Ana içeriğe geç
Sözlük

yerleşme ile cümle

yerleşme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yerleşme dönemi ne kadar zaman içerisinde oldu kesin bilen yok.Hogy pontosan mennyi ideig állomásozott ott, nem tudjuk.
1935'teki sayıma göre, bu alandaki nüfusun tamamı kırsal yerleşmelerde yaşıyordu.1954-ben például az egész lakosság a szomszéd falvakban talált menedéket.
Yöreye müslümanların yerleşmesi 17. yüzyılda gerçekleşti.Muzulmán zarándokok építették a 17. században.
Burada MÖ 6. binyıla değin inen, üst üste ku­rulmuş bir yerleşme ortaya çıkarıldı.10.-i.e 6. között létező hallstatti települést tártak fel.
"GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÖKÇEADA'DA YERLEŞMELERİN DAĞILIŞINDA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER". dergipark.gov.tr."Azon kevesek egyike, akik beírták magukat az autóipar történelmébe." ifj.
Bu kardeşler dağda yaşamaktan sıkılmış ve yerleşmeye geçmek istemişler.A legidősebb testvére vándorutazó lett és a hegyekben élt.
İki yerleşmede de yapı planları tümüyle aynıdır.Az épület minden oldalának azonos a tervezése.
Oraya yerleşmek istemiş olabilir fakat seyahatinin sebepleri konusunda ihtilaflar vardır.Valószínűleg újra tud majd járni, de azon gondolkozik, hogy hogyan tudna kiugrani az erélyen.
Roma Döneminde belediye alanında yerleşmeler oldu.A római időben településről településre fejlődött a területe.
Bu, büyük bir olasılıkla Ön-Türklerin sonraki devirlerde buraya yerleşmesinden kaynaklanmaktadır.Erre minden bizonnyal a fokozódó török támadások miatt volt szükség.
Bu kardeşler dağda yaşamaktan sıkılmış ve yerleşmeye geçmek istemişler.He olivat kyllästyneet elämään barbaarien keskellä ja halusivat palata kotiin.
Buraya yerleşmeye karar verirler.He päättävät jäädä sinne.
1633'te yerleşmeye yardımcı olmak üzere ilk Afrikalı köleler getirildi.Vuonna 1633 saarelle tuotiin ensimmäiset orjat Afrikasta auttamaan plantaaseilla.
Yerleşmenin Kalkolitik Çağ'dan Frigler'in gelişine kadarki sürede iskan edilmediği ifade edilmektedir.Jännitteet yhtyeen sisällä kasvoivat, kun Fredrikin olotila ei helpottunut viikkojen jälkeen.
"GÖLLER BÖLGESİ NEOLİTİK YERLEŞMELERİ ÜZERİNE BİR DENEME".Me voimme käyttää sitä näyttääksemme neekereille heidän paikkansa."
Kitlesel çevrimiçi açık dersler dünyanın her tarafına hızlıca yayılmış olsa bile henüz tam yerleşmemiştir.Näin hyviä jännityskirjoja ei montaa ilmesty koko maailmassa...
Köy diğer insanların da yerleşmesi ile bugünkü halini almıştır.Nykyisin hän on auttamassa muita rakentamaan kylää.
Yörenin yerleşme tarihi, paleolitik dönemle başlamaktadır.Ciezan asutushistoria alkaa paleoliittiselta kaudelta.
İsviçre'ye yerleşmek zorunda kaldı.Asuinpaikkana heillä oli Sveitsi.
Matbaanın yerleşmesinden sonra yazmalar ortadan kalkmıştır.Kun kirjoittaja avasi laatikon, oli kirja kadonnut.
Bostancı semtinde Osmanlı dönemi boyunca önemli bir yerleşme olmamıştır.Fauna säilyi lähes muuttumattomana mesoliittisen kauden ajan.
Bu durum, mezarlıkla ilişkili yerleşmenin çok yakın konumda, hemen üstte yer almış olmasıyla açıklanmaktadır.Hautakummun puuttuminen kielii siitä, että paikalta on saatettu lähteä kiireellä.
Günümüzdeki Noel Baba imajının ve bazı Noel geleneklerinin yerleşmesinde etkili olmuş bir eserdir.Hän alkaa pohtia Joulupukin olemassaoloa ja joulun todellista merkitystä.
Mağaralar genelikle hayvan barınakları ve insan yerleşmesi olarak kullanmışlardır..Luolat ovat muinoin olleet ihmisten tai eläinten suojapaikkoja.
İstanbul 1966, Nüfus ve Yerleşme Cilt: I. İÜ.Coğr.8. Yleinen väestölaskenta 1960: Taajamat ja niiden rajat, ym..
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Hajakylän talot ovat selvästi toisistaan erillään.
KİLİSE TEPE: Beyyenice (İlk Tunç Çağı yerleşmesi vardır.)Siltavuori (sukunimi).
Sonucunda yerleşme belirli bir bölgede toplanamamıştır.Muuten hänen asuinpaikkaansa ei ole sarjassa nähty.
O dönemde aklında Avrupa’ya yerleşmek vardı.Την ίδια περίοδο εγκαταστάθηκε μόνιμα στην Ευρώπη.
Göçmen (muhacir), bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmek amacıyla göç eden kişidir.Αποδημία είναι η πράξη κάποιου να φύγει από την πατρίδα του με σκοπό να εγκατασταθεί αλλού.
Bununla birlikte yöreye esas olarak yabancılar yerleşmekteydi.Στην κατασκήνωση παραθέριζαν κυρίως ξένοι.
Ailesi 1911'de Varşova'ya yerleşmeye karar verdi.Το 1911 μετακόμισαν στην Βαρσοβία.
Bu dönemde de köye yerleşmeler olmuştur.Συνεπώς το χωριό υπήρχε τότε.
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.Απαιτούμε γη και χώρο (αποικίες) για τη διατροφή του λαού μας και την εγκατάσταση του πλεονάζοντος πληθυσμού.
Akranes, Bresi oğulları Þormóður ve Ketill kardeşler tarafından 9. yüzyılda yerleşme yapılmaya başlandı.Η Άκρανες εγκαταστάθηκε τον 9ο αιώνα από τους αδερφούς Þormóður και Ketill, γιους του Bresi.
Hemen yerleşmeye karar vermişler.Έτσι πήραν την απόφαση να φύγουν αμέσως.
Başka bir dönemde yerleşme olup olmadığı anlaşılamamıştır.Φαντάζεται κανείς ότι έχει βρεθεί σε άλλη εποχή και άλλο περιβάλλον.
Avrupalıların bu bölgeye yerleşmesi ise çok daha yakın bir tarihe dayanmaktadır.Μία έννοια με τοπικό χαρακτηρισμό με βάση την Αφρική θα είχε μεγαλύτερη απήχηση.
Yapılan kazılar Gordion'daki yerleşmenin, Friglerin buraya gelişlerinden önce olduğunu göstermektedir.Ελάττωμα: Ο Προύζικ δεν δουλεύει όταν τα σχοινιά είναι παγωμένα.
Günümüz şehri eski bir Roma yerleşmesinin yakınlarında yer alır.Ο σημερινός οικισμός πιθανόν χτίστηκε στη θέση ενός μεγάλου ρωμαϊκού οικισμού.
Esençay yerleşmesinin ismi ise Bidevi (Bedevi)'den gelmektedir.Ji (济 eller 済) var flodnavnet, og Nan (南) betyder syd.
T-34 tankları ile çarpışarak ilerleyen bu Alman birliği Harkov'un kuzey banliyölerine yerleşmeyi başardı.Ved at kæmpe sig forbi T-34 kampvogne kunne denne tyske enhed sætte sig fast i Kharkovs nordlige forstæder.
Yerleşme, MÖ 3. binyılın ilk çeyreğine tarihlenmektedir.Kvartilbredden findes ved at trække 1. kvartil fra 3. kvartil.
İsviçre'ye yerleşmek zorunda kaldı.Han tog ophold i Schweiz.
Han'ın hayali ise Tokyo'ya yerleşmekti.Liu's territorium blev indlemmet i Tang.
Bu yerleşmede büyük olasılıkla tarım yapılırken hayvancılık henüz başlamamıştı.Sandsynligvis har dette samfund ikke holdt husdyr endnu.
Yapılan kazılar sonucunda şimdiye kadar höyükte beş farklı yerleşmenin temsil edildiği tespit edilmiştir.Tidligere er disse forskelle blevet brugt til at definere op til 5 forskellige arter.
Küçük bir şehir yerleşmesidir.Snart voksede en lille by frem.
1633'te yerleşmeye yardımcı olmak üzere ilk Afrikalı köleler getirildi.I 1633 kom de første slaver fra Afrika for at arbejde ved plantagerne.
Amik Ovası'ndaki Kalkolitik Çağ yerleşmelerinin en büyüğü olarak görülür.Voer Kloster ved Mossø menes at have været det ældste.
Özellikle batı kesiminin seyrek bir yerleşme dokusu vardır.Specielt luftsport har nu sit store samlingssted her.
1860'lı yıllarda bu yerleşmeler olmuştur.Hun havde vinterbolig her i 1860'erne.
Okyanusya'ya hiçbir zaman büyük ölçüde yerleşme olmamıştır.Der har aldrig udfoldet sig noget stort fiskeri fra denne havn.
21 Mayıs 1910 tarihinde, Tel Aviv adı, bu yeni yerleşmeye verildi.Den 21. mai 1910 ble navnet Tel Aviv bestemt og tatt i bruk.
Antarktika plakası, 14 milyon yıl önce Miyosan çağında Güney Amerika]]'nın altına yerleşmeye başladı.Antarktisplaten begynte å bli presset ned under Sør-Amerika for 14 millioner år siden i Miocen-epoken.
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Yerleşmeler".«Høyreekstreme på vei inn i det greske parlamentet».
1633'te yerleşmeye yardımcı olmak üzere ilk Afrikalı köleler getirildi.I 1633 kom de første slavene fra Afrika for å arbeide ved plantasjene.
Mahalleye ilk yerleşmeler 1800'lü yılların sonunda olmuştur.Den første europeiske bosetningen i området kom i slutten av 1830-årene.
Mesken (ev) tipleri Yerleşme coğrafyasının inceleme konusudur.Tema: undersøkelse av boligspørsmålet.
Termessos kenti iyi korunmuş bir antik yerleşmedir.Alexandria har en stor og vel bevart gamleby.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod