‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Każdy w domu zrodzony tak też będzie czynił, gdy będzie oddawał ofiarę ognistą na wdzięczną wonność Panu.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Každý zrodený doma učiní tak, tie veci, obetujúc ohňovú obeť upokojujúcej vône Hospodinovi,
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.무릇 본토 소생이 여호와께 향기로운 화제를 드릴 때에는 이 법대로 할 것이요
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Minden benszülött így cselekedjék ezekkel, hogy kedves illatú tûzáldozatot vigyen az Úrnak.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Todo natural assim fará estas coisas, ao oferecer oferta queimada em cheiro suave ao Senhor.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır."'Todo natural hará estas cosas así, al presentar una ofrenda quemada como grato olor a Jehovah
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Vsak deželjan naj to izvršuje prav tako, ko prinaša ognjeno daritev v prijeten duh GOSPODU.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Všeliký obyvatel tak bude to vykonávati, aby obětoval obět ohnivou vůně spokojující Hospodina.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Wer ein Einheimischer ist, der soll solches tun, daß er dem HERRN opfere ein Opfer zum süßen Geruch.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Всеки туземец да прави така, когато принесе жертва чрез огън за благоухание Господу.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.Всякий туземец так должен делать это, принося жертву в приятное благоухание Господу;
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.כל האזרח יעשה ככה את אלה להקריב אשה ריח ניחח ליהוה׃
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.كل وطني يعمل هذه هكذا لتقريب وقود رائحة سرور للرب.
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.凡 本 地 人 將 馨 香 的 火 祭 獻 給 耶 和 華 、 都 要 這 樣 辦 理
‹‹ ‹Her İsrail yerlisi RABbi hoşnut eden koku olarak yakılan bir sunu sunarken bunları aynen yapmalıdır.凡 本地人 將 馨香 的 火 祭 獻給 耶和華 、 都 要 這樣 辦理
Herşeyi nasıl da yerli yerinde!Uita-te la cum el este pus împreună![br]
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Certificou-se de que estava tudo sincronizado.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Dia meyakinkan bahwa semuanya teratur.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Dopilnował żeby wszystko było właściwie ułożone.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Er stellte sicher, dass alles zusammenpasst.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Han gjorde klart att allting hängde ihop.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Han sørgede for at alt passede sammen.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Hän varmisti, että kaikki oli kohdallaan.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Hij heeft ervoor gezorgd dat alles paste.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Il s'est assuré que tout était bien synchro.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.오차가 없는지도 확인을 했습니다.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Összeillesztett mindent precízen.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.S-a asigurat că totul se potriveşte.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Všetko zladil.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Εξασφάλισε πως όλα ήταν στην σωστή σειρά.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Он убедился, что всё синхронизировано.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.Увери се, че всичко е подредено.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.הוא וידא שהכל מתחבר יחד.
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.تاكد من كل شيء مرتب
Her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı.そして1年半前にYouTubeに投稿しました
Her şey yerli yerinde. Kişilik budur, görüyorsun ya!C'est la personne, tu vois.
Her şey yerli yerinde. Kişilik budur, görüyorsun ya!Ez a személy, érted?
Her şey yerli yerinde.Todo está en su lugar.
Her şey yerli yerinde.Tutto deve essere a posto.
Her şey yerli yerinde.Всё на своих местах.
Hiçbir şey düzenli amacıyla yapılan ve birkaç yerli görevlilerinin gibiydi아무것도 정기 순서대로 수행하지 않고 원래 하인 몇 가지가 보였어
Hiçbir şey düzenli amacıyla yapılan ve birkaç yerli görevlilerinin gibiydiNimic nu a fost făcut pentru ei şi mai multe periodice ale funcţionarilor nativ părea
Hiçbir şey düzenli amacıyla yapılan ve birkaç yerli görevlilerinin gibiydiשום דבר לא נעשה על מנת הרגיל וכמה המשרתים הילידים נראה
Hiçbir şey düzenli amacıyla yapılan ve birkaç yerli görevlilerinin gibiydiلم تفعل شيئا في نظامها العادية وبدا العديد من الخدم الأم
Hiçbir şey düzenli amacıyla yapılan ve birkaç yerli görevlilerinin gibiydiメアリーはslunkを見たり、粉を吹いたとおびえた顔で約急いでそれらの人ながら、行方不明。
Hollandalılar için, hem rakip şirketler hem de yerli tüccarlar korsandı.De Nederlanders zagen zowel de concurrerende Oost-Indische compagnieën als lokale handelaars als piraten.
Hollandalılar için, hem rakip şirketler hem de yerli tüccarlar korsandı.경쟁사나 토착 상인들 모두가 해적일
Hollandalılar için, hem rakip şirketler hem de yerli tüccarlar korsandı.Για τους Ολλανδούς, και τις δύο ανταγωνιστικές εταιρείες, οι αυτόχθονες έμποροι θεωρούνταν ως πειρατές.
Hollandalılar için, hem rakip şirketler hem de yerli tüccarlar korsandı.Голландцы считали пиратами как конкурирующие компании, так и местных торговцев.
Hollandalılar için, hem rakip şirketler hem de yerli tüccarlar korsandı.何故か?
İkinci yerli dil (Fince veya İsveççe)Det andra inhemska språket (finska eller svenska)
İkinci yerli dil (Fince veya İsveççe)deuxième langue nationale (finnois ou suédois) ;
İkinci yerli dil (Fince veya İsveççe)segundo idioma nacional (finés o sueco);
İkinci yerli dil (Fince veya İsveççe)toinen kotimainen kieli (suomi tai ruotsi)
İkinci yerli dil (Fince veya İsveççe)второй родной язык (финский или шведский);
İkinci yerli dil (Fince veya İsveççe)اللغة الوطنية الثانية (الفنلندية أو السويدية).
İkinci yerli dil (Fince veya İsveççe)除了母语语文考试之外,学生可参加下列科目的考试:
İlk kez, yerli birisi başkan olarak oylandı.Először választottak meg egy bennszülöttet elnöknek.
İlk kez, yerli birisi başkan olarak oylandı.För första gången i historien, en indian valdes till president med absolut majoritet.
İlk kez, yerli birisi başkan olarak oylandı.Per la prima volta, un indigeno fu eletto presidente con una valanga di voti.