Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.Haar haarstijl werd wereldwijd gekopieerd en werd bekend als 'The Rachel'.
Bilinci yerindedir.Zijn consciëntieus.
Zaten bunların büyük bir bölümü yerinde terk edilmek zorunda kalındı.Zij hadden een groot deel van het gebied in hun macht gekregen.
Vücutlarının herhangi bir yerinde beyaz tüy bulunmamasına dikkat edilir.Ook zijn er op de rest van het lichaam heel weinig tot geen witte vlekjes te zien.
Şu anda köyün birçok yerinde zeytin bahçeleri bulunmaktadır.Op veel plaatsen komen olijfbomen voor.
Örnek: Bir iş yerinde işçiler maaşlarının düşük olmasından dolayı şikayetçidirler.Het bedrijf wordt door sommigen bekritiseerd om zijn lage lonen.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.De moordenaar is hem steevast te vlug af.
Yara yerinde çıkan kabarcığı takiben ayağı enfeksiyon kaptı.Hij stierf ten gevolge van een infectie aan zijn voet.
Getty Images'in dünyanın birçok yerinde dağıtım ofisleri bulunmaktadır.Sotheby's beschikt over tientallen vestigingen in de wereld.
Eğlence alanları yerleşkenin her yerinde bulunmaktadır.Ze voelen zich overal waar bomen staan thuis.
Sonrasında da görülmemişti olay yerinde.Die vond dientengevolge niet plaats.
Enfeksiyon kasığın kat yerinde, genelde her iki tarafta, yaklaşık 1 cm büyüklüğünde bir alan halinde başlar.De infectie begint meestal aan beide liezen tegelijk met 1 tot 1,5 cm grote plekken.
Bugün medresenin yerinde yeni inşa eidlen bir Cami bulunmaktadır.Op dit moment is op de plaats van Kareol een nieuw appartementengebouw gesticht.
Tuz oranı gölün her yerinde aynı değildir.Het zoutgehalte is echter niet overal gelijk.
In situ, "yerinde" manasına gelen Latince bir deyiştir.De term 'in situ' is Latijn voor 'op zijn plek'.
Biraların yerinde ise ketçap kutuları duruyordu.Voor een deel van het proces waren de kapucijnen aanwezig.
Annesinin yanına döndüğünde, onun yerinde olmadığını fark eder.Maar bij zijn moeder aangekomen, hoort hij dat er geen probleem is.
Dünyanın her yerinde diasporamız var ve milyonlarca insan tarafından temsil ediliyoruz.Mierenleeuwen komen overal ter wereld voor en zijn vertegenwoordigd op alle continenten.
Anadolu'nun birçok yerinde 'bibi' olarak da isimlendirilir.In sommige plaatsen wordt het ibiocaí genoemd.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Maar wie strijkt de erfenis op?
İki arkadaş aynı iş yerinde çalışmaktadır.Alle drie de organisaties werken in hetzelfde gebouw.
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.Het is een leefgebied voor dieren en planten die nergens anders ter wereld voorkomen.
Anodulu'nun pek çok yerinde tüketilir.De tekst is op enkele plaatsen beschadigd.
Dünyanın her yerindeki Yahudiler yedi gün yedi gece yemeğini sukotlarda yer.Voor straf wekt de smid zijn knechten zeven dagen lang elke nacht om middernacht.
Hala dünyanın her yerinde dinlenmektedir.Hij trad vervolgens overal ter wereld op.
Saat beşte seni senin yerinden almaya geleceğim.Ik kom u bij u ophalen om vijf uur.
Senin yerinde olsam, onu yapmazdım.Dat zou ik niet doen als ik jou was.
Yerinde olsam dikkatli olurdum.Ik zou maar voorzichtig zijn als ik jou was.
Her yerinden kanlar geliyordu.Wszędzie było pełno krwi.
Kaza yerinde kalanlar Parrado ve Canessa’nın yardım bulduğunu ertesi gün radyodan öğrendi.Pozostali rozbitkowie dowiedzieli się już wcześniej z radia, że Parrado i Canessa znaleźli pomoc.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Martha Tabram została zamordowana 7 sierpnia 1888 za pomocą noża.
O dönemlerde Avrupa'nın hemen hemen her yerinde yaşamakta ve İsveç kadar kuzeyde bile üremekteydiler.Były wtedy pospolite na terenie niemal całej Europy, gniazdując na północy aż w Szwecji.
Standart ölçüsü dünyanın her yerinde gösterilen filmler için olanaklı yapıldı.Standardowa szerokość umożliwiła prezentację filmów we wszystkich krajach świata...
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Wpływ przeziębienia na ekonomię większej części świata pozostaje niejasny.
Diğer namazlar kişisel olup, evde veya iş yerinde kılınabilir.Można się modlić indywidualnie, w rodzinie czy we wspólnocie.
Yerinde de bırakılabilir.Można się też ich zrzec.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Przerażony ucieka z miejsca wypadku.
Bilinci yerindeyse şekerli su verilir.Stanie, kiedy wykrystalizuje się cukier.
Ülkenin her yerinde onu aramaktadır.Przy tym szukał ich po całym świecie.
Arıkan, saldırıda ağır yaralandı ve kısa bir süre sonra olay yerinde hayatını kaybetti.Podczas ataku został ciężko ranny i wkrótce potem zmarł.
O sırada Sally oradan geçmekte olan bir kamyonete binerek olay yerinden uzaklaşır.Maria postanowiła wówczas położyć się przed nadjeżdżającą ciężarówką.
Fakat Randy'nin keyfi yerindedir.Marcin Daniec w kategorii Rozrywka.
Kurtarma ekibi en kısa zamanda olay yerindeydi.Ekipy ratunkowe przybyły na miejsce niemal natychmiast.
Daha önce caminin yerinde Muğla Mevlevîhânesi bulunuyordu.Wcześniej jeździła figurowo na wrotkach.
Günümüzde Türkiye'nin birçok yerinde yapılıp tüketilmektedir.Do dziś jednak w Meksyku w wielu miejscach jest ona starannie pielęgnowana.
Kont Louis, ilk oklamada iki yerinden yaralanıp, atından düştü.Ludwik Zamorski spadł z konia i zmarł w wyniku odniesionych ran.
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.Winorośl jest powszechnie uprawiana na terenie kraju.
Türkiye'nin her yerinde alabalık yetiştiriliciğine rastlamak mümkündür.Wobłę można kupić w całej Rosji.
Dr. Loomis aşağı baktığında ise Michael hiçbir şey olmamış gibi yerinden kalkıp gitmiştir.Gdy jednak Loomis spogląda przez nie, Michaela już nie ma.
Çırağan Sarayı'nın bugünkü yerinde bir Mevlevihane yaptırmıştır.Nadała ona pałacowi dzisiejszy wygląd.
Çizginin en kalın yerinde ise Lord Byron bulunur.Jednym z uczęszczających do niej był Lord Byron.
Olay yerindeki delilleri topladıktan sonra görevlilerden birisi sigara dumanı kokusu alır.Po zabiegu u osób palących widoczne mogą być siniaki w miejscu zabiegu.
Günümüzde ise dünyanın birçok yerinde yetiştirilebilmektedir.Obecnie jest uprawiany w wielu rejonach świata.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Wymordowano około 1,5 mln ludzi.
Ayrıca Suriye içinde 6,3 milyon kişi yerinden edilmiştir.6,4 mln osób było uzależnionych od pomocy zagranicznej.
Yılanlar Antarktika ve çoğu ada dışında dünyanın her yerinde bulunur.Występuje na wszystkich kontynentach świata z wyjątkiem Antarktydy oraz na wielu wyspach.
Uçaktakiler olay yerinde hemen can verdi.Obaj lotnicy ponieśli śmierć na miejscu.
3,000,000 insanın (çoğunlukla Kürt) yerinden edildiği belirtilmiştir.3 tys. ludzi (według mjr.
Daunte olay yerinde ölürken, Haley ağır yaralanmıştır.Podczas wymiany ognia, Salam został ciężko ranny.
Uzun yıllar sahada çalışmış; Irak, Afganistan gibi ülkelerde yaşanan savaşları yerinden izlemiştir.Jest żołnierzem; walczył podczas wielu wojen na terenie Iraku.