente nuevo dentro de la historia humana.
Angut kuşları, yeryüzündeki kuş türleri arasında tek eşli olan nadir türlerden birisi.Las luchas tienen lugar solo entre aves del mismo sexo.
Yeryüzü tepsi şeklinde imiş.(La cuestión de la forma de la Tierra.
Gaia: (Toprak Ana) Toprağın ve yeryüzünün tanrıçası.Gaya (tierra): Gaya es la diosa de la tierra.
Şamanları yeryüzüne getirmiştir.Trajo a los Flashman a la Tierra.
Yeryüzündeki insanları yaratır.Creador de la Tierra.
Sonradan yeryüzüne gönderilmiştir.Más tarde se introdujo la propiedad privada de la tierra.
Ancak bu seyrek gaz kütlesi de yeryüzündeki yaşam açısından önemlidir.El llamado efecto invernadero es entonces, vital para la vida en el planeta.
Anversli Abraham Ortelius 1570'te ilk yeryüzü atlasını yaptı.El iniciador de este tipo de cartografía en 1570 fue Abraham Ortelius.
Demirdağ: Yeryüzündedir.EST) en la Tierra.
Yeryüzünde ilk inşa edilen mescid hangisidir?” diye sordum.¿Cuáles fueron los primeros panes de la ciudad?»
Yeryüzünde iyilik yapan insanları korurlar.En ellas alababa la hospitalidad de la tierra que la había acogido.
Yağmur yağdığında, tanrı yeryüzüne inmiştir ve yiyecek arıyor demektir.Así, la lluvia, ubicada en el inframundo, se prepara, sube al cielo y cae para empapar la tierra.
Eserde iki mekan resmedilmiştir, biri cennet, diğeri yeryüzü.El mismo consiste en dos partes similares: una representa la Tierra y la otra, el Cielo.
Çünkü Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti.Sin embargo, los pasos no salieron a causa de la lluvia.
Kendi deyişiyle, "Şiire odaklanmış her insanın serüveni yeryüzünü karşısına almakla başlar.Dijo, "Cada piloto que se hace, viene de personas con un prestigio increíble.
Bugün, yeryüzünde sadece 3600 tane siyah gergedan kalmıştır.3600 segundos había durado el infierno.
Yeryüzünde felaketlere neden olur.En el juego los desastres ocasionan destrucción de la ciudad.
Buğday yeryüzündeki en eski ekili tarım ürünlerinden biridir.Los frijoles son uno de los cultivos más antiguos del mundo.
Amerika yeryüzünden silinmeli."«Que los palestinos desaparezcan de la Tierra».
Fix: Belirli bir zamanda uçağın yeryüzü üzerindeki konumudur.Lo siguiente ocurre —presumiblemente— en otro nivel del avión.
Semeni yere dökülmüştür ve Erichthonius'un bu yüzden yeryüzünden doğduğu söylenir.Su semen cayó al suelo, y Erictonio nació de la Tierra, Gea.
Yeryüzü büyük bir otağa benzetilir.La tierra se ha convertido en inmenso páramo.
Bazen kızarak yeryüzünde yangınlara neden olur.Varias veces el fuego las redujo a cenizas.
Örneğin yeryüzü bir beşik, dağlar ise birer kazıktır.Erano adorati come dei della terra (montagne) e del mare.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.La terra d’Allah lo aveva accolto ma imprimendogli il marchio dei figli d’Allah per farne polvere sahariana.
Ve yeryüzüne hâkim kıldı.La terra (土) è associata con la forza (Cinese: 强; Pinyin: qiáng).
Güneş, bu kapıdan yeryüzüne (Imbar’a) geri dönüyor ve gündüz başlıyordu.Con la Luna nuova, la Luna è interposta fra la Terra e il Sole: sorge al mattino e tramonta alla sera.
Yeryüzü şekillerini gerçeğe en yakın gösteren yöntemdir.(EN) Near to Earth, su Silent Era.
Sen yeryüzünü ve haklarını fethettin; Özgürlüğün cesaretinden ortaya çıkacaktır.Hai conquistato la terra e la tua legge La tua libertà nascerà del tuo coraggio.
Ancak ilahların kudretini yeryüzünde elde etmiş olanlara verilir.Con il permesso degli Adeptus Terra, essi vennero accettati.
Yeryüzünde kötülüklere ve bozgunculuğa sebebiyet verir.Sulla Terra è presente come ologramma che aiuta e consiglia Kara.
Sonradan yeryüzüne gönderilmiştir.Fu poi rimandato sulla Terra.
Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!Non corrompete la terra dopo che Dio la creò pura: ciò è meglio per voi, se siete credenti.
Canlıların yaratılıp yeryüzüne yayıldığı gündür.Porco ha fondato The Day the Earth Smiled (Il Giorno in cui la Terra sorrise).
Virüsler hala yeryüzünde keşfedilmemiş genetik çeşitliliğin en büyük rezervuarlarından biridir.I virus sono ancora una delle più grandi riserve di diversità genetica inesplorate sulla Terra.
Eğer yeryüzüne çıkmaya çalışırlarsa ceza olarak derhal buz tutarlar.Dopo che questi è stato riacceso, la Terra venne alterata dalla magia diffusasi su essa.
O zamanlar ve daha sonraları yeryüzünde Nefilim (Anlamı: Yere Serenler) vardı.Ancora sulla Terra, i Rabbids si ritrovano a gestire un parco di divertimenti.
Yeryüzü yeşilliğe büründüğü zaman ağaç altına toplanılıp kurbanlar kesilir.Appena giunti a Terra (dopo un rocambolesco atterraggio) ci si troverà nella città invasa dai Covenant.
Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir.Entrati trovano il Cristallo della Terra, che li benedice.
Bu yeryüzüne dönen Shenzhou'nun tek parçasıdır.Questa è l'unica porzione della navicella Shenzhou che ritorna sulla superficie della Terra.
Halbuki peygamber gönderilmemiş olan Mecusiler gibi kavimler de devletler kurup yeryüzünü bayındır etmiştir.Così si avvera il verso della profezia: una si perderà nella terra dove pioggia non viene.
Yeryüzündeki insanları yaratır.Il creatore della terra.
Eserin diğer parçaları Yeryüzü Cenneti, Der Abstieg der Verdammten in die Hölle ve Cehennem adlı eserlerdir.Scatenò un regno di terrore sulla terra, in cielo e negli inferi.
Çünkü bilinen en yaşlı kayaçlar bile bugün artık yeryüzünde var olmayan daha yaşlı kayaçlardan oluşmuştur.Altri furono espulsi dalle loro terre e ancora oggi i loro discendenti non le hanno recuperate.
Yeryüzündeki her nesne, idealar dünyasından pay almıştır.E saranno benedette per te e per la tua discendenza tutte le nazioni della terra.
Gezegenin yeryüzüne çıkarlar.Sarete trasportati sul pianeta Terra.
Yeryüzüne aydınlık sağlar.Scenda Luce sulla Terra.
Geçici kutub "yardımcı" ya da "gavs" olarak bilinir ve yeryüzündeki bir insandır.Il Qutb Temporale è noto come "l'aiutante" o al-ghawth ed è situato in una persona sulla Terra.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Chi negherà viver la Terra, e la Acqua, le quali danno vita agli animali generati da loro?»
Yeryüzünün en yüksek volkanları bu bölgede bulunur.Molti dei più grandi vulcani sulla terra sono di questo tipo.
Anna Milton, özünü kaybetmiş ve yeryüzüne düşmüş bir melektir.Anna Milton (Julie McNiven) è un angelo caduto e rinato sulla Terra.
Bu noktada, o sismoloji’ye (deprem ve onlar yeryüzünde üretmek dalgaların çalışma) hayran oldu.Qui ebbe l'ispirazione di evangelizzare la Sicilia.
Geçici kutub yeryüzü azizlerinin ruhani lideridir.Il qutb temporale è la guida spirituale dei santi legati alla Terra.
30,000 transistör ile yeryüzündeki en basit kullanışlı 32-bit mikroişlemcisi ARM2 işlemcisidir.L'ARM2 era probabilmente il più semplice processore a 32 bit con i suoi 30.000 transistor.
Ona göre yeryüzü şekil bakımından silindir biçiminde, ve yüksekliği genişliğinin üçte biri kadardır.Proclama poi che sono tre a dominare sulla terra: la saggezza, la bellezza e la potenza.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod