Ana içeriğe geç
Sözlük

yerinde ile cümle

yerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir kişi olay yerinden bir şey alır veya orada kendisinden bir şey bırakır.الاشتقاق من الشق وهو أخذ الشيء من الشيء أو أخذ شقه؛ أي نصفه.
Dünyanın her yerinde müzikaller sahnelenmektedir.يتم تقديم المسرح الموسيقي في جميع أنحاء العالم.
Genç bir trajedi kurbanı, Omayra Sánchez ın fotoğrafları ve görüntüleri dünyanın her yerinde yayımlandı.نُشر مقطع فيديو وصور للطفلة أوميرا سانشيز في جميع أنحاء العالم، التي كانت احدى ضحايا هذه الفاجعة.
Bunları Afganistan'a götürüp savaşın orta yerinde bırakın."لقد اعتقلتوهم في أفغانستان فاعيدوهم إلى هناك إلى منطقة حرب".
80 yerleşim yerinde ise içme suyu bulunmakla birlikte yeterli değildir.ولكن لا يزال 780 مليون من سكان الارض لا يصلهم ماء صالح للشرب.
Patlama sonucunda 23 kişi olay yerinde olmak üzere 34 kişi hayatını kaybetti.وقد كان نتيجة التفجير فقدان 32 شخصاً لحياتهم من بينهم 23 شخص في مكان الحادث.
Bunun üzerine amir korkar ve tuğlayı yerinden oynatamaz.فكان يأمر بالمعروف وينهى عن المنكر، ولا يخاف في الله لومة لائم.
Köy şu an üçüncü yerindedir.و المشروع الآن في مرحلته الثالثة.
Genelde defansın ortasında görev yapar ama defansın her yerinde oynayabilir.ولا يكتفي بالجلوس في قفص اللعب، بل يرغب في التحرك في كل مكان.
385.000 kişilik kapasiteye sahip bu mekana Roma'nın her yerinden insan gelirdi.السيرك قد يصل عدده إلى 385،000 نسمة ؛ شخصا في جميع أنحاء سيزور روما.
Scrapbooking, dünyanın birçok yerinde sıklıkla uygulanan bir hobidir."ديسجستا" هي كنية أخرى تستعمل عموماً في كافة أنحاء المنطقة.
Yerinde de bırakılabilir.يمكن أن تجده أيضا في الموقع .
Geri döndüğünde arabasını yerinde bulamamıştır.وعندما عاد لم يجد أحد في المحطة.
Bütün soyguncular da hızlıca olay yerinden uzaklaştı ve hiçbiri yakalanmadı.وتفرق رجال العصابة بسرعة بعد ذلك ولم يُقبض على أي أحد منهم.
Anadolu’nun hemen her yerinde söylenir.كانت دانبري في أي مكان وكل مكان.
Evrenin herhangi bir yerinde uygulanabilir.فيمكن أن يكون ذلك مشتركاً في بقية أرجاء الكون.
Günümüzde ise dünyanın birçok yerinde yetiştirilebilmektedir.ولكنه الآن يزرع في عدة أماكن في العالم.
Dünyanın pek çok yerinde amatör ve profesyonel çok sayıda yarışma düzenlenmektedir.كماتعقد العديد من المنافسات بين الهواة والمحترفين في العديد من البلدان حول العالم.
Burada yanlış kullanılan bir adlandırmaya işaret etmek yerinde olacaktır.ويُستخدم تعبير خلالة خلية هو التسمية المفضلة المُستخدمة حاليًا.
Bu şiddet olayları sonucunda 600.000 insan yerinden edildi ve 300 kişi öldü.أدى الصراع إلى مقتل المئات من السكان وتشريد مئات الآلاف الآخرين.
Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür.هناك شيء يخرج من الغابة ويتجه نحونا.
Kaynağı ise dünyanın her yerinde yetişen söğüt ağacıdır.جنس الثعلبيات هو أحد أجناس الكلبيات المنتشرة في بقاع العالم.
Bu tür, Avrupa ve Asya'nın her yerinde bulunur.يتواجد في جميع أنحاء آسيا وأوروبا.
1.800 kişi öldü ve yaklaşık 100.000 kişi yerinden oldu.قتل أكثر من 850 أو نحو 1،000 شخص.
Eserleri, dünyanın pek çok yerinde icra edildi.تم الاعتراف به في أجزاء مختلفة من البلاد.
Sosyalist parti açıkça sosyalist olarak adlandırılan, dünyanın birçok yerinde varolan siyasal parti ismidir.الحزب الاشتراكي هو اسم عدة أحزاب سياسية مختلفة حول العالم التي تتبنى صراحة النهج الاشتراكي.
Ancak gerektiğinde orta sahanın her yerinde oynayabilmektedir.لهذا السبب، يجب أن يعطى من خلال خط وسط إذا كان ذلك ممكنا.
11 kişi olay yerinde can verirken hastaneye kaldırılan 2 kişi kurtarılamadı.التقارير الأولى تذكر أنه تم انقاذ 11 شخص حتى الآن في الحادث الثاني.
Ayrıca Suriye içinde 6,3 milyon kişi yerinden edilmiştir.وتستضيف تركيا الآن 1.6 مليون سوري مشرد.
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.بدلاً من ذلك، كانت المرأة تُصور دائماً على أنها ربة منزل تقوم بالأعمال المنزلية.
Yolda başka bir mola yerinde tekrar Kapadokya manzaraları vardır.سوف يحدق هيهاتشي في وجه القدر في وقت آخر.
Yerinde olsaydım aynı şeyi yapacaktım.لو كنتُ مكانك, كنتُ سأفعل نفس الشئ؟
Ben, Roma'ya yakın bir yerleşim yerinde çalışıyorum.أنا أعمل في بلدة بالقرب من روما.
O yerinde değil.هو خارج مكانه.
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.No dia 488, Summer vê Tom no seu lugar preferido na cidade e eles conversam.
Buradaki amaç, 2020 yılı itibarıyla ülkenin herhangi bir yerinde nükleer enerjinin kullanılmamasıdır.A ideia é que em 2020 não se utilize a energia nuclear em nenhuma parte do país.
Her yerinden kanlar geliyordu.Havia sangue por todos os lados.
Sıcak yaz aylarında, Japonya'nın hemen hemen her yerinde kakigri satılır.Durante os meses quentes de verão, kakigōri é vendido praticamente em todos os lugares no Japão.
Martin East, Reginald Lee rolünde: Gözcü yerindeki diğer görevli.Martin East como Reginald Lee: o outro vigia do navio.
Ailesi Wolverhampton Express and Star adlı iş yerinde çalışırken tanışmıştır.Os seus pais conheceram-se quando trabalhavam no jornal Wolverhampton Express and Star.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.O autor Edmund White, que estava passando, lembrou: "Todo mundo está inquieto, irritado e animado.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.O penteado Aniston foi apelidado de "The Rachel" e copiado em todo o mundo.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.O impacto económico da constipação ainda está por estudar a nível mundial.
ECSS kongrelerine dünyanın her yerinden bilim insanları katılmaktadır.Os congressos do ECSS têm a participação de cientistas do desporto de todo o mundo.
Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.Acho que o meu coração se vai partir.
Tapınağın taşlarının çoğu yerinde bırakılmış olup şimdi göl sularının altında yer almaktadır.A maior parte do templo de pedra foi deixada no lugar e agora está submersa sob as águas do Nilo.
Bütün soyguncular da hızlıca olay yerinden uzaklaştı ve hiçbiri yakalanmadı.Todos os assaltantes rapidamente se dispersaram, e nenhum foi pego.
Deyim yerindeyse “yaşamın altın çağı”dır.Destaca-se ainda: "A Idade do Ouro".
1863'te Mainländer Almanya'ya döner ve babasının iş yerinde çalışmaya başlar.Em 1863, Mainländer retornou à Alemanha para trabalhar no negócio de seu pai.
Genç bir trajedi kurbanı, Omayra Sánchez ın fotoğrafları ve görüntüleri dünyanın her yerinde yayımlandı.Filmagens e fotografias de Omayra Sánchez, uma jovem vítima da tragédia foram publicadas ao redor do mundo.
Hyōgo her yerinde yazları hava sıcak ve nemlidir.O clima em Hyōgo é quente e úmido no verão.
En dar yerinde, Kannonzaki ve Futtsu Misaki arasında kanalın genişliği 6 km'dir.Em seu ponto mais estreito, entre o cabo Kannon e Futtsu, o canal tem 6 km de largura.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Martha Tabram foi morta em 7 de agosto de 1888; ela sofreu 39 facadas.
Seküler hümanist kuruluşlar dünyanın her yerinde bulunmaktadır.As organizações humanistas seculares são encontradas em todas as partes do mundo.
Mennen, Colgate-Palmolive tarafından dünyanın birçok yerinde sahip olunan bir markadır.Mennen é uma marca detida na maior parte do mundo pela Colgate-Palmolive Company.
Septimius Severus'un saltanatından beri, güneş tapınımı tüm imparatorlukğun her yerinde artmıştı.Desde o reino de Septímio Severo, a veneração do sol tinha crescido no império.
Bu şehrin yerinde günümüzde Mısır'ın Luxor şehri bulunmaktadır.Hoje, nas suas proximidades, ergue-se a cidade de Luxor.
Olay yerinde bulunan 4 polis de yaralandı.Quatro policiais foram feridos no atentado.
2:En-Men-Ana’nın yerinde bazı listelerde Kichu-Ana’nın ismi bulunmaktadır MÖ 26ıncı yüzyıl dolayları.2:No lugar de En-Men-Ana, em algumas versões da lista está o nome Kichu-Ana ca. séculos XXIX-XXVI a.C..
Bu sırada yüzlerce hayran olay yerinde toplandı, polis Saldivar'ı uzaklaştırırken çoğu ağlıyordu.Até então, centenas de fãs se reuniram no local; muitos choravam enquanto a polícia prendia Saldívar.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod