Şimdi yapının yerinde Taksim Gezi Parkı vardır.현재 역이 있던 자리에는 자동차 정비업소가 들어서 있다.
Daha önce caminin yerinde Muğla Mevlevîhânesi bulunuyordu.그 이전에는 강서구 을과 함께 강서구로 묶여 있었다.
Zaten bunların büyük bir bölümü yerinde terk edilmek zorunda kalındı.이 부분은 많은 곳에서 패러디되기도 했다.
Lactalis, dünya çapında, 43 farklı ülkede 237 üretim yerinde 75.000 kişi istihdam etmektedir.로센버그(Rosenberg)는 전 세계 52개 다른 국가에서 1000명의 사람들에게서 377개의 단순 염기서열길이 다형성을 연구하였다.
Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.너무 긴장해서 심장이 입 밖으로 튀어나오는 줄 알았어요.
Sağlık ekiplerinin olay yerinde müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.피해자들은 경찰이 사건 현장을 발견한 직후 모두 병원으로 옮겨졌다.
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.현재는 몇몇 부분만 남아있게 되었다.
Söz konusu nesneye uygulamanın her yerinden ulaşılabilir.하지만 협차는 언제 어디서나 차고 다니는 것이 허용되었다.
Olay yerinde bulunan 4 polis de yaralandı.그리고 4명의 경찰관들이 부상을 입었다.
Enfeksiyon kasığın kat yerinde, genelde her iki tarafta, yaklaşık 1 cm büyüklüğünde bir alan halinde başlar.급성인 경우, 보통 사타구니 양쪽의 주름 부분에서 약 2분의 1인치 정도로 나타난다.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.수목숭배는 오늘날에도 어디서든지 발견된다.
Motosikletli çarpmanın etkisiyle olay yerinde öldü.아내는 오토바이 사고로 죽었다.
Fakat Randy'nin keyfi yerindedir.그는 개인적 즐거움으로 랠리에 참가 중이었다.
Çocuk.korkunç bir şekilde parçalanmıştı ve her yerinden kanlar fışkırıyordu.그의 살가죽이 찢겨 나갔고 피로 범벅이 되었다.
"Terörizmin yayılması dünyanın her yerindeki ülkeler için tehlike oluşturdu.대한민국의 문화가 세계 각지로 전파되고 있는 것이다.
Şu anda bu akımdan etkilenmiş, Dünya'nın her yerinde farklı gruplar vardır.현재 멸종위기에 처해 있으며, 지역마다 각기 다른 아종이 서식한다.
Bilinci yerindedir.깨달음의 상태.
Tüm o hali-vakti-yerinde geçmişten geriye hiçbir şey kalmadı."북반구에서의 "그 이후의 역사적 기록은 존재하지 않는다".
Tüm gün keyfim yerindeydi.기분이 하루종일 좋았다.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.סגנון השיער של אניסטון כונה בשם "תספורת רייצ'ל", וחוקה על ידי נשים ברחבי העולם.
Örneğin bir algoritma diğer tüm küpçükleri yerinde bırakırken yalnızca üç köşe küpçüğün yerini değiştirir.לדוגמה, מהלך אחד יכול להחליף את המיקום של שלושה אריחי פינה ולהשאיר את שאר האריחים במקומם.
Dünyanın her yerinde yaşadılar.הם חיים בכל העולם.
Baba, bir tren istasyonunun orta yerinde soyunmaya başlar.האב מתפשט באמצע תחנת הרכבת.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.בשוק זה נותר עדיין קסמו משכבר הימים.
Yine bu dönemde dünyanın her yerinde Troçkist partiler ve çeşitli örgütler kurulmuştur.ברחבי העולם יש עד היום מפלגות טרוצקיסטיות.
Deyim yerindeyse “yaşamın altın çağı”dır.עכשיו תורך - זאת שעת כדור הארץ".
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.את הטירה הגדולה ביותר ניתן לראות מכל מקום בעיר.
Eşi çok zengin olmasa da hali vakti yerindeydi.למרות שמשפחתו הייתה חשובה, היא לא הייתה עשירה.
Yerinde de bırakılabilir.ניתן גם להורדה כאן.
İsrail Filarmoni Orkestrası ülkenin her yerinde ve yurt dışında birçok konser verir.התזמורת הפילהרמונית הישראלית מופיעה ברחבי המדינה ולעיתים קרובות גם מנגנת בחוץ לארץ.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.מעל ל-2.5 מיליון איש נהרגו.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?איך אתם ישנים על מיטתכם?
Çocuk.korkunç bir şekilde parçalanmıştı ve her yerinden kanlar fışkırıyordu.ונוראה הייתה אנקת החללים בכל מקום, ודמם הציף את כל העיר ונשפך למטה במורד...
Bununla beraber, bu çeviriler, Kuzey Amerika'nın her yerinde yasal değildi.כמו כן, על פי ההגדרה הזו, השטרות האנגליים אינם מהווים הילך חוקי בסקוטלנד.
Aninden tamir yerinden araba gelmeye başlar.עם שובו החל את דרכו בעסקי הרכב.
Pabuçcu daha sonra bu tarzdaki resimlerini dünyanın birçok yerinde sergiledi.טיבי המשיך את פגישותיו אלו במקומות שונים בעולם.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.לאחר ששרדו את ההתקפה, הם בורחים מהמקום.
Bu, dünyanın her yerindeki Yahudi topluluklarında tutarlılık gösteren bir sonuçtur.יום האחדות מצוין גם בקהילות יהודיות ברחבי העולם.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.החיתוך נעשה לאחר כ-20–30 זוגות בסיסים אחרי אתר ההכרה.
Üsküp bu tarihten sonra şimdiki yerinde inşa edilmiştir.הגן נותר במקומו מאז אותה תקופה.
Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur.הוא יכול להרגיש אותה ממרחקים ולהתאהב.
Oyuncu, yerinden kaldırdığı taşı oynamak zorundadır, asla hamlesinden vazgeçemez..השחקן חייב להזיז את האבנים בכל מצב שהמשטח מאפשר לו והוא אינו רשאי לנוע אחורה.
Dünyanın hemen her yerinde üst vücut parçası için en yaygın kullanılan iç çamaşırıdır.כיום, במקומות רבים בעולם, החזייה הפכה לפריט ההלבשה התחתונה הנפוץ ביותר לפלג הגוף העליון.
Yer Değiştirme Karmaşıklığı (yerinde sıralama algoritmaları için).הורדת משקל (כאשר קיים עודף משקל).
Çöplü obaları ülkemizin birçok yerleşim yerinde ikamet ederler.פחי האשפה הביתיים המשמשים אותנו, מצויים במספר גדלים.
Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.הדבר נעשה כדי לנוע מהר יותר, להימלט מטורפים או לתפוס טרף.
Bayan Hollander silahına uzanır ama silah yerinde değildir.בולינגטון מקבל את ההזדמנות הראשונה לירות, אך אקדחו אינו דרוך והוא יורה באדמה.
90,000 kişi yerinden edilmiştir.כ-90,000 מהם נספו.
İstemlerimiz (doğru ve yerinde olan istemlerimiz) tanrı sevgisinin bir parçasıdır.אהבת ה' היא מצוות עשה מהתורה לאהוב את אלוהים.
Uzay araştırmalarında bu aktivitelere "yerinde kaynak temini" denir.המילים הראשונות שלו כשיצא מהחללית היו "היה חם בפנים."
Cass yerinden zıplayarak "Evet' Ben bir Anne olmak istiyorum!" dedi.לאחר ששמעה זאת ניתרה אליוט ממקומה והכריזה "כן!, אני רוצה להיות אימא!".
Günümüzde bu şehrin yerinde Leşkergah şehri bulunmaktadır.עד היום קיימת סביב העיר חומה מתקופה זו.
Yine yaşlıların ifadesine göre bu mesire yerinde yıllarca önce bir de kilise bulunmaktaymış.ניתן ללמוד מכך כי עד שנה זו הייתה כבר הכנסייה בשימוש.
Bu iş yerinden dolayı lakabı Keseryan idi.ובכן זו עצתי הסתלקו מן העסקה.
Gemiler tekrar savaşmadı ve abluka yerinde kaldı.הלוחמים לא הצליחו לשוב לצוללת ונפלו בשבי.
Şu anda, bu seramikler İran'da 100'den fazla yerleşim yerinde bilinmektedir.עדויות לכך נמצאו בלמעלה מ-100 אתרים במצרים.
Bu yüzden dünyanın birçok yerinde yaygındırlar.והוא נפוץ באזורים רבים בעולם.
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.רק חלק קטן מכל אלה נמצאים כיום באתרם.
Suudi Arabistan'ın birçok yerinde, kadının yerinin evde kocasına ve ailesine bakmak olduğuna inanılmaktadır.В много региони на страната преобладава вярването, че мястото на жената е в дома.
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.Новозеландските необичайни растения и животни не могат да бъдат видени никъде другаде по света.