Ana içeriğe geç
Sözlük

yerli ile cümle

yerli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Mire visszaértem, mindent szépen visszatettek a helyére.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Până mă întorceam, toate lucrurile erau întotdeauna puse la locul lor.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Para cuando volvía todo se había devuelto ordenadamente a su lugar.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Quanto tornavo tutto era stato precisamente rimesso al proprio posto.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Tegen dat ik terugkwam, stond alles weer netjes op zijn plaats.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Ώσπου να γυρίσω τα πάντα είχαν επιστρέψει στην θέση τους.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Докато се върнех, всичко вече беше спретнато върнато на мястото си.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.Когда я возвращался, все всегда было аккуратно разложено по своим местам.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.כשחזרתי, הכל היה מסודר יפה במקום.
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.وعند عودتي، كنت أجد كل شيء قد أعيد إلى مكانه بشكل منظم
Döndüğümde dağıttığım her şey yerli yerine yerleştirilmiş durumda oluyordu.そしてある日、ゴッホのこの絵に「掃除してください」の札を掛けておいたんです
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.Cercetăm la faţa locului popoare indigene peste tot în lume.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.Die weltweite Feldforschung in Zusammenarbeit mit indigenen Gruppen.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.El estudio de campo que hemos hecho alrededor del mundo con personas autóctonas.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.우리가 세계에서 토착민들과 행하고 있는 현지연구.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.la ricerca sul campo, in tutto il mondo, con le popolazioni indigene.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.Les recherches que nous faisons sur le terrain autour du monde avec les indigènes.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.Na całym świecie prowadzimy badania terenowe nad tubylczą ludnością.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.Riset lapangan yang kami lakukan di seluruh dunia dengan penduduk pribumi.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.Мы проводили полевые исследования коренных народностей по всему миру.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.Научните изследвания, които правим по цял свят с местните племена.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.מחקר השדה שעשינו עם שבטי ילידים.
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.العمل الميداني الذي نقوم به حول العالم مع السكان الأصليين،
Dünyanın dört bir yanında yerli halklarla yaptığımız saha araştırmaları.同じ場所で長期間にわたり 生き続けてきた人々は
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Bien, lo que ocurrió es que la comunidad local se puso en acción.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Điều đã xảy ra là cộng đông địa phương đã lên tiếng
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Ebbene, è successo perché la comunità locale ha preso le cose in mano.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Ei bine, s-a întâmplat că comunitatea locală s-a galvanizat.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Et bien, c'est arrivé parce que la communauté locale s'est prise en main.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.바로 그 곳 지역사회가 발 벗고 나섰기 때문입니다
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.No a stalo sa to tak, že miestna komunita sa zaktivizovala.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.No, stalo se to, že se místní komunita probudila.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Nun, was passiert ist, ist dass die örtlich Ansässigen aktiv geworden sind.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Okazało się, że miejscowa społeczność przebudziła się.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Se tapahtui, koska paikallinen yhteisö heräsi.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Tehát, ez úgy történt, hogy a helyi közösség összefogott.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Welnu, wat er gebeurde, is dat de lokale gemeenschap de handen ineen sloeg.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Yang terjadi adalah komunitas setempat mengambil tindakan.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.А чудо в том, что местные жители активизировались.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.Е, онова, което се е случило, е, че местната общност се е съживила.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.טוב אז הסיבה שבגללה זה קרה זה שהקהילה המקומית התאחדה.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.حسناً، ما حدث هو أن المجتمع المحلي قد تعافى.
Eh, olan şu ki; yerli halk kendine geldi.地域の共同体が行動を起こしたのです 丘陵での自然破壊を知り 阻止したのです
Elle temizleme işinde şanslıydık. Bizi yönlendiren inanılmaz bir yerli kadın vardı.Нам пощастило з проведенням такого очищення, оскільки нам допомагала надзвичайна місцева жінка.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,A empresa tem cerca de 10 000 empregados e estão a fazer sapatos para o mercado interno.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Celý podnik má asi 10.000 zaměstnanců a vyrábějí boty pro domácí trh.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Compania însăși are aproximativ 10.000 de angajați, și fac pantofi domestici.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Die Firma selbst hat um die 10.000 Beschäftigte, und sie stellen Schuhe für China her.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Het hele bedrijf heeft zo'n 10.000 werknemers. Ze maken schoenen voor de eigen markt.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,회사 전체로는 만 명 정도의 직원이 있고 그들은 내수용 신발을 만듭니다.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,La compagnie en compte 10 000 au total, et ils produisent des chaussures pour le marché intérieur.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,La misma compañía tiene unos 10,000 empleados y están haciendo zapatos nacionales.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,L'azienda intera ha circa 10.000 impiegati e produce scarpe per il consumo nazionale.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,W firmie zatrudnionych jest około 10 000 ludzi, którzy robią buty na rynek lokalny.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Всего в компании примерно 10 000 сотрудников. Это китайский производитель обуви.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Самата фирма има около 10 000 служители, и те изработват местни обувки.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,לחברה עצמה היו כ- 10,000 עובדים, והם מייצרים נעליים לשוק המקומי.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,الشركة نفسها لديها حوالي 10000 موظف ، ويصنعون أحذية للسكان المحليين.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,国内用に靴を製造しています 海外企業に立ち入ることはとても困難でした
Fakat yerli olana girmek cok daha kolay.Aber mit den chinesischen Fabriken war viel einfacher.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod