Her yerinden kanlar geliyordu.Навсякъде по лицето му имаше кръв.
Fırınlar üzerinde bir göz odada barınmış, hâli vakti yerinde olanların yardımlarıya yaşamını sürdürmüştür.“В Дома видях очи, които имат нужда от подкрепа.
Türkiye'nin her yerinden görülebildi.Кубетата ѝ се виждали отвсякъде.
Şimdi yapının yerinde Taksim Gezi Parkı vardır.На негово място сега има паркинг за леки коли.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Тейбрам е убита на 7 август 1888 г. като претърпява 39 прободни рани.
Orton'ın sağ omzu yerinden çıkınca maç çift countout ile sona erdi.На Отвът Предел мача между Ортън и Острието свърши с двойно отброяване.
Şehrin her yerinde, her an kahve kokusu alınabilir.Чай се пие навсякъде и по всяко време.
Arafat vakfesinde Arafat'ın herhangi bir yerinde bir süre beklemek yeterlidir.През следващите дни около здравето на Арафат има много спекулации.
"Dünyanın her yerinde şarkı söylemek istiyorum".Песента се завърта по целия свят.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Оттогава до наши дни той привлича имигранти от цял свят.
Anodulu'nun pek çok yerinde tüketilir.Публицистиката е разположена на много места в програмата.
Aynı zamanda iş yerinde de terfisi ile ilgili ciddi problemler yaşamaktadır.Още повече, че в работата ѝ има тежки случаи.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.На последния етаж има много долапи за покъщнината.
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.Маслините и бялото вино на Агилар се ценят в цяла Испания.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.Императорът загива веднага.
Son cemaat yerinden harime yuvarlak kemerli bir giriş kapısından geçilir.Накрая оставят тесен кръгъл отвор за вход.
İki arkadaş aynı iş yerinde çalışmaktadır.Двете услуги изглеждат и работят по един и същ начин.
Birçok dile çevrilen bu kitaplar dünyanın birçok yerinde milyonlarca sattı.Книгата има изключителен успех и се продава в милиони бройки из целия свят.
2011 yılında Sivas Belediyesi tarafından Eski Paşa Çayırı Spor Tesisleri'nin yerinde inşasına başlandı.През 2011 година със средства от община Нова Загора е изградена модерна спортна площадка.
Yapamazsa, yerinde duramaz ve kontrolden çıkabilir.Ако си отстрани не можеш да го почувстваш, трябва да се изправиш срещу него.
Ülkenin birçok yerinde protesto gösterileri düzenlendi.Протести се провеждат из цялата страна.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Utjecaj prehlade na gospodarstvo u većini svijeta nije dovoljno shvaćen.
İnşaatı 1892-1894 tarihleri arasında yapılmış ve aynı yerleşim yerindeki kiliselerden üçüncüsü olmuştur.Crkva je izgrađena između 1892. i 1894. i treća je u nizu crkava na istom mjestu.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.Frizura Jennifer Aniston nazvana je "The Rachel", a kopirana je diljem svijeta.
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.Samo ih je nekoliko danas u službi.
Diğeri ise yerinde değildir.Ne nekom drugom umjesto njega.
Kokpiti bulduklarında, yaralı şekilde hala yerinde oturmakta olan pilotu bulurlar.Unutra pronalaze pilota koji još uvijek sjedi u svojoj stolici.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.Gornja Krušica pripada Gornjem Selu.
"Dünyanın her yerinde şarkı söylemek istiyorum".Pjesma je licencirana svugdje po svijetu.
Uluslararası Astronomi Birliği, dünyanın pek çok yerindeki ulusal astronomi topluluklarını birleştirir.UAI), organizacija koja okuplja nacionalne astronomske organizacije iz svih dijelova svijeta.
Dünyanın her yerinde yaşadılar.Živjela je širom svijeta.
Bu klipte Demet Akalın çekimler boyunca yerinde duramadı.Prije svega, krov lubanje ne bi mogao podnijeti udarce nanijete na taj način.
Söz konusu nesneye uygulamanın her yerinden ulaşılabilir.Takvu praksu treba napustiti gdje god je to moguće.
Tüm o hali-vakti-yerinde geçmişten geriye hiçbir şey kalmadı."Za vrijeme njegova župnikovanja nijednom župe vrijeme ne obi. "
Aşıdan sonraki bir hafta içinde aşı yerinde akıntı,yara ve şişlik oluşur.Unutar 3 dana u stolici se pojavljuju krv, gnoj i sluz.
Hala dünyanın her yerinde dinlenmektedir.Rasprostrajena je na svim dijelovima zemlje.
Hükümdar Kızılırmak’ın yine sığ yerinden geçip otağına gidiyor.Vitezovi zvuka jašu ponovno!".
Çünkü zaten dünyanın bir yerinde muhakkak gece yarısıydı.Štoviše, bilo je to usred noći posljednjeg dana u godini.
Abdera'nın yerinde bugün Yunanistan'ın Avdhira adlı kenti bulunmaktadır.Sada se u blizini Abdere nalazi grčko naselje Avdhira.
Keyfi yerinde olduğunda kalın sesle şarkı söyler.Ona ga svojim pjevanjem uspava i potiho odlazi.
Dünyanın hemen her yerinde rastlanabilir.Može se naći na raznim nalazištima širom svijeta.
Seküler hümanist kuruluşlar dünyanın her yerinde bulunmaktadır.Humanističke udruge građana se nalaze u svim dijelovima svijeta.
Yılanlar Antarktika ve çoğu ada dışında dünyanın her yerinde bulunur.Sokolovke žive širom svijeta, svuda osim na Antarktiku i većini otoka Oceanije.
Eskiden bu kule yerinde şehrin tarihsel merkezi ve eski katedrali bulunmaktaydı.Na ovom je mjestu nekad bila stara starorimska katedrala.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.Anistonovej účes bol pomenovaný „The Rachel“ a bol kopírovaný po celom svete.
Britanya Hükûmeti, güney İrlanda'nın çoğu yerinde sıkıyönetim ilan etti.Britská vláda vyhlásila stanné právo na väčšine územia južného Írska.
Olayı protesto etmek amacıyla olay yerinde gösteri ve yürüyüşler düzenlendi.Miesto pochodu sa mali konať iné kampane a akcie.
İçinde dünyanın her yerinden getirilmiş özel ağaçlar ve bitkiler bulunur.Rastie v ňom viac než 600 druhov stromov a ďalších rastlín z celého sveta.
Dünyanın her yerinde yaşadılar.Žijú po celom svete.
Bu şehrin yerinde günümüzde Mısır'ın Luxor şehri bulunmaktadır.Dnes sa na tomto mieste nachádza mesto Kalamata.
Türkiye'nin birçok yerinde aynı isimle ilgili yerler vardır.V rôznych častiach Grécka má rôzne pomenovanie.
Günümüzde Türkiye'nin birçok yerinde yapılıp tüketilmektedir.V súčasnosti na mnohých miestach Ruska mu znovu budujú pamätníky.
Tuz oranı gölün her yerinde aynı değildir.Slanosť vody nie je rovnaká v rôznych častiach.
Asya ve Avrupa kökenli olmasına karşın Dünya'nın birçok yerinde yetişmektedir.S výnimkou Madagaskaru a západnej Afriky sú rozšírené po celom svete.
Alay Komutanı’nın öngörüsü son derece yerindedir.Jeho miesto veliteľ légie starostlivo vyberal.
Henüz dünyanın hiçbir yerinde gelişmiş gelgit çitleri yoktur.Dnes už nie je v žiadnom múzeu na svete žiadny kompletný pozostatok dronta.
Mola yerinde kervan dinlenmeye çekilir.Pri parkovisku sa dá oddýchnuť v miestnom parku.
Dünyanın pek çok yerinden insanlar bu güzelliği görmek için gelir.Z toho dôvodu, sa pohľady viacerých ľudí na svet zhodujú.
Dört uçak korsanı vuruldu, üçü olay yerinde öldü.Lietadlo sa rozlomilo na tri kusy a zomreli traja ľudia.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.Dodnes je to jediné miesto, kde boli takéto pozostatky nájdené.