yerleşik ile cümle
yerleşik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Başkurtlar daha çok kentsel yörelerde değil kırsal bölgelerde yerleşiktirler.Είναι δυσκολότερο να βρεθούν χορτοφαγικές επιλογές στα επαρχιακά εστιατόρια απ'ό,τι στα αστικά.
Bolşoy Balesi, Moskova'daki Bolşoy Tiyatrosu'nda yerleşik dünyaca ünlü bale topluluğu.Τα μπαλέτα Μπολσόι είναι ένας παγκοσμίως διάσημος ρωσικός θίασος με έδρα του το θέατρο Μπολσόι της Μόσχας.
Yerleşik halk ise kerpiç ve ahşap malzemeden yapılan evlerde kalıyordu.Οι πρώτοι κάτοικοι έμεναν σε πρόχειρες καλύβες κατασκευασμένες από ξύλα και καλάμια της λίμνης.
Ne var ki, bu bölgeler yerleşik Sloven ve Hırvat nüfusa sahip topraklardı.Μερικοί από αυτούς ήταν ιδιοκτήτες ακινήτων και γης.
Halkın buradaki yerleşik tarihi yaklaşık 150 yıldır.Η Ελεύθερη Πόλη επιβίωσε για διάστημα σχεδόν 150 ετών.
En güneydeki Avrupalı kuşlar çoğunlukla yerleşiktir ama diğer popülasyonlar kışın güneye göç ederler.Νοτιότερα ευρωπαϊκά πουλιά είναι κυρίως επιδημητικά, αλλά άλλοι πληθυσμοί μεταναστεύουν νοτιότερα το χειμώνα.
7. yüzyılın başında ilçe topraklarında yerleşik düzene geçilmiştir.Από τον 3ο αιώνα υπάρχει στην περιοχή οργανωμένη Εκκλησία.
Özellikle, Xbox Video şimdi yerleşik video akışı destekleyir.Το iPhone X, πλέον, υποστηρίζει ασύρματη φόρτιση.
Bunların yaklaşık yarısı ABD'de yerleşiktir.Omkring halvdelen blev eksporteret til USA.
Fakat yerleşikler kızılderililere saldırmaya devam ettiler.Men indianerne angreb igen.
Krupp, Essen bölgesinde yerleşik 400 yıllık geçmişe sahip Alman aile.Krupp-familen er et prominent 400 år gammel tysk dynasti fra Essen.
Bu durum göçerler ile yerleşikler arasında çatışmalara yol açtı.Her stod slaget mellem nybyggere indbyrdes.
Rişvan aşiretinin Kâhta'da yerleşik Zürevkan kolunun lideriydi.Hun er leder af Tigerens Rede i Gedved.
Yerleşik halk ise kerpiç ve ahşap malzemeden yapılan evlerde kalıyordu.Fastboende evener boede i hytter af jord og træ.
Çok eski zamanlardan beri kurak çöl kuşağını iki tür topluluk yurt edinmiştir: Göçebeler ve yerleşik olanlar.For længe siden regerede to racer ligeværdigt over Jorden: Menneskene og uhyrerne.
1865 tahrir kayıtlarına göre "Şakşak" adıyla belirtilen köyde yerleşik yaşayan 32 hane bulunmaktaydı.Registreringen i 1905 viste at der var over 23.000 "farvede" vælgere i kolonien.
Helvetler engebeli ve dağlık bir bölgede (modern İsviçre'de) yerleşiktiler.De ble gravlagt på Fredens bolig på Stølen (Bergen).
Eyalette 14,000 yıldır bu topraklarda yerleşik olarak yaşayan Kızılderililer kabileleri vardı.Da hadde det allerede bodd indianere i området i over 3 000 år.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Øya har ingen bebyggelse, og har aldri hatt fast bosetning.
Bu 22–25 cm kuş, kuru, açık ve çoğunlukla tepelik ülke yerleşik bir türdür.Den 33–36 cm lange fugl er lever i tørre, åpne og ofte bakkete områder.
Dolayısıyla devlet organları burada yerleşik idi.Offentlige bygninger ble reist her.
Holm, televizyon ve sinemada etki yaratmadan önce Royal Shakespeare Company'nin yerleşik bir oyuncusuydu.Holm opptrådte flere ganger ved Royal Shakespeare Company før han begynte med TV og film.
Le Mans, Le Mans şehrinde yerleşik bir futbol kulübü.Le Mans Football Club var en fransk fotballklubb fra byen Le Mans.
Mahallede yerleşik olarak 553 nüfus vardır.Byen har om lag 553 innbyggere.
Avustralya, Yeni Gine, yerleşik.Ny-Guinea, overlatt til Australia.
Bölgenin ilk kaydedilen yerleşik halkı Keltlerdir.Stedets første bosettere var kelterne.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, adetlerini halen devam ettirmektedirler.Til tross for sin pensjonering fortsatte ha å skru sammen klokker, en del av disse har overlevd.
Görevine son verildikten sonra müze gemi haline getirilmiştir ve günümüzde, Murmansk'da yerleşik durumdadır.Dia kemudian dikonversi ke museum kapal dan sekarang berbasis permanen di Murmansk.
Orada yerleşik arızalı bir bomba bulunmaktadır.Mereka menemukan rakit kosong di sana.
İkincil bileşen olan Upsilon Andromeda B, bir kırmızı cücedir ve geniş bir yörüngede yerleşiktir.Komponen kedua, Upsilon Andromedae B, adalah bintang katai merah (red dwarf) berada pada orbit yang luas.
Günümüzde yerleşik olmalarına rağmen, bir kısmı, âdetlerini devam ettirmektedirler.Setelah berhari-hari di tempat itu merasa aman, maka mereka memutuskan untuk tinggal di tempat itu.
Geldikten kısa süre sonra yerleşik hayata geçtiklerinden "manav" olarak anılırlar.Tidak lama kemudian mereka menemukan tempat yang dianggap sesuai untuk dijadikan pemukiman tempat tinggal.
Kuşkusuz bu evcilleştirme, o toplumun yerleşik kültürünün yönelimleri tarafından belirlenmişti.Ternyata, ia sedang diburu sebagai bagian dari kebudayaan masyarakat di sana.
1850'li yıllarda Yörüklere iskan mecburiyeti getirilmesiyle birlikte yerleşik hayata geçilmiştir.Setelah tahun 1850, masih tetap ada kapal uap kecil beroperasi.
BfV Köln'de yerleşiktir.BfV có trụ sở ở Köln.
Ayrıca, Firewire (IEEE 1394) için yerleşik desteği eklendi.Âm thanh IEEE 1394 (FireWire) không được hỗ trợ.
Anacapri'nin diğer sakinleri, batıdaki yüksek tepelerde yerleşiktir.Một thị trấn khác có tên Anacapri nằm trên các ngọn đồi cao hơn ở phía Tây hòn đảo.
Bu konserler $385 milyon hasılatla tüm zamanların en başarılı yerleşik gösterisi oldu.Đây là chương trình cố định thành công nhất mọi thời đại, thu về 385 triệu đô-la Mỹ.
Mahallede yerleşik nüfus yaklaşık olarak 40 civarındadır.Dân số của vùng này là khoảng 40 người.
Tromso de buz devrinden beri yerleşik bir hayat olduğu bilinmektedir.Thế Holocen mà chúng ta đang sống là một giai đoạn gian băng.
Bu olsa olsa Anadoluda yerleşik hayata geçmiş ve yaşamış uygarlıklardan kalmalı.Thực tế, không gian dân sự cho xã hội đã và vẫn đang tồn tại.
Bu yıllarda mahallede 400-500 nüfus yaşamaktadır ve yerleşik hayata geçilmiştir.Phải tới khoảng 4 hoặc 5 ngàn năm trước Công Nguyên, con người mới quay lại sinh sống ở nơi đây.
Yunan ve Türk kuşları göçmendir ama diğer populasyonlar yerleşiktirler.Các loài chim Ấn Độ và Châu Phi là cư dân, nhưng châu Âu và các loài chim Châu Á khác đang di cư.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Logic của cái hiện tại sống động (La logique du présent vivant) (chưa hoàn thiện).
Çoğunlukla yerleşik yaşayan kuşlardır.Chủ yếu là chim thường trú.
Bunların yaklaşık yarısı ABD'de yerleşiktir.そのほぼ半数はアメリカ合衆国に存在する。
Bölgenin yerleşik halkı çoğunlukla Traklar ve İlliryalılardan oluşurdu.この地域の住民は主にトラキア人とイリュリア人であった。
Yerleşik nüfus bulunmamaktadır.定住人口は存在しない。
2001 yılında yerleşik nüfusu 34.592 kişiydi, yaklaşık 18.000 konut vardı.2001年の国勢調査によるタウンの人口は34,592人、約18,000世帯が暮らしている。
Amerika'ya Avrupa asıllılar gelmeden önce bu bölgede yerleşik yerli Amerikan ahali bulunmaktaydı.ヨーロッパ人がこの地域に入って来る以前、多くのインディアン部族が住んでいた。
Hayvancılık yapan Türkmenler, kışın ovada, yazın yaylada otlak arayarak yarı yerleşik yaşam sürüyorlardı.牧畜生活を営むトルクメンは、冬は平原、夏は高原で半定住、半遊牧の生活を行っていた。
Yerleşik olarak yaşarlar.団地暮らし。
Klasik dönemde Avrupa'nın kuzeyinde yerleşik halklar hakkında MÖ 2. yüzyıl'dan önce pek az şey bilinirdi.公元前2世纪之前,人们对居住在北欧的部落情况知之甚少。
Yerleşik Avusturya egemenliği, Prusya'nın İmparatorluk siyasetinde 18. yüzyıldaki varlığını hesaba katmadı.然而,这一人设的奥地利霸权却没有考虑到普鲁士于18世纪在帝国政治中的崛起。
Orada yerleşik olan milyonlarca Ermeniye ne oldu peki?當時有大批愛爾蘭裔移民在此定居。
Yerleşik virüsler, bazen hızlı bulaşıcılar ve yavaş bulaşıcılar olmak üzere alt kategorileri ayrılabilirler.常駐型病毒有時會被區分成快速感染者和慢速感染者。
Taş Devrinde yerleşik düzenin olduğu kanıtlar vardır.新石器时代陶器上出现有规则的图案。
Daha sonra kendilerine bir köy kurmak ve yerleşik hayata geçmek isterler.俨后归之,欲与起兵,寻为城民所杀。
Sıkıştırma bağı yarı yerleşik (nerdeyse çözülmesi gerekmeyecek) durumlar için çok uygundur.因平亂有功,高智昇受封為布燮(即宰相),高昇泰受封為鄯闡侯,權傾朝野。
Anarşi yerleşik düzene karşı şiddeli bir tepkidir.橙色運動是向權威說不的一種反叛態度。