Cass yerinden zıplayarak "Evet' Ben bir Anne olmak istiyorum!" dedi.Shemp: Sim, eu queria estar próxima de mamãe."
Britanya Hükûmeti, güney İrlanda'nın çoğu yerinde sıkıyönetim ilan etti.O governo britânico respondeu impondo a lei marcial em boa parte do sul da Irlanda.
Bu, dünyanın her yerindeki Yahudi topluluklarında tutarlılık gösteren bir sonuçtur.Esse resultado é consistente para todas as populações judias ao redor do mundo.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?"Ou com quem eu fui pra cama?
Yurdun her yerinde barış kutlanmaktadır.Que a paz prevaleça em todo o país.
Bunun üzerine, E7'nin saptanan yerinde suya su bombaları bırakılmıştır.Ele lembrou que os Elfos Bebê estão armazenadas na Área 7.
Bir gün iş yerinde zehirlenerek ölür.Morreu na viagem, algures envenenado.
Bu kanalların açılması 160,000 metre küp toprağın yerinden çıkarılmasını gerekli kılmıştı.Para construir, eles tiveram que ser removidos mais de 180 milhões de metros cúbicos de terra.
Henri Paul ve Dodi al Fayed olay yerinde hayatını kaybetti.Dodi Fayed e Henri Paul tiveram morte instantânea.
Dünya'nın her yerinde aynı değere karşılık gelmektedir.Quanto vale o real ao redor do mundo?.
Şimdi yapının yerinde Taksim Gezi Parkı vardır.Atualmente em seu lugar funciona um estacionamento.
Başkentleri olan Tenochtitlan, modern Meksiko şehrinin yerindedir.A sua capital, Tenochtitlan, estava situada na zona da moderna Cidade do México.
Türkiye’nin hemen hemen her yerinde her çevreden kimi sosyalist öncüleri bir araya getirirler.Eu sou contra as políticas do Hamas em quase todos os aspectos.
Ireland, 26 Mayıs 1970 tarihinde Kolorado'da küçük bir yerleşim yerinde doğdu.Ireland nasceu em 26 de maio de 1970 em Longmont, Colorado, uma pequena comunidade fora de Denver.
Maalesef defineciler bu taşı da yerinden aşagi yuvarlamışlar.Com este fim, as pedras se empilharam na margem.
Yörede Dünya'nın başka hiçbir yerinde yetişmeyen nadir bitki türleri bulunmaktadır.As numerosas espécies de plantas são endêmicas à região e não nascem em qualquer outro lugar no mundo.
Bayramlarda da gençler bayram yerinde toplanarak çeşitli oyunlar oynayarak bayramın tadını çıkartırlar.O vídeo também mostra os garotos comemorando o Natal juntos.
Yangının ertesinde dünyanın pek çok yerinden bağışlar geldi ve şehir yeniden inşa edildi.Depois do incêndio a cidade recebeu muitas doações de todo o país, e a tarefa de construção se iniciou.
Aynı zamanda iş yerinde de terfisi ile ilgili ciddi problemler yaşamaktadır.Ao mesmo tempo, ele sofre com mais problemas em sua vida de negócios.
Köy ilk yerleşim yerinden farklı olarak şimdiki yerine kurulmuştur.A primeira ponte foi construída em local diferente ao da hoje existente.
Günümüzde IRC dünyanın hemen her yerindeki insanların kullandığı bir platform haline gelmiştir.A AIC tornou-se uma rede de projetos através do mundo.
Sonra helikopterle olay yerinden giderler.Alguma coisa cai do helicóptero.
İçinde dünyanın her yerinden getirilmiş özel ağaçlar ve bitkiler bulunur.Lá se podem encontrar belas flores e árvores de todo o mundo.
Kentin büyümesi istila ve yerinden etme süreçlerinden oluşur.A população de El Alto, desenvolve e transforma recursos.
Şirket bir Amerikan şirketi olmakla birlikte, dünyanın pek çok yerinde fabrikaları vardır.A empresa possui muitas fábricas em todo o mundo.
Madagaskar üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin %90’ı dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadır.Mais de 60% das espécies nativas não podem ser encontradas em qualquer outra parte do planeta.
Anadolu’nun hemen her yerinde söylenir.A cidade de Anadyr fica na sua margem.
Bu sayıma göre 6 yerleşim yerinde toplam 189 nüfus kaydedildi.Abriga um total de 169 assentamentos.
Yarışma, Güney Kore'nin başkenti Seul şehrinin "KBS Concert Hall" adlı yerinde düzenlenecektir.Os dois festivais terão lugar no KBS Concert Hall, localizado na capital sul-coreana, Seul.
Dikilitaşlardan biri kazı sırasında in situ olarak yerinde bulunmuştur.Uma equipe de busca o encontrou enquanto ainda estava no solo.
Dünyanın hiçbir yerinde meydana gelen olaylara kayıtsız kalamayız.Não podemos acreditar cegamente naquilo que o mundo nos oferece.
Dünyanın her yerinde bulunurlar.São encontradas em todo o mundo.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Quando os seguranças tentam detê-lo, ele foge do local.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Historicamente, as estrelas foram importantes para as civilizações em todo o mundo.
Yerinde olsam derhal eve giderim.Se eu fosse você, ia já para casa.
Her yerinden kanlar geliyordu.Overal stonden bloemstukken.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.De economische gevolgen van verkoudheid worden in een groot deel van de wereld onderschat.
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.Op dag 488 komen Summer en Tom elkaar tegen op Toms lievelingsplekje.
Ancak maalesef burada da şansları yerinde gitmiyor.Maar ook hier hebben ze geen geluk.
Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar toplandı.Van overal kwam hulp om de stad te herbouwen.
İnşaatı 1892-1894 tarihleri arasında yapılmış ve aynı yerleşim yerindeki kiliselerden üçüncüsü olmuştur.De kerk is gebouwd tussen 1892 en 1894, en is de derde uit een serie van kerken op dezelfde locatie.
Hitler'in arabası öğleden sonra Braunau'dan, Hitler'in doğum yerinden Avusturya'ya girdi.Hitler zelf stak die middag de grens over bij Braunau, zijn geboorteplaats.
1906’da Zakopane’ye yerleşti, Tatra dağlarında bir dinlenme yerinde huzurlu anlar geçirdi.In 1906 vestigde hij zich in Zakopane, een vakantiedorp in het Tatragebergte.
Kuşkum çok yerindeymiş.").En ik kom zelf ook uit een erg saai plaatsje."
11 Nisan 1968'de Rudi Dutschke'ye Halensee'de bir suikast oldu ve olay yerinde hayatını kaybetti.Op 11 april 1968 vond op de Kurfürstendamm een aanslag plaats op Rudi Dutschke, welke hij overleefde.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Ze kunnen hierdoor naar elke universiteit in het land.
15 Mayıs 392'de Valentinianus Galya'da Vienne'deki ikamet yerinde kendini asmış bir şekilde bulundu.Op 15 mei 392 vond men de opgehangen Valentinianus II in zijn paleis in Vienne.
Henri Paul ve Dodi al Fayed olay yerinde hayatını kaybetti.Dodi Al-Fayed en Henri Paul werden beiden doodverklaard op de plaats van het ongeluk.
Ayrıca Suriye içinde 6,3 milyon kişi yerinden edilmiştir.In Tsjaad werden rond 3,6 miljoen mensen erdoor getroffen.
Ülkenin her yerinde onu aramaktadır.Hij probeert hem overal te vinden.
Tevrat'ın birçok yerinde bu işlemin yapıldığına dair ayetler vardır.Vele Openbaringen volgden nog en deze zijn later vastgelegd in de Koran.
Dağın birçok yerinde, onlar tarafından yapılmış resim işlemeleri ve gravürler mevcuttur.Bij de berg zijn op verschillende plaatsen schilderingen en gravures van hen gevonden.
Ülkenin birçok yerinde protesto gösterileri düzenlendi.Op verschillende plaatsen in het land vinden demonstraties plaats.
Dünyanın her yerinde bulunurlar.Ze zijn overal ter wereld te vinden.
Kurtarma ekibi en kısa zamanda olay yerindeydi.De hulpdiensten waren snel ter plaatse.
Örnek olarak bir odanın her yerinde aynı olan sıcaklığı düşünebiliriz.Zo kan een volledig beeld worden gecreëerd van de temperatuurgelijkheid in de gehele ruimte.
Fakat ülkenin pek çok yerinde marketlerde veya küçük dükkânlarda alkollü içki bulmak mümkündür.Toch vindt het bier soms in kleine hoeveelheden de weg naar winkels en cafés.
Çizginin en kalın yerinde ise Lord Byron bulunur.De bekendste gast ten huize was lord Byron.
İş elbisesi, özellikle iş yerinde giyilen giysi olarak tanımlanır.Een overall is werkkleding die, zoals de naam al aangeeft, over andere kleding gedragen wordt.
Aynı zamanda 5 ağaç da yerinden söküldü.In werkelijkheid werden er 5 bomen in dezelfde put geplant.