Geyik Kadın: Kuzey Amerika'daki Yerli Kadınlara Yönelik Şiddete Işık Tutan Bir Antoloji«Женщина-олень: Антология» проливает свет на насилие над индейскими женщинами в Северной Америке
Gördüğünüz gibi çizgiler yerli yerinde, yaptığı deneyin sonuçları ikna edici olmuş.W ten sposób przekonał się, czy linie na obrazku pokrywają się z liniami rzeczywistego Baptysterium.
Güney Alaskalı isimsiz bir Kwakutl yerlisinden öğrendim.익명의 원주민이 전한 내용입니다.
Güney Alaskalı isimsiz bir Kwakutl yerlisinden öğrendim.Oto on.
Güney Alaskalı isimsiz bir Kwakutl yerlisinden öğrendim.Вот это стихотворение.
Güney Alaskalı isimsiz bir Kwakutl yerlisinden öğrendim.למיסיונר אחד ב-1896, והרי הוא:
Güney Alaskalı isimsiz bir Kwakutl yerlisinden öğrendim.لبعثة تبشيرية في عام 1896، و هذه هي.
Güney Alaskalı isimsiz bir Kwakutl yerlisinden öğrendim.公の場で初めて読みます
Hadi deneyelim! Onun bir yerli olduğunu görebiliyoruz.Offensichtlich ist das ein Ureinwohner Amerikas.
Hadi deneyelim! Onun bir yerli olduğunu görebiliyoruz.On voit que c'est un amérindien traditionnel.
Hadi deneyelim! Onun bir yerli olduğunu görebiliyoruz.Podemos ver que é um norte-americano nativo tradicional.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Az önkéntesek és a helybéliek ehhez hasonló dolgokat találtak heteken keresztül.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Celé týdny všichni dobrovolníci, stejně jako místní, nacházeli podobné věci.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Celé týždne dobrovoľníci a aj miestni obyvatelia nachádzali podobné veci.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Durante semanas, tanto los voluntarios como los vecinos encontraron cosas similares.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Durante semanas, todos os voluntários e locais foram encontrando objetos semelhantes.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.I veckor hittade frivilliga och invånare samma saker.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.여러 주에 걸쳐 모든 자원 봉사자들과 지역주민들은 비슷한 물건들을 찾아냈습니다.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Pendant des semaines, tous les bénévoles et la population locale avaient tous trouvé les mêmes objets.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Per settimane, tutti, volontari e gente del posto, hanno trovato cose simili.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Săptămâni întregi, toţi voluntarii şi localnicii au găsit lucruri asemănătoare.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Trong nhiều tuần, các tình nguyện viên và người dân địa phương cùng tìm kiếm một thứ.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Wekenlang hadden zowel vrijwilligers als inwoners dezelfde vondsten gedaan.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Wochen lang hatten alle Freiwilligen, genauso wie die Einheimischen, ähnliche Dinge gefunden.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Wolontariusze i mieszkańcy tygodniami znajdowali to samo.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Επί εβδομάδες, εθελοντές και ντόπιοι έβρισκαν παρόμοια πράγματα.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.В продължение на седмици, всички доброволци и местни жители намирахме едни и същи неща.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.Протягом тижнів усі волонтери і місцеві жителі разом знаходили схожі речі.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.במשך שבועות, המתנדבים והמקומיים כאחד מצאו כל הזמן אותם דברים:
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.لأسابيع، جميع المتطوعين والسكان المحليين على حد سواء كانوا يعثرون على أشياء مماثلة.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.同じ物を見つけていました 写真 アルバム カメラ SDカード です
Harikaydı. Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Bylo to super. v době, kdy jsem se vrátil bylo vše vzorně nazpět.
Harikaydı. Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Quando voltava, estava tudo reposto cuidadosamente no seu lugar.
Harikaydı. Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Zanim wróciłem, wszystko porządnie wracało na miejsce.
Harlem'deki birisi, yerli toplama kampından birisi haklı bir şekilde şöyle diyebilir:할렘에 있는 사람, 인디언 보호구역에 있는 사람은 마땅히 그들 스스로에게 말할 것입니다.
Harlem'deki birisi, yerli toplama kampından birisi haklı bir şekilde şöyle diyebilir:מישהו בהארלם, מישהו בשמורה אינדיאנית אולי אומר לעצמו, ובצדק,
Harlem'deki birisi, yerli toplama kampından birisi haklı bir şekilde şöyle diyebilir:او من هارلم .. او شخص من مناطق الهند الفقيرة .. ربما يقولون في انفسهم .. وهم محقون ..
Harlem'deki birisi, yerli toplama kampından birisi haklı bir şekilde şöyle diyebilir:一人かもしれません。もっともです。 「どうしてペットボトルがきちんと−
Hayal edebiliyor musunuz? Hadi deneyelim! Onun bir yerli olduğunu görebiliyoruz.Поряд з ним - індіанець у традиційному вбранні.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Bizonyára mindannyian hallották már, hogy a fiatalokat "digitális őslakosoknak" nevezik.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Cu toții am auzit referirea la tineri ca nativi digitali.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Es decir, todos nosotros hemos oído que a los jóvenes los llaman "nativos digitales".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Jeg mener, vi har alle hørt unge blive kaldt "digitale indfødte".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Je veux dire, nous avons tous entendu parler des jeunes en tant que "natifs numériques".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Każdy z nas słyszał określenie, że młodzi ludzie, to "cyfrowi tubylcy".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.우리는 모두 젊은이들을 "디지털세대"로 부르는 것을 들어봤습니다.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Todos nós já ouvimos referirem-se aos jovens como "nativos digitais."
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Voglio dire, tutti abbiamo sentito dire che i giovani sono "nativi digitali".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.We hebben allemaal de term "digital natives" (geboren digitalen) wel eens gehoord.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Wir alle haben schon einmal die Bezeichnung "Digital Natives" für junge Leute gehört.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Ý tôi là, hầu hết chúng ta nghe nhắc đến thể hệ trẻ như là 'thế hệ kỹ thuật số.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Εννοώ πως όλοι μας έχουμε ακούσει τις νέες γενιές να αναφέρονται ως "ψηφιακά αυτόχθονες".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Всі знають, що вони "аборигени цифрових джунглів".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Мы все слышали, что молодых людей называют "жителями цифрового мира".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.אני מתכוון, כולנו שמענו שמתייחסים לאנשים צעירים כ"ילידים דיגיטליים."
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.وأقصد، أننا جميعا سمعنا كلاما يصف الشباب "بالجيل الرقمي"
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.我嘅意思係 我哋都聽過年輕人被稱為「數碼原生代」
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.私はこれに疑問を 感じています
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Hver innfødt skal gjøre således når han ofrer et ildoffer til en velbehagelig duft for Herren.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Jokainen maassa syntynyt tehköön näin, tuodessaan suloisesti tuoksuvan uhrin Herralle.