yerleşik ile cümle

yerleşik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dağılım kuşağının kuzeylerinde nadir yerleşik olarak bulunurlar.尤其在它们分布地区的北边缘它们的数量减少。
Bir kısmı yerleşik, büyük bir kısmı ise göçebe idi.시와 서화에 능하였으나 그의 작품은 대부분 인멸되거나 실전되었다.
4 Intimate Nights with Beyoncé, Amerikalı şarkıcı Beyoncé'nin ikinci yerleşik gösterisi.4 Intimate Nights with Beyoncé는 미국 알앤비 가수 비욘세 놀스의 두 번째 레지던트 쇼이다.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?그렇게 'A Hard Day's Night.'가 탄생한 것이죠."
Eğer elektrik akımı çok azsa, vorteksler yerleşik hal alır ve direnç ortadan kalkar.만약 전류가 충분히 작다면, vortex는 정지해있고 비저항은 사라진다.
İki yerleşik bilgisayardan biri yedekte olup ana bilgisayar arızalandığında kontrolü devralır.두 개의 탑재된 컴퓨터중 하나는 백업으로 구성되어 있고, 주된 컴퓨터에 문제가 생겼을 때 사용된다.
Kışın ise yerleşik nüfus mahallede kalmaktadır.겨울에는 사람들이 다니는 인근 공원에서도 쉽게 볼수 있다.
1931'de Moskova'da yerleşik bir kukla tiyatrosu kurdu.בשנת 1931 הוא הקים תיאטרון בובות במוסקבה.
1994'te Harvard Üniversitesi'nin yerleşik bestecisi oldu ve bunu 2000 yılına kadar sürdürdü.ב-1994 היה ל"מלחין בית מצטיין" באוניברסיטת הרווארד, שם נשאר עד שנת 2000.
Eyalette 14,000 yıldır bu topraklarda yerleşik olarak yaşayan Kızılderililer kabileleri vardı.כבר אלפי שנים שאינדיאנים גרים במקום.
Mahallede yerleşik nüfus yaklaşık olarak 40 civarındadır.מניין התושבים בכפר עומד על כ-400 תושבים.
Ne var ki, bu bölgeler yerleşik Sloven ve Hırvat nüfusa sahip topraklardı.הקרקעות שעליהן ייבנו היו אמורות להיות בבעלות קבוצת נאמנים וחכורות לאזרחים.
Köyde yerleşik olarak dört büyük aile yaşamıştır.Bu aileler veysi nin soyundan gelenler.בעיירה היו ארבעה בתי כנסת רשמיים, שנים מהם בתי מדרש של חצרות חסידיים גדולים.
Yerleşik nüfus 1,620,000 kadardır.עין שריד מונה כיום כ־1,620 איש.
1931'de Moskova'da yerleşik bir kukla tiyatrosu kurdu.От 1931 г. ръководи Централния куклен театър в Москва.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Външният дълг на дадена страна е сумата от дълговете на всички местни лица към кредитори извън страната.
Ancak Ingólfur Arnarson'un ilk yerleşik yaşama geçen insan olmaması olasıdır.Ала има теории, че Ингоулвур Артнаршон може да не е първият човек, заселил се за постоянно на острова.
Yerleşik bir yaşam düzeni yoktur.Нямало каквато и да е подредба на жилищата.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Той става пътуващ диригент и никога повече няма постоянна длъжност.
Asuman Dabak Tiyatrosu, İstanbul'da yerleşik bir özel tiyatro topluluğudur.Съвремѐн театър е частна пътуваща театрална трупа.
Köyde yerleşik olan Türkler Çepni boyundandır.Когато турците дошли в селото то било пусто.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Vila Kralj (nekadašnje "Vis"-ove gorice).
Kurumun genel merkezi Barselona, İspanya'da yerleşiktir.Središte ULEB-a se nalazi u Barceloni, u Španjolskoj.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, adetlerini halen devam ettirmektedirler.Existujú stále bez ohľadu na to, či sa nimi práve prenášajú nejaké dáta.
Ayrıca 8 MB yerleşik bellek vardı.Preto mali tiež L2 cache 8 MB.
Dünyanın çeşitli ülkelerindeki yerleşik göçmenlerle birlikte nüfusları yaklaşık 60 milyon kadardır.Presídľovanie obyvateľstva sa dotklo desiatok miliónov ľudí na celom svete.
Mahallede yerleşik olarak 553 nüfus vardır.Žije tu 553 obyvateľov.
Ülkede yasal başkent Sucre olmasına karşın, bakanlar kurulu La Paz'da yerleşiktir ve ülke buradan yönetilir.Poznámky: La Paz je sídlom štátnej správy, Sucre je sídlom súdnej moci.
Bu alanın sadece 398 hektarı alçak ovada yerleşik alandır.Od tega je 398 hektarjev poseljenega območja.
Madagaskar, yerleşik.Mohorja, obnovilo.
1801 yerleşik nüfus 7000 civarında iken 1901'de bu 120.000 civarına çıkmıştır.Prebivalstvo se je povečalo s približno 7000 leta 1801 na več kot 120.000 leta 1901.
Bir tekne ve üzerine yerleşik kapaktan oluşmaktadır.Skydo apatinėje kaspinas su užrašu Қазақстан.
Yerleşik Avusturya egemenliği, Prusya'nın İmparatorluk siyasetinde 18. yüzyıldaki varlığını hesaba katmadı.Tačiau primestas Austrijos viešpatavimas nesuprato Prūsijos XVIII amžiaus iškilimo imperinėje politikoje.
Mahallede yerleşik olarak 553 nüfus vardır.Kalėjime numatytos 553 vietos.
1622 yılında kızılderililerin yerleşik kolonistlere karşı yaptığı katliam.Tačiau 1632 m. dėl nesusipratimo kolonijos gyventojus išžudė vietiniai indėnai.
Yerleşik düzene Cumhuriyetin ilk yıllarında geçilmiştir.Municipijų sistema atsirado ankstyvosios respublikos laikais.
Kışın ise yerleşik nüfus mahallede kalmaktadır.Žiemą grįžta į bendras gyvenvietes.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Vyriausybės skola – pinigų suma, kurią valstybės institucijos yra skolingos skolintojams.
Yerleşik nüfus bulunmamaktadır.Likęs regionas nėra apgyvendintas.
Türkiye Aile Sağlığı Ve Planlaması Vakfı, İstanbul'da yerleşik bir sivil toplum kuruluşudur.Organizacija yra atskaitinga Ekonominei ir socialinei tarybai, jos būstinė įsikūrusi Londone.
Klasik dönemde Avrupa'nın kuzeyinde yerleşik halklar hakkında MÖ 2. yüzyıl'dan önce pek az şey bilinirdi.Apie Dramblio Kaulo Kranto istoriją prieš atvykstant europiečiams apie 1460-uosius metus žinoma nedaug.
Kuzey dağılım bölgelerindekiler nadir olarak yerleşik kalır.Po santakos teka šiaurėn retai gyvenamomis vietomis.
Son sayıma göre yerleşik nüfus 89 kişidir.Viimase rahvaloenduse järgi elab külas pidevalt 89 elanikku.
Bunların yaklaşık yarısı ABD'de yerleşiktir.Pool nendest koondatakse Ühendriikides, pool teistes maades.
Ama hala bu sınır bölgesinde paganlar hala yerleşik olarak yaşamaktaydılar.Kuid Pannoonia tasandikul elasid sel ajal gepiidid.
Madagaskar, yerleşik.Eesti paiguti.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, adetlerini halen devam ettirmektedirler.Kuigi täna on need kindlakskujunenud saared, jätkavad mõned neist liikumist.
Yerleşik ve gezici kuşlardır.Läänemaa linnused ja linnusepiirkonnad.
Kitap yerleşik yanlışları teşhis etme iddiasındadır.Genoomi valesti kokkupakkumise tuvastamine.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Apoi am încercat să tastez cuvintele pe laptop și să utilizez vocea lui artificială.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Aztán próbáltam gépelni a laptopomon és a beépített hangot használni.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Dann versuchte ich, Wörter auf meinem Notebook zu tippen und die eingebaute Computerstimme zu benutzen.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Depois tentei digitar palavras no meu computador portátil e usar a voz que lá vinha.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Después ensayé la escritura de palabras en el portátil usando la voz que traía.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Ensuite j'ai essayé de taper des mots sur mon ordinateur portable et d'utiliser sa synthèse vocale.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.그 다음에 노트북으로 단어를 입력하고 내장된 음성으로 읽는 방법을 사용했죠.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Lalu saya mencoba mengetik kata-kata di komputer jinjing saya menggunakan suara terintegrasi yang ada.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Następnie spróbowałem pisać słowa na laptopie i wykorzystywać głos, będący częścią oprogramowania.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Pak jsem zkusil psát slova na laptopu a používat vestavěný hlas.
Ardından laptopumda kelimeler yazıp yerleşik sesini kullanmayı denedim.Poi ho provato a scrivere delle parole sul mio portatile e ad utilizzare la sua voce elettronica.
İlgili Sayfalar