yerleşik ile cümle
yerleşik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Avrupa'daki yerleşik toplumlar ilk olarak MÖ 7. milenyumda Balkanlarda ortaya çıktı.وقد ظهرت التجمعات السكنية الاولى في البلقان في أوروبا مع بدايات الالفية السابعة قبل الميلاد.
Dördüncü, geleneksel ya da konvansiyonel, yerleşik alışkanlık tarafından belirlendi.والنوع الرابع هو الفعل التقليدي أو المألوف، والذي يتم وفقا للعادات المترسخة.
Yerleşik Avusturya egemenliği, Prusya'nın İmparatorluk siyasetinde 18. yüzyıldaki varlığını hesaba katmadı.لم يأخذ في الحسبان بناء الهيمنة النمساوية دخول بروسيا في القرن الثامن عشر في السياسة الإمبراطورية.
Bir tekne ve üzerine yerleşik kapaktan oluşmaktadır.السِناد: مايسند عليه من حائط أو غيره.
Son sayıma göre yerleşik nüfus 89 kişidir.يقدر عدد سكانها بـ 89 نسمة .
Bu yıllarda mahallede 400-500 nüfus yaşamaktadır ve yerleşik hayata geçilmiştir.و الآن في القرية يسكن حوالي 300 إلى 500 مواطن و بحالة مادية جيدة.
Bu dönemde insanlar yerleşik hayata geçmiştir.كان الناس في زمانه بأنعم عيش.
Tabyalar C şeklinde bir plan üzerine yerleşiktir.والآن نضع البايت Z في جدول استبدال.
Başkent Ankara'da 129 yerleşik büyükelçilik bulunmaktadır.تستضيف العاصمة الدوحة 94 سفارة.
Hunlar ev yapamaz çünkü göçebe bir uygarlık olduğu için yerleşik bir hayat sürmemişlerdir.لا يستطيع الناس بناء منزل إذا لم يحصلوا على الأرض.
Yerleşik nüfusu 6.590 'dır.يقدر عدد سكانها بـ 6,590 نسمة .
Birçok halkın yerleşik hayata geçmesi.سلسلة من حياة أهل البيت.
Görevine son verildikten sonra müze gemi haline getirilmiştir ve günümüzde, Murmansk'da yerleşik durumdadır.Mais tarde ele foi convertido em um navio museu e agora permanecem em Murmansk.
Dördüncü, geleneksel ya da konvansiyonel, yerleşik alışkanlık tarafından belirlendi.O quarto tipo é o tradicional ou convencional, determinada pelo hábito enraizado.
Cihazın, Facebook, Twitter ve LinkedIn için yerleşik sosyal uygulamaları içerdiği belirtildi.O dispositivo foi anunciado para caracterizar aplicações sociais embutidas para Facebook, Twitter e LinkedIn.
Bu üniversitenin haricinde ayrıca Luanda'da yerleşik Universidade Católica de Angola (UCAN) bulunmaktaydı.Além disto existe desde a independência a Universidade Católica de Angola, em Luanda.
Yerleşik bir türdür.É uma espécie residente.
Bu ılıman alanların yerleşik kuşudur ve kışları göç etmez.Esta espécie não é muito ruidosa nos locais onde inverna.
Yerleşik nüfus bulunmamaktadır.Existência de pessoas sem-abrigo.
Subkontinent Hindistan' da bulunan yerleşik bir kuş türü olmakla beraber, Hindistan'ın da ulusal kuşudur.Trata-se de uma ave nativa do subcontinente indiano, sendo a ave nacional da Índia.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?A Room of One’s Own (em inglês).
Alanının içinde yerleşiktir.Local onde será implantada.
Eğer elektrik akımı çok azsa, vorteksler yerleşik hal alır ve direnç ortadan kalkar.Se a corrente é relativamente pequena, esses vórtices se tornam estacionários, e a resistividade desaparece.
Le Mans, Le Mans şehrinde yerleşik bir futbol kulübü.O Le Mans Football Club é um clube de futebol francês, sediado na cidade de Le Mans.
Mahallede yerleşik nüfus yaklaşık olarak 40 civarındadır.A aldeia tem cerca de 40 habitantes.
Taifal grupları, yerleşik olmaya parçalanmış bir yaşam formunu sürdürmüşlerdir.Famílias que trouxeram um pouco do jeito interiorano de morar.
Güneyde yaşayanları yerleşikken, daha kuzeyde yaşayan popülasyonlar göçmendir.As populações mais a Norte são migratórias enquanto que as populações mais a Sul são residentes.
Sıcak ülkelerde çok sık olarak görülen yerleşik bir hastalıktır.É freqüentemente detectado em colônias aparentemente saudáveis.
Tiyatro Oyunbaz, İstanbul'da yerleşik olan bir tiyatro topluluğudur.Grupo Puja! é uma companhia teatral sediada na Espanha.
Birçoğu Dumanlı Dağlarda, birçoğu da Mordor’da yerleşiktirler.Muitos deles vêm instalar-se em Marrocos.
Krupp, Essen bölgesinde yerleşik 400 yıllık geçmişe sahip Alman aile.De familie Krupp is een prominente, 400 jaar oude Duitse dynastie uit Essen.
Ülkede yasal başkent Sucre olmasına karşın, bakanlar kurulu La Paz'da yerleşiktir ve ülke buradan yönetilir.Hoewel Sucre officieel de hoofdstad is, is de regering in La Paz gevestigd.
Saddler's Wells Balesi 1946'da Kraliyet Operası içinde yerleşik bir bale topluluğu haline geldi.Het Sadler's Wells Ballet bracht een opmerkelijke versie in het Royal Opera House in 1946.
Bu durum göçerler ile yerleşikler arasında çatışmalara yol açtı.Daarmee kwamen er echter toenemende conflicten tussen en binnen de nederzettingen.
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde yerleşiktir.Purushanda was Karahöyük bij Konja.
Yerleşik ve gezici kuşlardır.Het zijn zon- en warmteminnende vogels.
Bunların yaklaşık yarısı ABD'de yerleşiktir.Bijna de helft komt uit de Verenigde Staten.
Kuşaklar öncesinden yerleşik bir yaşam olmadığı için eski zamanlara dair bilgiler kalıcı olamamıştır.Opmerkelijk, omdat er toen nog geen resten van menselijke voorgangers geïdentificeerd waren.
Rusya'nın işgaline uğradığında ilk defa yerleşik düzene geçmiştir.Net als de vorige keer onthield Rusland zich.
Yerleşik olanlar çiftçiler ya da kentlilerdi.De oorspronkelijke bewoners waren boeren.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Het eerste meubel (een 'mobiel' onderdeel van het huis) was een kist.
Yerleşik düzene geçilmesiyle ortaya çıkan köyler, kasabalar ve daha sonra da kentler olarak büyüdüler.Nederzettingen groeiden uit tot dorpen, en later tot steden.
Onlar da direkt olarak bugün oturdukları mekana yerleşmiş olup, ilk yerleşiklerdendirler.W jej pobliżu jeszcze dzisiaj możemy zobaczyć pozostałości po dawnych umocnieniach (wały i fosy).
Tiyatroda şu anki yerleşik topluluk Great Jones Repertory Company'dir.Na scenach La MaMa przedstawienia wystawia również The Great Jones Repertory Company.
1931'de Moskova'da yerleşik bir kukla tiyatrosu kurdu.W 1931 założył Centralny Teatr Lalek w Moskwie.
Astronotlar bu nesneyi yerleşik televizyon kamerası kullanarak belirlediler.Obraz pracujących astronautów przekazywała zainstalowana na łaziku kamera telewizyjna.
Ardından milletini yerleşik hayata geçirmeye heveslendi.Byli gotowi oddać życie za miasto.
Genellikle yerleşiktirler, ancak Doğu Asya populasyonları kışları daha ılıman güneylere göçerler.Na większości obszaru osiadły, lecz wschodnioazjatycka populacja migruje w zimie na cieplejsze rejony.
Mahallenin yerleşik nüfusu 93 kişi kadardır.Miejscowość liczy 93 mieszkańców.
Yaşam şartları onları zamanla yerleşik hayata zorlamıştır.Warunki, jakie tam panują, dają im komfort do życia.
Ayrıca işletim sisteminin yerleşik yazım denetimi hizmetine de erişebilir.Do prób można dołączyć także własne pole służby.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Sélavy jest homonimem c’est la vie (takie jest życie).
Avustralya, Yeni Gine, yerleşik.Australia wschodnia, Nowa Gwinea.
Yabancı etmen, hareketli istasyonun yerleşik etmeni ile iletişim kurarak, yerini hareketli host'a bildirir.Wystrój stacji, zgodnie z jej nazwą, nawiązywać ma do ruchu robotniczego.
Bu durum göçerler ile yerleşikler arasında çatışmalara yol açtı.Prowadziło to do konfliktów z mieszkańcami wsi.
Bunların yaklaşık yarısı ABD'de yerleşiktir.Ungefär hälften av medlemmarna bor i USA.
Anacapri'nin diğer sakinleri, batıdaki yüksek tepelerde yerleşiktir.Kommunen Anacapri ligger i bergen i väster.
Yerleşik nüfusu 6.590 'dır.Antalet invånare är 6 590.
En güneydeki Avrupalı kuşlar çoğunlukla yerleşiktir ama diğer popülasyonlar kışın güneye göç ederler.De sydligast häckande fåglarna är mestadels stannfåglar medan andra populationer flyttar söderut om vintern.
II.B.3.a yerleşik çekirdek faktörleri aktivasyon halinden bağimsız olarak çekirdekte yer alır.II.B.3.a Resident nuclear factors – Befinner sig i cellkärnan oavsett aktiveringsstatus.