Şimdi yerinde yeller esiyor.Místo sebe tam pošle Cameronovou.
ECSS kongrelerine dünyanın her yerinden bilim insanları katılmaktadır.V Mezinárodní vědecké radě zasedají vědci z celého světa.
Poltava'nın birçok yerinde doğal gaz ve petrol yatakları vardır.Na mnoha místech Předkavkazí jsou naleziště ropy a zemního plynu.
Dört uçak korsanı vuruldu, üçü olay yerinde öldü.Tři z nich byli zastřeleni ostřelovači Hagany, ale čtvrtý uspěl.
Bir gün iş yerinde zehirlenerek ölür.Poté umírá na otravu.
Ancak Kent yerinden kımıldamadı.Dean se ale už nemůže hýbat.
Kasılma, yerinde duramama, aşırı terleme gelişebilir.Může se zhoršovat paměť, zvyšovat zapomnětlivost.
Ülkenin pek çok yerinde yeni kurumlar ve yapılar inşa ettiler.Na různých místech země nechal vybudovat spoustu kaplí a chrámů.
Oradan, Endou ve ekibi dünyanın her yerinden oynarlar.De acolo, Endou și echipa sa joacă peste tot în lume.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Impactul economic al răcelii nu este foarte bine înțeles în cea mai mare parte a lumii.
ECSS kongrelerine dünyanın her yerinden bilim insanları katılmaktadır.La Congresele ECSS participă cercetători științifici din întreaga lume.
Örnek olarak bir odanın her yerinde aynı olan sıcaklığı düşünebiliriz.De exemplu, temperatura poate fi aceeași în întreaga încăpere.
Dünyanın her yerinde müzikaller sahnelenmektedir.Muzicalurile sunt puse în scenă pretutindeni în lumea întreagă.
Ülkenin her yerinden editöre mektuplar yağmaya başladı."Au sosit scrisori la redacție din toate părțile țării”.
Martin East, Reginald Lee rolünde: Gözcü yerindeki diğer görevli.Martin East în rolul lui Reginald Lee: Celălalt gabier din cuibul vulturului.
Çizginin en kalın yerinde ise Lord Byron bulunur.Evident modelul trebuie căutat la lordul Byron.
Çünkü zaten dünyanın bir yerinde muhakkak gece yarısıydı.Era chiar atunci când Soarele de la miezul nopții se afla la orizont.
Almanya, çevre bilinci yerinde bir ülke olarak bilinir.Germania este cunoscută pentru conștiința propriului mediu înconjurător.
Mola yerinde kervan dinlenmeye çekilir.Iese pe uscat pentru a se odihni.
Bu grevi 2006 güzünde ciddi sağlık problemleri nedeniyle bilinci yerindeyken sonlandırdı.A întrerupt-o în toamna anului 2006 din cauza unor probleme serioase de sănătate.
Seküler hümanist kuruluşlar dünyanın her yerinde bulunmaktadır.Organizațiile umaniste seculare se găsesc în toate părțile lumii.
Darla yok olurken yerinde oğlu belirir.Șahul a fost detronat, în locul lui fiind pus fiul său.
Hemen her yerinde kısmen Eski ve Yeni Antlaşma'dan türetilmiş bölümlere rastlanır.Din fiecare trunchi se desprind diviziunile anterioare și posterioare.
Bu yüzden dünyanın birçok yerinde yaygındırlar.El este răspândit în multe zone din întreaga lume.
Tunalıgil, olay yerinde yaşamını yitirdi.Ex.: și-a pierdut viața, în loc de a murit.
Ardından kalkıp devam etmek istediğinde ise zincirinin yerinden çıkmış olduğunu fark etti.Când a auzit, era să cadă de pe scaun.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Tara a fost adorată din vremuri imemoriale, în diferite culturi ale lumii.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.Acesta din urmă este deplasat în sus.
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.Vinurile este consumat pe întreg teritoriul Slovaciei.
Park yerinde deposu dolar.Un curcubeu dublu în parc.
İnşaatı 1892-1894 tarihleri arasında yapılmış ve aynı yerleşim yerindeki kiliselerden üçüncüsü olmuştur.Construcția a avut loc între anii 318-329, fiind una dintre cele mai vechi biserici din lume.
Ev temelleri yerli yerindedir.Locul lor este în fața fundașilor.
Selülit vücudun her yerinde ortaya çıkabilir, ama en yaygın etkilenen alanlar ayaklar ve yüzdür.Aceste vezicule pot să apară în orice parte a corpului dar cel mai frecvent apar în jurul gurii și nasului.
Shatner olay yerinde ölürken Peter hastaneye kaldırılır.Distrus, Peters moare în același loc.
Her yıl Dünya Sosyal Forumu'nu yerinde izlemeye devam ediyor.În fiecare an, în acest oraș se ține Forumul Economic Mondial.
1819'da antisemitik şiddet Almanya'nın birçok yerinde patlak verdi.În 1358 a început o serie de rebeliuni violente în multe locuri din Franța.
Bacağının biri yoktur, onun yerinde makineli bir tüfek vardır.Îi lipsesc câțiva dinți și chiar un picior, în locul căruia are montată o mitralieră.
İş yerinde şiddete başvurma nedenlerinden biri çıkar sağlamaya çalışmaktır.Soluția într-un astfel de caz era recurgerea la prostituați.
Bunları Afganistan'a götürüp savaşın orta yerinde bırakın."Să ne ducem la noi acasă și să lăsam pe moldoveni să-și stăpânească în pace pământul lor strămoșesc”.
Bir ağaç ölürse yerinde bir başkası yetişir.Dacă un copac moare plantează altul în locul lui.
Cinsel taciz iş yerinde ciddi bir sorun olabilir.Hărțuirea sexuală la locul de muncă poate fi o problemă serioasă.
Université de Paix: Aile ve iş yerindeki çatışmaların önlenmesi konusundaki çalışmalar.Université de Paix: a munkahelyi és a családon belüli konfliktusok megelőzésén fáradozó szervezet.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.A meghűlés gazdasági hatásaival a világ nagy részén kevéssé vannak tisztában.
90,000 kişi yerinden edilmiştir.Eddig 90 embert mentettünk ki.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Martha Tabram 1888. augusztus 7-én halt meg, 39 késszúrással végeztek vele.
(Bu durum gezegenler için geçerli değildir çünkü açısal hız gezegenin her yerinde aynı değildir)(Ez a Pak anyabolygón nem fordul elő, mivel az Életfa mindenütt jelen van az egész bolygón).
Adada, Türkiye'nin başka bir yerinde bulunmayan pek çok tür bulunmaktadır.Sehol máshol a szigeten nem található ennyi halomsír.
İçinde dünyanın her yerinden getirilmiş özel ağaçlar ve bitkiler bulunur.Területén a világ minden tájáról való fa és cserje megtalálható.
Olay yerinde bulunan 4 polis de yaralandı.Az akcióban négy rendőr megsérült.
Dünyanın her yerinde bulunurlar.A világ minden táján megtalálhatók.
Roma kalesinin yerinde Şarlman'ın torunu Ludwig (Alman) 835'te bir Karolenj kalesi yaptırdı.Német Lajos, Nagy Károly unokája itt épített fel egy palotát 835-ben.
Genelde defansın ortasında görev yapar ama defansın her yerinde oynayabilir.Általában balhátvédet játszik, de a védelem bármelyik részén bevethető.
Bu görevdeki her kelime yüklemdir ve cümlenin her yerinde yer alabilir.A tagolás, szóköz akárhol lehetett a mondaton belül.
3,000,000 insanın (çoğunlukla Kürt) yerinden edildiği belirtilmiştir.4000 (többnyire indus) lakossal.
Onun yerinde olmak istemektedir.Reméli, hogy ő kerülhet majd a helyére.
Tam bu sırada Kovalyov uyanır ve burnunun yerinde olmadığını anlar.Egyik reggel aztán Kovaljov újra arra ébred, hogy orra a helyén van.
Şoför de kalkması için uyardı ama Parks yerinden kalkmadı.A sofőrt ez feldühítette, és alig hagyta, hogy Parks leszálljon, már el is indult.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Ezekből több mint másfélmillió kelt el.
Matt Parkman'ın bulundbir cinayet olay yerindeki yüzme havuzunda.Los Angelesben egy rendőrtiszt, Matt Parkman egy gyilkosságnál helyszínel.
Ayrıca Suriye içinde 6,3 milyon kişi yerinden edilmiştir.Szíriából 2,7 millió menekültet regisztráltak.