Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.Und um die Mission nach dem Hervorbringen des vollen Geschmackspotentials.
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.Và hoàn thành sứ mạng khơi dậy toàn bộ hương vị tiềm ẩn.
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.Y cumplir con esta misión de evocar el potencial total del sabor.
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.И выполняя миссию раскрытия полного потенциала аромата.
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.И да изпълня тази мисия - събуждане на пълния потенциал от аромат.
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.והגשמת משימה זו של עירור מלוא פוטנציאל הטעם.
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.ولكي احاول فهم وظيفتي لاتمام مهمة استنباط النكهة الممكنة في الخبز
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.何が起きているかというと
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Ale Ježiš im povedal: Mojím pokrmom je to, aby som činil vôľu toho, ktorý ma poslal, a dokonal jeho dielo.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Dí jim Ježíš: Můjť pokrm jest, abych činil vůli toho, jenž mne poslal, a dokonal dílo jeho.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Disse-lhes Jesus: A minha comida é fazer a vontade daquele que me enviou, e completar a sua obra.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Ðức Chúa Jêsus phán rằng: Ðồ ăn của ta tức là làm theo ý muốn của Ðấng sai ta đến, và làm trọn công việc Ngài.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Gesù disse loro: «Mio cibo è fare la volontà di colui che mi ha mandato e compiere la sua opera
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Isus le -a zis: ,,Mîncarea Mea este să fac voia Celui ce M'a trimes, şi să împlinesc lucrarea Lui.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jeesus sanoi heille: "Minun ruokani on se, että minä teen lähettäjäni tahdon ja täytän hänen tekonsa.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesús les dijo: --Mi comida es que yo haga la voluntad del que me envió y que acabe su obra
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jésus leur dit: Ma nourriture est de faire la volonté de celui qui m`a envoyé, et d`accomplir son oeuvre.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesus sade till dem: »Min mat är att göra dens vilja, som har sänt mig, och att fullborda hans verk.»
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesus sier til dem: Min mat er å gjøre hans vilje som har sendt mig, og å fullføre hans gjerning.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Jesus siger til dem: "Min Mad er, at jeg gør hans Villie, som udsendte mig, og fuldbyrder hans Gerning.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.예수께서 이르시되 나의 양식은 나를 보내신 이의 뜻을 행하며 그의 일을 온전히 이루는 이것이니라
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Reče jim Jezus: Moja jed je, da izpolnjujem voljo tega, ki me je poslal, in dopolnim delo njegovo.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Rzekł im Jezus: Mójci jest pokarm, abym czynił wolę tego, który mię posłał, a dokonał sprawy jego.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Иисус говорит им: Моя пища есть творить волю Пославшего Меня и совершить дело Его.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.Рече їм Ісус: Моя їжа, щоб чинити волю Пославшого мене, й скінчити Його діло.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.ויאמר אליהם ישוע מאכלי הוא לעשות רצון שלחי ולהשלים מעשהו׃
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.قال لهم يسوع طعامي ان اعمل مشيئة الذي ارسلني واتمم عمله.
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.耶 穌 說 、 我 的 食 物 就 是 遵 行 差 我 者 的 旨 意 、 作 成 他 的 工
İsa, ‹‹Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve Onun işini tamamlamaktır›› dedi.耶穌說 、 我 的 食物 就是 遵行 差 我 者 的 旨意 、 作成 他 的 工
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Cô ấy chỉ có tội là đã hứa với người ông đang bị ốm của mình rằng, sẽ thực hiện điều ước cuối cùng của ông.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.De enige misdaad is ze gepleegd was het verlenen van haar zieke grootvader laatste wens.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Det enda brott hon begått var att bevilja hennes sjuka farfar sista önskan.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Edini zločin je bil se je zavezala dodelitev svojega bolniškega ded je zadnjo željo.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.El único crimen que cometió fue cumplir el último deseo de su abuelo enfermo.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.El único delito que se comete concedía último deseo de su abuelo enfermo.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Jediný hřích, který spáchala, je, že splnila svému nemocnému dědečkovi poslední přání.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Kejahatan yang hanya dia ikrarkan itu untuk mengabulkan permintaan terakhir kakeknya yang sakit.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Kejahatan yang hanya dia ikrarkan itu untuk mengabulkan permintaan terakhir kakeknya yang sakit.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Son seul crime a été d'obéir aux dernières volontés d'un grand-père malade.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Вся её вина состоит в том, что она решила исполнить последнее желание своего дедушки.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.Тя изпълни последното желание на дядо си.
İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.إنّ الجريمة الوحيدة أنها كانت ملتزمة منحة أمنية جدّها المريض الأخيرة
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.A Hospodin mi riekol: Dobre vidíš, lebo ja som šokéd, bdejem nad svojím slovom, aby som ho vykonal.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor."Benar," kata TUHAN, "Aku menjaga agar semua yang Kukatakan menjadi kenyataan.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Da sagde HERREN til mig: "Du ser ret, thi jeg er årvågen over mit Ord for at fuldbyrde det."
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Da sa Herren til mig: Du har sett rett; for jeg vil våke over mitt ord, så jeg fullbyrder det.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Ðức Giê-hô-va bèn phán: Ngươi thấy phải đó; ta sẽ tỉnh thức, giữ lời phán ta đặng làm trọn.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Ðức_Giê - hô-va bèn phán : Ngươi thấy phải đó ; ta sẽ tỉnh thức , giữ lời phán ta đặng làm trọn .
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.En de HERE antwoordde: "Dat is juist. Ik waak (A) over mijn woord en zal mijn dreigementen zeker uitvoeren."
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Então me disse o Senhor: Viste bem; porque eu velo sobre a minha palavra para a cumprir.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.És monda nékem az Úr: Jól láttál, mert gondom van az én igémre, hogy beteljesítsem azt.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Et l`Éternel me dit: Tu as bien vu; car je veille sur ma parole, pour l`exécuter.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Herra sanoi minulle: "Sinä olet nähnyt oikein; sillä minä valvon sanaani toteuttaakseni sen".
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Il Signore soggiunse: «Hai visto bene, poiché io vigilo sulla mia parola per realizzarla»
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.I rzekł Pan do mnie: Dobrze widzisz: albowiem się Ja pospieszam z słowem swem, abym je wykonał.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.여호와께서 내게 이르시되 네가 잘 보았도다 이는 내가 내 말을지켜 그대로 이루려 함이니라
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Och HERREN sade till mig: »Du har sett rätt, ty jag skall vaka över mitt ord och låta det gå i fullbordan.»
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Şi Domnul mi -a zis: ,Bine ai văzut; căci Eu veghez asupra Cuvîntului Meu, ca să -l împlinesc.``
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Tedaj mi reče GOSPOD: Dobro vidiš; kajti čuval bom nad besedo svojo, da jo izpolnim.
RAB, ‹‹Doğru gördün›› dedi, ‹‹Çünkü sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim.›› birbirini çağrıştırıyor.Tedy řekl mi Hospodin: Dobře vidíš; nebo pospíchám já s slovem svým, abych je vykonal.