Ana içeriğe geç
Sözlük

yerinde ile cümle

yerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Günümüzde dünyanın birçok yerinde ekstrem spor yapılmaktadır.Правда, тут і зараз багато юнаків займаються кінним спортом.
Ayrıca solo olarak, yerinde kullanıldığı zaman çok etkileyicidir.Як і все інше у Unity, він простий у використанні.
Kafası yerinde çıkabilir.Надівається через голову.
Evrenin herhangi bir yerinde uygulanabilir.Таким чином можна миттєво переміститися в будь-яку точку Всесвіту.
Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi.В інших місцях бронювання головної палуби не було.
Dünyanın her yerinde müzikaller sahnelenmektedir.Музика звучить всюди, абсолютно всюди.
Dörtlü ve beşlinin ek yerindeki Neva perdesi makamın güçlüsüdür.Четвертий і п'ятий сегменти тіла злиті.
Poltava'nın birçok yerinde doğal gaz ve petrol yatakları vardır.В околицях Биткова є родовища нафти і природного газу.
Eserleri, dünyanın pek çok yerinde icra edildi.Їх робота вже отримала визнання в багатьох країнах світу.
Hayvan taşıma kamyonu tarafından çarpıldıktan sonra olay yerinde öldü.За слідченням комбата, помер на місці.
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.Майже усі види м'якотілих тварин Ченцзяна не представлені в інших місцях планети.
Tetikçi Ağca hemen olay yerinde yakalandı.Полоненого було незабаром посаджено на палю.
Yerinde olsam derhal eve giderim.На твоєму місці я би відразу пішов додому.
Yerinde olsam ona sorarım.Я би запитав його на твоєму місці.
Yerinde olsam, işimi bırakırım ve Londra'dan ayrılırım.Якби я був на твоєму місці, я би звільнився й поїхав із Лондона.
Yerinde olsam, işimi bırakırım ve Londra'dan ayrılırım.На твоєму місці я би звільнився й поїхав із Лондона.
Ben iş yerinde her gün Fransızca konuşurum.Я говорю французькою щодня на роботі.
Yerinde olsam aynı şeyi yaparım.На твоєму місці я поступив би так само.
Britanya Hükûmeti, güney İrlanda'nın çoğu yerinde sıkıyönetim ilan etti.Britská vláda vyhlásila stanné právo na většině území jižního Irska.
Ülkenin her yerinden editöre mektuplar yağmaya başladı."Dopisy proudily k redaktorům z celé země“.
Tuz oranı gölün her yerinde aynı değildir.Slanost vody není stejná v různých částech jezera.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Ekonomický dopad nachlazení je ve většině zemí světa podceňován.
Ülkenin her yerinde onu aramaktadır.Hledá ji po celém pokoji.
Uydu bilgileri ücretsizdir ve dünyanın her yerinde çalışır.GPS je zdarma a funguje kdekoli na světě.
Henri Paul ve Dodi al Fayed olay yerinde hayatını kaybetti.Dodi Al-Fayed a Henri Paul byli mrtví hned na místě nehody.
Erken Orta Çağ Avrupa’nın tek odalı evlerinde binanın en yüksek yerinde açıkta bir ateş olurdu.Rané středověké jednoduché domy měly otevřený oheň pod nejvyšším bodem budovy.
Türkiye'nin hemen hemen her yerinde görülür.Lze se s ní setkat téměř všude.
Daha önce caminin yerinde Muğla Mevlevîhânesi bulunuyordu.Avšak dříve v něm seděl za volantem Tom.
Şimdi yapının yerinde Taksim Gezi Parkı vardır.Na jejím místě je nyní parkoviště.
Kennedy 3 yerinden vurulmuştur.Kennedy byl zasažen celkem třemi střelami.
Çeşmenin orijinal yerinden şu anki yerine nakledildiğine dair yazılar bulunmaktadır.Na jeho místě se nyní nachází kopie, neboť originál byl ukraden.
Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.Zapuďme, co srdce souží...
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Kdo po vás chce, abyste šlapali má nádvoří?
Lavazza dünyanın her yerinden kahve ithal etmektedir.Sáblíková sahá po Světovém poháru.
Deyim yerindeyse köyün başına talihkuşu konmuştur.Pokud se jim to podaří, je to pro vesnici velká ostuda.
Getty Images'in dünyanın birçok yerinde dağıtım ofisleri bulunmaktadır.Společnost Getty má distribuční pobočky po celém světě.
Devamında, Dünya'nın her yerinde çocukların benzer bir şekilde dil öğrendiğini fark etmiştir.Děti po celém světě se učí svůj mateřský jazyk stejnými kroky.
Bu iş yerinden dolayı lakabı Keseryan idi.Svůj obchod musela z tohoto důvodu zavřít.
Ülkenin her yerinde olduğu gibi burada da deniz ürünleri çok tüketilir.Jako jinde ve světě, i zde je rozšířený fast food.
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.Mnoho druhů zdejších rostlin a živočichů se nenachází nikde jinde na světě.
Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.Ale kam jít, co dělat, jak se zachránit a dostat se ven?
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.Toskánská vína jsou světově proslulá.
ABD'nin Chapel Hill, North Carolina yerinde doğmuştur.Laurel se narodila v Chapel Hill v Severní Karolíně.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.V horní části bývá vstupní šachta.
15 Mayıs 392'de Valentinianus Galya'da Vienne'deki ikamet yerinde kendini asmış bir şekilde bulundu.15. května 392 byl Valentinianus II. nalezen oběšený ve svém paláci ve Vienne.
Böylece köy şimdiki yerinde kalıcı hale gelmiştir.V roce 2000 se vesnice posunula do nynější trvalé polohy.
Çünkü zaten dünyanın bir yerinde muhakkak gece yarısıydı.Od těch dob se v tomto kostele zvonilo poledne vždy už v 11 hodin.
Merkezi kütüphanenin bir parçası hala eski akademinin yerinde durur.Obecní knihovna Sídlí v budově bývalé školy.
Arıkan, saldırıda ağır yaralandı ve kısa bir süre sonra olay yerinde hayatını kaybetti.Car byl těžce zraněn a brzy po několika hodinách zemřel.
Hayvan taşıma kamyonu tarafından çarpıldıktan sonra olay yerinde öldü.Jednou omylem vypadl z přepravní dodávky která převážela zvířata.
Örneğin bir yerleşim yerinden garaja veya dışardaki lambalara giden yeraltı hattı kullanıldığı gibi.Například v posteli si představuje most či výtah, kterého se bojí.
(Aklî dengesi yerinde olmayan birinin evlenmesi gibi.)(V jiné verzi: Jenom se ožeň, beze všeho.
Vic ise iş yerindeki problemlerle uğraşmaktadır.Montelík má navíc problémy v práci.
Bir yerinde tek bir râvî olan hadislerdir.Mnoho krys na jednom místě.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Pak mohou pokračovat na jakékoliv univerzitě v Indii či jinde.
Amacına erişmesinde kendisine iş yerinden üç samimi arkadaşı yardımcı olmaya çalışırlar.Jenže pro splnění svého úkolu musí navštívit tři cizí světy, kde jsou ukryta.
Siyah muhallebi dünyanın birçok yerinde tüketilmektedir.Celou malbu zdobí na mnoha místech zlato.
Öğrenciler ve gençlik grupları ülkenin birçok yerinde yürüyüş aktivitelerine katılır.Mládežnické skupiny a hnutí v různém stádiu vývoje.
Kurumun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz.Vlastníci pozemků nechtějí ustoupit opravě průtahu obcí .
Bu görevinde Türkiye'nin çoğu yerini gezmiş ve tarihi eserleri yerinde inceleme fırsatı bulmuştur.Mnozí z nich jenom v Rusku dostali příležitost použít svých získaných zkušenosti.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod