Antarktika haricinde dünyanın her yerinde bulunurlar.南極大陸を除く世界中にある。
Aninden tamir yerinden araba gelmeye başlar.ここから車が破損し始める。
Bir gözü yerinde bant vardır.眼の下にクマがある。
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.ノルウェーの南部でのみ飼育されている珍しい犬種で、他の地域や国外では全く飼育されていない。
Kutuplar, Avustralya, Madagaskar ve Okyanusta'ki birkaç ada hariç, dünyanın her yerinde yaşar.南極、オーストラリア、ニュージーランドを除く、世界全域の水辺や海上で生息している。
Örnek: Bir iş yerinde işçiler maaşlarının düşük olmasından dolayı şikayetçidirler.具体的には、一つは、低賃金職種における昇進のしにくさだ。
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.今いるのは、一握りの人たちだけです。
Sonrasında katil araçla olay yerinden uzaklaştı.なお、乗用車は事故後現場から逃走しそのまま行方不明。
Dünya'nın her yerinde, farklı kültürlerde farklı şekilde gerçekleşir.文化の違いはあらゆるところで見られる。
Tüccarlar, şehrin birçok yerinde olup ev için malzeme satacak.商人 地上の洞窟に住んでいて、いろいろな物を売っている。
Madagaskar üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin %90’ı dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadır.マダガスカルで見つかるすべての動植物種のおよそ90%が固有種である。
Dünyanın her yerinde bulunurlar.世界各地にある。
Acil sağlık görevlileri çağrıldı ve olay yerinde öldüğünü bildirdi.彼等は救急車を呼び、そこで彼は既に死んでいることがわかった。
NHK Japonya'nın her yerinden çeker.日本各地に鎮座する。
Pheadra hemen olay yerinden kaçıp ayrılır.ダモクレスは慌ててその場から逃げ出す。
Örnek olarak bir odanın her yerinde aynı olan sıcaklığı düşünebiliriz.例えば、温度は理想的には部屋の中ではどこも一定である。
Dolayısıyla logoda en fazla 3 renk kullanılması yerinde olacaktır.したがって一色三順ありの場合のロン和了は、三連刻に取るより一色三順に取ったほうが高くなる。
Yerinde olsam derhal eve giderim.もし私が君だったらすぐ帰宅するだろう。
Amsterdam’da ve Hollanda’nın birçok yerinde, Yahudiler Hollanda direnişinin içinde yer aldı.但是,在阿姆斯特丹以及荷兰的其他地方,许多犹太人积极地活跃于荷兰反抗运动中。
Ülkenin her yerinde onu aramaktadır.美國便四處替他尋找。
"Dünyanın her yerinde şarkı söylemek istiyorum".主打歌為《AROUND THE WORLD》。
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.普通感冒對經濟的影響在大部分國家尚不明朗。
Sonrasında katil araçla olay yerinden uzaklaştı.之後兇手開車逃離現場。
Fakat Randy'nin keyfi yerindedir.由傑尼斯娛樂發行。
Bütün soyguncular da hızlıca olay yerinden uzaklaştı ve hiçbiri yakalanmadı.所有的劫匪迅速分散,没人被抓获。
Uçaktaki 15'i ordu görevlisi olan 22 kişi anında olay yerinde öldü.飞机上所有22人,包括15名军人,当场罹難。
Ailesi Wolverhampton Express and Star adlı iş yerinde çalışırken tanışmıştır.她的父母在于《伍尔弗汉普顿快星报》工作时相识。
Aişe geri döneceklerini umarak konaklama yerinde beklemeye başladı ve oturduğu yerde uyuyakaldı.我不清楚她是不是回家了,她回家睡觉去了吧,我想她是睡觉去了。
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.在第488天,Summer 在曾經一同俯瞰全城的地方再次遇見了Tom。
Her ne kadar kazanın hemen sonrasında bilinci yerinde olsa da daha sonra komaya girdi.雖在劇情中期曾短暫清醒,但後來又陷入昏睡。
Aynı zamanda iş yerinde de terfisi ile ilgili ciddi problemler yaşamaktadır.我们同时也在为最坏的情况做好准备。
Ken'i umursamadan olay yerinden ayrılır.有才不偶誰之過,肯即藏鋒事高臥。
Bu, dünyanın her yerindeki Yahudi topluluklarında tutarlılık gösteren bir sonuçtur.这正是如今犹太社团想在全欧水平上显示的东西。
Bir yerinde tek bir râvî olan hadislerdir.有一隻住在某地方的兔子。
İyi hissediyorum ve moralim yerinde.我感觉良好,精神状态良好。
Dünyanın hiçbir yerinde hastalık olduğu kabul edilmiyor.本病在全世界的发病情况尚不清楚。
Buradaki amaç, 2020 yılı itibarıyla ülkenin herhangi bir yerinde nükleer enerjinin kullanılmamasıdır.它将不再在世界任何地方建造核电厂。
Ülkenin her yerinden editöre mektuplar yağmaya başladı."」尋始令國內男子著橫幅。
1962'de Stalin'in heykeli yerinden kaldırıldı, ve 1967'de bunun yerine Ermenistan Ana heykeli dikildi.1962年,史達林雕像被拆除,亞美尼亞之母取而代之。
Ateş (ocak): Konaklama yerinde ısınma ve pişirme için yakılan ocak ateşidir.乃至應墮阿鼻地獄若於此塔一禮拜一圍遶必得解脫。
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.如今只有少数还在役。
Olay yerinde bulunan 4 polis de yaralandı.事件中三名警員受傷。
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.亞馬遜州的動物及植物物種仍未被全部發現,原因是大部份地區依然未有人踏足。
Bu grevi 2006 güzünde ciddi sağlık problemleri nedeniyle bilinci yerindeyken sonlandırdı.2006年因為健康狀況問題而暫時停止其演藝工作。
Yerleşim yerinde bulunan madalyonlar şehrin o dönemdeki önemini göstermektedir.建筑在拉齐维乌家族土地中心的公馆反映了该城镇在该家族历史上的重要程度。
Dünyanın her yerinde bulunurlar.它出現在世界的每一個地方。
"Çok güzel söylediniz, çok yerinde bir söz, katılıyoruz" manasında iki üç kere "Sadu!“正常”“神圣”!我说了三遍“很好”。
Kalenin yerinde küçük bir yerleşim vardır.在城堡附近形成了一个小镇。
Eğlence alanları yerleşkenin her yerinde bulunmaktadır.体育场所有区的入口都位于这一层。
Bu kişinin "aklı yerinde olmayan" biri olduğu ve 1419'da öldüğünde bir "dilenci" olduğu belirtildi.他于1419年去世,当时的人发现他原本就是一名乞丐。
Her yerinden kanlar geliyordu.피가 곳곳에서 흐르게 될 것이다.
Apple Park açıldığında, 700 yeni elektrikli araç şarj portu yerinde eklenecek.애플 파크가 열리면 700 개의 새로운 전기 자동차 충전 포트가 현장에 추가 될 것이다.
385.000 kişilik kapasiteye sahip bu mekana Roma'nın her yerinden insan gelirdi.이 경기장은 385,000명을 수용할 수 있었으므로, 로마 시에 사는 사람들 모두가 이곳에 왔을 것이다.
(O saldırıyı Hukuk'lu Niyazi Yıldızhan yapmış ve olay yerinde öldürülmüştü.그는 재판권을 지녔으며 별들을 병사로 창조하여 악을 파괴하였다.
Aynı zamanda 5 ağaç da yerinden söküldü.동시에 나무 5그루가 뽑혔다.
Ailesi Wolverhampton Express and Star adlı iş yerinde çalışırken tanışmıştır.그녀의 부모님은 「울버햄튼 익스프레스 앤 스타」에서 일하는 동안 만났다.
Bu görevdeki her kelime yüklemdir ve cümlenin her yerinde yer alabilir.그 경험들이 저의 글 어디에든 묻어있겠죠.
"'Polat Alemdar'ın yerinde gözümüz yok".또한 우리는 오라버니가 어디 있는지 모릅니다."
İstemlerimiz (doğru ve yerinde olan istemlerimiz) tanrı sevgisinin bir parçasıdır.상제(上帝)는 '하나님'의 한자식 표기이다.
Skarlet oynanmak üzere seçildiğinde yerinde kimse görünmemektedir.누구도 바라봐주지 않을 때에 스바루와 만나게 된다.