Mahalleye yerleşmeye gelen göçmenler uzaktan işaret ederek, "bir tane kom var" manasında "Kom bir" demişler.Stąd obojętnie skąd przyjeżdżano do wsi, to znajdowała ona się "na dole".
Bölgede ilk yerleşmeler MÖ 1000'li yıllarda Urartular ile başlamıştır.Kolejny problem to wyżywienie wielotysięcznej armii w pierwszych tygodniach operacji.
Roma ve Geç Antik Çağ yerleşmeleri vardır.Zmierzch Rzymu czy późna starożytność?
Bu buluntular, yerleşmenin bir deprem sonrası terk edildiği yönünde yorumlanmaktadır.Są one brane pod uwagę jako ubikacje awaryjne na wypadek trzęsienia ziemi.
Viking grupları kuzey Fransa'ya yerleşmesi.Wyprawa wikingów do Ameryki Północnej.
Portekiz ile İngiltere arasında gidip gelen çift, 1975'ten itibaren İngiltere'ye yerleşmeye karar verdi.Para dzieliła swój czas pomiędzy Portugalią i Anglią do roku 1975, kiedy to przenieśli się na stałe do Anglii.
21 Mayıs 1910 tarihinde, Tel Aviv adı, bu yeni yerleşmeye verildi.21 maja 1910 dla nowego osiedla przyjęto oficjalnie nazwę Tel Awiw.
Esasen bu Sisam koloni yerleşmesinin yeri olarak Tekirdağ merkezi olarak düşünülmekteydi.Najprawdopodobniej to właśnie ten ośrodek należy traktować jako miejsce narodzenia Plotyna.
Yerleşme planı oldukça ilginçtir.Osiedle to ma ciekawe rozplanowanie.
17. yüzyılda Yahudilerin hala Hırvatistan'da yerleşme hakları yoktu.Od tego czasu aż do VII wieku Żydzi nie mieli prawa wstępu do Jerozolimy.
Avrupalılar'ın yerleşmesinden önce bölgede Tsimshian yerlileri yaşamaktaydı.Region ten przed przybyciem Europejczyków zamieszkiwali Indianie Tupinamba.
Bu yerleşmelerinin höyüğün üçte birini kapladığı belirtilmektedir.Ma on taki obowiązek, jeśli zażąda tego przynajmniej 1/3 izby.
Buraya yerleşmeye karar verirler.Decydują się osiąść w tym miejscu.
Ancak yerleşmedeki daha ileri gelişmeler 1975 yılından sonra izlenmeye başlamıştır.Szybkie zwiększanie zasięgu jego występowania jest obserwowane od około 1975 roku.
Erendis Armenelos'taki Kraliyet Evi'ne yerleşmeyi reddetmişti.Rosła na dziedzińcu przed pałacem królewskim w Armenelos.
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Zakładali osady rozrzucone z dala jedna od drugiej.
Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşmelerdir.Domy były podobne do siebie i ściśle do siebie przylegały.
Adada ilk yerleşme, antik çağda Miletoslularca olmuştur.Historia osadnictwa na wyspie sięga co najmniej początków naszej ery.
Ancak bu yerleşme iki ayrı köy değil, bir köyün iki mahallesi biçiminde olmuştur.Są to jednak nie dwa kościoły, lecz dwa aspekty jednego kościoła.
Lily bu teklifi kabul eder ve birlikte San Fransisko'ya yerleşmeye karar verirler.Chad ogłosił jej, że zostanie przy niej i razem wrócili do San Francisco.
Bu durum, yerleşmede her iki gömü geleneğinin birlikte var olduğunu göstermektedir.Na czym polega więc różnica między bytem a niebytem, skoro obydwa te pierwiastki cechuje realność?
Ancak, aniden çıkıp gelen yüzlerce asilzadenin yerleşmesi için şehirde uygun hiçbir yapı yoktu.Jak na tysięczne miasto nie było w nim wielu rzemieślników specjalistów.
Kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak bir hayalleri vardır.I zawojowali ladzką ziemię i uprowadzili mnogie Lachy i między siebie ich rozdzielili.
Gerze İlçesi nüfus büyüklüğü açısından ilin beşinci büyük yerleşmedir.Jest piątą co do wielkości miejscowością gminy Pakość.
Fikirtepe Höyüğü - Fikirtepe mahallesinin hemen güneyinde yer alan bir düz yerleşmedir.Ptak – wzniesienie w ramieniu odchodzącym na południe.
Daha sonra başka ailelerin de gelip yerleşmeleri ile köy halini almıştır.Ligęzowie (pochodzący z Bobrka) nadali swemu miastu nowe przywileje.
Yakın plan kroki ^ a b c d TAY –- Yerleşme Dönem AyrıntılarıLysko A., Kocurek D. „Ślady zatrzymanego czasu...
Yerleşme ve civarında 15'dan fazla gömüt bulunmuştur.Ukończono i wyposażono jedynie około 15 pokojów i komnat.
Obeyd yerleşmelerinin tarıma dayalı yerleşmeler olduğu anlaşılmaktadır.Plebejusze domagali się sprawiedliwego podziału ziemi.
Erken Tunç Çağı yerleşmesi vardır.Wcześnie rozpoczyna się okres przymrozków.
Volkanın 500 üzerinde ölüm meydana geldi ve yerleşmeler büyük zarara uğradı.W efekcie wybuchu zginęło ponad 150 ludzi, zaś cerkiew została poważnie uszkodzona.
1935 yılında yaratılan kentsel yerleşmenin şimdiki durumudur.Jest to pozostałość miejskiego parku założonego w 1935 roku.
Kampın yerleşmesinde Sovyet savaş esirlerine dair mezarlık inşa edildi.[1]Na terenie byłego obozu powstał cmentarz jeńców radzieckich[1][5].
Esençay yerleşmesinin ismi ise Bidevi (Bedevi)'den gelmektedir.Namnet kommer av möbelns syfte att skänka (servera) ifrån.
Bunda, yakın civarda kazısı yapılmış ve tabakalanması belirlenmiş bir yerleşmenin olmaması da etkendir.Schwa-ljudet / ə / har en stark tendens att försvagas till intet (synkoperas) i tonsvag stavelse.
Esasen bu durum Yakın Doğu'nun neolitik yerleşmelerinde görülen bir durumdur.Denna påminner mycket om den som finns strax söder om Nyköping.
Buraya yerleşmeye karar verirler.De tänker bosätta sig där.
İlk yerleşmeye ilişkin bir mimari buluntuya ulaşılamamıştır.En anmäld åkare kom inte till start.
Kıbrıs'a yerleşmesinden önceki yaşamı hakkında fazla bilgi yoktur.Det finns lite information om hans liv före ankomsten till Bulgarien.
Yerleşmenin 1. yapı katı fazlasıyla tahrip olmuş durumda ortaya çıkarılmıştır.Storhög nummer ett är ännu outgrävd.
Türkler Vadili'ye 17. yüzyılın başında yerleşmeye başlamışlar.Ryssarna brände ner Torneå under början av 1700-talet.
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Niovåningshusen är placerade parallellt med varandra.
Bu dönemde de köye yerleşmeler olmuştur.Troligen etablerades byn vid denna tid.
1712 yılından itibaren kasaba yenide inşa edildi ve ailelerin kasabaya yerleşmesi desteklendi.Från omkring 1702 började kompaniet också rekrytera sin arbetarstam i denna stad.
Yerleşmeler üç büyük delta bölgesinde yoğunlaşmıştır.Målet är att etablera sig i de tre storstadsregionerna.
1515'te bölgeye dönen Portekizliler burada Casa Branca adlı adında bir yerleşme kurdu.År 1515 återkom portugiserna och byggde ett fort och en ny stad som de kallade Casa Blanca (vita huset).
Bu durum, yerleşme sakinlerinin esas yaşam alanlarının bu avlular olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.Troligtvis på grund av de höga kraven som dessa djur ställer på sina habitat.
1860'lı yıllarda bu yerleşmeler olmuştur.Numera återstår bara de på 1860-talet uppförda byggnaderna.
Dündartepe sakinlerini ölülerini yerleşme dışında bir yere gömdükleri ortadadır.Speciellt i Medelhavsområdet förekom andra sätt att begrava sina döda på än de som nämns ovan.
1515'te bölgeye dönen Portekizliler burada Casa Branca adlı adında bir yerleşme kurdu.Португальці повернулися в цей район 1515 року і побудували нове місто під назвою Casa Blanca.
Buraya yerleşmeye karar verirler.Вони вирішують влаштуватися там.
Yeşil ağaç kurbağaları evlerin içindeki lavabo ve tuvalet gibi su kaynaklarına yerleşmeleriyle de tanınırlar.Зелені деревні жаби відомі тим, що населяють водні джерела всередині будинків, таких як раковини або туалети.
Muhacirlerin buralara yerleşmesini istemezler.Герої не планують тут залишатися.
Bundan sonra Türkler yerleşmeye başlamışlardır.Потім тут стали поселятися і турки.
Tüm bu buluntular yerleşmenin Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.Мені здається … всі повинні радіти, що ти вже побував на Південному полюсі.
Bu dönemde de köye yerleşmeler olmuştur.Мабуть, з того часу й існує село.
Yerleşme planı oldukça ilginçtir.Місце для проживання дуже зручне.
"GÖLLER BÖLGESİ NEOLİTİK YERLEŞMELERİ ÜZERİNE BİR DENEME".На території Черевача виявлено залишки поселення доби неоліту".
Ailesi 1911'de Varşova'ya yerleşmeye karar verdi.В 1911 сім'я переїхала до Варшави.
Büyük ormanlara yerleşmezler.Не заходить у приміські ліси.