Yerlice biliyor musun ?Kas tunnet, mis sii om?
Marslı, Mars gezegeninin yerlisi.Marslane on planeet Marsi oletatav päriselanik.
Ancak eskiden bu köye göçmüş ve artık buranın yerlisi olmuş pek çok insan da vardır.Kuid praeguseks on lapsi lõpetanud juba nii palju, et oleks vaja teistki sarnast küla.
Sahili her yaz on binlerce yerli turist almaktadır.Varemeid külastab aastas üle 10 000 turisti.
Yerli halkın %90'ı Afrika yerlileri ile beyazların karışımıdır.Neist 90% on indiaani ja euroopa juurtega mestiitsid.
1779 - James Cook, Sandviç Adaları yerlileri tarafından öldürüldü.1779 – Hawaii saare pärismaalased tapsid James Cooki.
Turnuvaya yerli-yabancı 40 takım ve yaklaşık 200 sporcu öğrenci katılmıştır.Tartu Riiklikus Ülikoolis said süüdistuse umbes 200 õppejõudu ja eksmatrikuleeriti ligi 100 üliõpilast.
İzne tabii olan ticari balıkçılık permisi dört yerlidedir.Kalapüük on rahvuspargis lubatud litsentsi alusel.
Yerli halklar MÖ 2400 yıllarında buraya yerleşmişlerdi.Matmispaik säilis jäätununa 2400 aastat.
Cehennemdere avlağı, 1989 yılından itibaren yerli ve yabancı av turizmine de açılmıştır.1996. aasta alguses ühtlustati välis- ja kodumaiste sigarettide aktsiisid.
Soylarının tükenmesi dingolar ve Avustralya yerlileri tarafından avlanılmasına bağlanmaktadır.Tema väljasuremise põhjuseks peetakse dingode konkurentsisurvet ja küttimist Austraalia aborigeenide poolt.
Shawnee Yerlileri tarafından adlandırılmıştır.Inachose järglasi nimetati inahhiidideks.
Yabancı tüccarlar yerli tüccarlarla aynı haklara sahip oldu.Vene kaupmeestega samadel alustel olid kaitstud ka välismaiste kaupmeeste õigused.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.1989-ben miután nyíltan beszélt a bennszülött lakosság elleni brutális bánásmódról elrabolták.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Em 1989, depois de ter falado sobre as brutalidades infligidas aos indígenas... ...foi sequestrada.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.En 1989, tras denunciar el brutal trato hacia el pueblo indígena, la secuestraron.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Nel 1989, dopo aver parlato delle brutalità inflitte agli indigeni, fu rapita.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Pada 1989, setelah bicara tentang perlakuan brutal terhadap penduduk asli Ia diculik
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V letu 1989, potem ko je javno spregovorila o brutalnem ravnanju z domorodci, je bila ugrabljena.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V roku 1989 po tom, čo otvorene prehovorila o brutálnom zaobchádzaní s pôvodným obyvateľstvom, bola unesená.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Το 1989, μίλησε ανοικτά για τη βάναυση μεταχείριση των ιθαγενών... και την απήγαγαν.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.В 1989, после того, как она заговорила о жестоком обращении с индейцами, ее похитили
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.През 1989, след като разказва за бруталността спрямо коренното население, я отвличат.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.ב-1989 אחרי שיצאה נגד הטיפול ,הברוטלי בילידים המקומיים .היא נחטפה
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.彼女は誘拐されました 1989年11月2日
2011'de, 10 yerli kadın tecavüze uğradı.Les statistiques viennent de Kapaeng, une association de défense des droits humains.
2011'de, 10 yerli kadın tecavüze uğradı.Το 2011, 10 αυτόχθονες γυναίκες βιάστηκαν.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.21년 전 일인데도 여전히 생생하게 살아있습니다.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Ça fait 21 ans, mais ils sont encore tous là.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Đã 21 năm, nhưng chúng vẫn còn cả đây.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.É algo que vem do passado. Foi há 21 anos, mas eles ainda estão cá todos.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.E ceva legat de trecut. Au trecut 21 de ani, dar amintirea lor e încă vie.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Es algo que viene del pasado. Son 21 años, pero aún están presentes.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Es sind 21 Jahre, aber die sind noch alle da.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Het is iets dat uit het verleden komt. Het is 21 jaar geleden, maar ze zijn er nog steeds allemaal.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Je to něco, co přichází z minulosti. Je to 21 let, ale stále to tu všechno je.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Je to už 21 rokov, ale stále to tu všetko je.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Minęło 21 lat, ale ono wciąż jest obecne.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Sono 21 anni, ma sono ancora tutti lì.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Valami, ami a múltból bukkan elő. 21 év, de még mindig mind ott van.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Είναι 21 χρόνια, αλλά οι μνήμες είναι ακόμη εκεί.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.Прошлое словно оживает перед моими глазами, будто и не прошло 21 года, и я снова там.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.То е нещо, което изплува от миналото. Оттогава минаха 21 години, но те все още са живи.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.עברו 21 שנים, אבל הרגשות עדיין כאן
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.لقد مضت 21 سنة لكنهم لا زالوا كلهم هناك.
21 yıl oldu, ama bu duygular hala yerli yerinde duruyor.克明に思い出します 1992年に
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Du får inte prata bredvid mun, nummer 48.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Du kan ikke gå rundt og være så åbenmundet, nr. 48.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Não. 48, não podes falar sem ser na tua vez.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Nro 48, et saa puhua, kun ei pidä.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Número 48, no hables cuando no te toca.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Numero 48, non puoi parlare quando non è il tuo turno.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Numerze 48, nie możemy ci pozwolić mówić poza kolejnością.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Νο. 48, κακώς μιλάς πριν έρθει η σειρά σου.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Номер 48, нельзя говорить, когда тебя не спрашивают.
5 yıl önce yaptığımız şey şuydu: Yerli komünitelerdeki çocuklarla ABD'deki çocuklara buluşturmak.Pięć lat temu rozpoczeliśmy program, który łączy dzieci z plemion z dziećmi z USA.
ABD'de yaşayan Afro-Amerika ile Amerikan Yerlileri ve Latin öğrencilere odaklandık.Elsősorban az USA-ban tanuló afroamerikai diákokra, az indiánokra és a latin-amerikaiakra gondoltunk.
ABD'de yaşayan Afro-Amerika ile Amerikan Yerlileri ve Latin öğrencilere odaklandık.우리는 미국의 흑인 학생들, 미국 인디안 학생들과 라틴계열 학생들에 집중하여
ABD'de yaşayan Afro-Amerika ile Amerikan Yerlileri ve Latin öğrencilere odaklandık.Ne-am concentrat în SUA asupra studenţilor Afro-Americani precum şi asupra Nativ-Americanilor şi cei Latino.
ABD'de yaşayan Afro-Amerika ile Amerikan Yerlileri ve Latin öğrencilere odaklandık.Negli USA ci siamo concentrati sugli studenti afro-americani, sui Nativi Americani e sui latino-americani.