İsrail Filarmoni Orkestrası ülkenin her yerinde ve yurt dışında birçok konser verir.Israels filharmoniske orkester har konserter rundt om i landet og spiller noen ganger utenlands.
Dünyanın hiçbir yerinde meydana gelen olaylara kayıtsız kalamayız.Vi kan ikke stille oss likegyldige til hva som skjer i andre deler av verden.
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.Idag finnes de bare på noen få steder.
Bu, dünyanın her yerindeki Yahudi topluluklarında tutarlılık gösteren bir sonuçtur.Dette resultatet er i overensstemmelse med alle andre jødiske befolkninger rundt om i verden.
Bunlara sürrealist demek yerinde olur" dedi.Da er det godt å sette dem på plass.»
Pabuçcu daha sonra bu tarzdaki resimlerini dünyanın birçok yerinde sergiledi.Kaufman publiserte senere noen av disse bildene på sin egen webside.
Uçaktaki 15'i ordu görevlisi olan 22 kişi anında olay yerinde öldü.22 av de 25 ombord omkom i ulykken.
Türkiye'nin birçok yerinde aynı isimle ilgili yerler vardır.Flere steder i Amerika har også det samme navnet.
Ülkenin birçok yerinde protesto gösterileri düzenlendi.Store demonstrasjoner mange steder i landet.
Dünyanın her yerinde bulunurlar.De finnes over hele verden.
Bilinci yerindeyse şekerli su verilir.Ved å tilsette vann, får man karamellsaus.
Bayağı yayın balıkları kuzey hariç Avrupa'nın her yerinde bulunur.Arten er utbredt over hele Europa, unntatt lengst i nord.
Dünyanın pek çok yerinden insanlar bu güzelliği görmek için gelir.Folk fra hele verden kommer hit for å se alpelandskapet.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.I tillegg kan man ta allmenn påbygging på skolen.
Zaten bunların büyük bir bölümü yerinde terk edilmek zorunda kalındı.Disse ble solgt i et stort område.
Ayrıca bu dönemde dünyanın birçok yerinde antrenörlük kursuna gitti.I løpet av karrieren reiste han mange steder i verden.
İsrail Yayın Kurumu’na ait senfoni orkestrası İsrail’de ve Dünya’nın birçok yerinde konserler verir.Det israelske kringkastingsorkesteret fremfører konserter rundt om i verden også.
Dr. Loomis aşağı baktığında ise Michael hiçbir şey olmamış gibi yerinden kalkıp gitmiştir.Når Sam Loomis ser ned, er Michaels kropp borte.
Sonra helikopterle olay yerinden giderler.Senere fløy familien inn med helikopter.
Ateş (ocak): Konaklama yerinde ısınma ve pişirme için yakılan ocak ateşidir.Han legemliggjør således ilden under bakken som buldrer og løfter bakken.
Dünyanın her yerinde rastlanabilen sofra tuzu tarih boyunca önemli bir ihtiyaç ve ticaret maddesi olmuştur.Kommunikasjon har til alle tider vært en sentral og nødvendig del av tilværelsen.
Dört uçak korsanı vuruldu, üçü olay yerinde öldü.4 seilfly ble levert, men 3 ble ødelagt i ulykker.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Omkring 1,5 millioner er blitt hjemløse.
Sadece freskler yerinde kaldı (In situ).De lever bare i ferskvann.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Diperkirakan merumahkan sekitar 1.5 juta orang.
2:En-Men-Ana’nın yerinde bazı listelerde Kichu-Ana’nın ismi bulunmaktadır MÖ 26ıncı yüzyıl dolayları.2 Sebagai ganti En-Men-Ana di beberapa versi daftarnya ditemukan nama Kichu-Ana Sekitar abad ke-26 SM.
Kazada grup üyesi EunB olay yerinde vefat etti.Teman sebandnya EunB tewas dalam kecelakaan tersebut.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Dampak ekonomi dari pilek belum dipahami secara benar di sebagian besar negara di dunia.
Bütün soyguncular da hızlıca olay yerinden uzaklaştı ve hiçbiri yakalanmadı.Para pelaku perampokan telah berpencar dan tidak ada satu pun yang tertangkap.
Barbekü dünyanın birçok yerinde uygulanmaktadır ve çok sayıda bölgesel farklılıklar vardır.Barbekyu memiliki banyak variasi regional dan dipraktikkan di banyak wilayah di dunia.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Tabram dibunuh pada 7 Agustus 1888; ia menderita 39 luka tusukan.
Dünyanın her yerinde müzikaller sahnelenmektedir.Musikal dipertunjukkan di seluruh dunia.
Henüz dünyanın hiçbir yerinde gelişmiş gelgit çitleri yoktur.Saat sekarang tidak ada lagi aliran Hinayana di belahan dunia manapun.
Sosyalist parti açıkça sosyalist olarak adlandırılan, dünyanın birçok yerinde varolan siyasal parti ismidir.Partai Sosialis adalah nama dari berbagai macam partai politik di seluruh dunia.
Bunun üzerine, E7'nin saptanan yerinde suya su bombaları bırakıldı.Kemudian mereka harus mengantarkan es tersebut kepada petugas di Dermaga 7.
İstemlerimiz (doğru ve yerinde olan istemlerimiz) tanrı sevgisinin bir parçasıdır.Arti dari rahmatullah adalah belas kasih Allah.
Kocasına yerinde öğütler verir.Ia mengatakan kepada suaminya demikian dan suaminya pun menyetujui.
Amsterdam’da ve Hollanda’nın birçok yerinde, Yahudiler Hollanda direnişinin içinde yer aldı.Di Amsterdam dan wilayah lainnya di Belanda, banyak orang Yahudi yang aktif dalam melawan Nazi.
İskenderiye Kütüphanesi'ne dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilmiştir.Koleksi di Bibliotheca Alexandrina disumbangkan dari seluruh dunia.
Dünyanın hemen her yerinde rastlanabilir.Rasa malu dapat terjadi di mana saja.
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.Aku punya banyak dari mereka sekarang.
Sonrasında katil araçla olay yerinden uzaklaştı.Pengemudinya kabur dari lokasi kejadian.
Bunlara sürrealist demek yerinde olur" dedi.Inilah tempat mereka membaringkan Dia."
Hyōgo her yerinde yazları hava sıcak ve nemlidir.Di musim panas, prefektur Hyogo terkenal panas dan lembap.
Söz konusu nesneye uygulamanın her yerinden ulaşılabilir.Maka emplod cukup praktis untuk dibawa ke mana-mana.
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.Hewan atau tanaman tertentu juga tidak dapat dijumpai di semua tempat.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.Layanan taksi juga dapat ditemukan di sekitar kota.
Anodulu'nun pek çok yerinde tüketilir.Buku ini dilarang di banyak tempat.
Hemen her yerinde kısmen Eski ve Yeni Antlaşma'dan türetilmiş bölümlere rastlanır.Yang pertama biasanya diambil dari Perjanjian Lama dan yang kedua dari Perjanjian Baru.
Tetikçi Ağca hemen olay yerinde yakalandı.Pembunuh langsung ditangkap di tempat kejadian perkara.
Biraların yerinde ise ketçap kutuları duruyordu.Dalam perkelahian itu Pranajaya keteter.
Bu yerleşim yerinde Atatürk'ün evinin bir benzeri yapılmıştır.Rumahnya juga dibuat mirip rumah Keluarga Addams.
Devamında, Dünya'nın her yerinde çocukların benzer bir şekilde dil öğrendiğini fark etmiştir.Pada dasarnya semua manusia tampak menghasilkan bahasa dengan cara yang sama.
Bacağının biri yoktur, onun yerinde makineli bir tüfek vardır.Senjata yang ia miliki adalah senapan mesin yang terletak di tangan kanannya.
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.Vào ngày 488, Summer gặp Tom ở nơi ưa thích của anh trong thành phố, và họ nói chuyện.
Martin East, Reginald Lee rolünde: Gözcü yerindeki diğer görevli.Martin East trong vai Reginald Lee: Người gác còn lại trên đài quan sát.
Université de Paix: Aile ve iş yerindeki çatışmaların önlenmesi konusundaki çalışmalar.Université de Paix: chuyên tập trung vào việc ngăn ngừa xung đột trong gia đình và tại nơi làm việc.
Septimius Severus'un saltanatından beri, güneş tapınımı tüm imparatorlukğun her yerinde artmıştı.Kể từ thời Septimius Severus, sự thờ phụng Mặt Trời đã gia tăng trên toàn đế chế.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.Kiểu tóc của Aniston được gọi bằng tên "The Rachel" và sao chép rộng rãi trên toàn thế giới.
Dünyanın her yerinde müzikaller sahnelenmektedir.Nhạc kịch hiện diện ở khắp nơi trên thế giới.