Tam bu sırada Kovalyov uyanır ve burnunun yerinde olmadığını anlar.Mientras tanto Kovalyov se despierta y encuentra que le falta la nariz.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.El peinado de Aniston fue apodado "The Rachel" y se copió en todo el mundo.
Evrenin herhangi bir yerinde uygulanabilir.Pueden aplicarse en cualquier lugar del universo.
Britanya Hükûmeti, güney İrlanda'nın çoğu yerinde sıkıyönetim ilan etti.El gobierno británico declaró la ley marcial en gran parte del sur de Irlanda.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.El escritor Edmund White, que paseaba por el barrio, declaró: "Todos están inquietos, enfadados y decididos.
Hyōgo her yerinde yazları hava sıcak ve nemlidir.El tiempo en verano a lo largo de Hyōgo es cálido y húmedo.
Bu olayda Türk pilot kendisini paraşütle kurtarabildi ancak Yunan pilot olay yerinde hayatını kaybetti.El piloto del avión turco sobrevivió al accidente, pero el piloto griego murió.
İran köylülerinin gelenekleri ve inançları da filmin pek çok yerinde görülür.Las tradicionales creencias de la gente rural iraní son también mostradas en la película.
En dar yerinde, Kannonzaki ve Futtsu Misaki arasında kanalın genişliği 6 km'dir.En su parte más estrecha, entre el cabo Kannon y Futtsu, el canal tiene 6 km de ancho.
Tevrat'ın birçok yerinde bu işlemin yapıldığına dair ayetler vardır.Son numerosos los poetas que lo han visitado y que han hablado de él en su obras.
M.S. 140 civarında Eblana Civitas adlı bir yerleşim yerinden bahsetmektedir.Alrededor de 140 d. C. Ptolomeo se refirió a un asentamiento que llamó Eblana Civitas.
Çünkü zaten dünyanın bir yerinde muhakkak gece yarısıydı.Era aproximadamente la una de la tarde de Bolivia.
Daha sonra, muhtemelen bu şarkının etkisiyle olay yerinden uzaklaşmıştır.Probablemente él estaba pensando en tomar otra dirección con esa canción.
İyi hissediyorum, moralim yerinde.Me recuerda que soy mortal.
Armanın orta yerinde dünya profilinin arkasından yükselen güneş resmedildi.En el centro del emblema, un sol nace detrás de un perfil de la Tierra.
Esas olarak dünyanın birçok yerinde bulunan bir bitkidir.Es una especie plantada en muchas partes del mundo.
Dört uçak korsanı vuruldu, üçü olay yerinde öldü.Los cuatro secuestradores recibieron disparos, muriendo tres de ellos en el acto.
Ölümden kısa süre önce hasta artık yerinden hiç kalkamaz ve sürekli uyku halinde komaya girer.Con el tiempo los enfermos ya no pueden moverse ni hablar y caen en coma.
İsrail Filarmoni Orkestrası ülkenin her yerinde ve yurt dışında birçok konser verir.La Orquesta Filarmónica de Israel actúa a lo largo de todo el país y frecuentemente viaja al exterior.
İstemlerimiz (doğru ve yerinde olan istemlerimiz) tanrı sevgisinin bir parçasıdır.Amar a Dios es en absoluto un don de Dios.
Bayramlarda da gençler bayram yerinde toplanarak çeşitli oyunlar oynayarak bayramın tadını çıkartırlar.Cada barrio dedica tiempo a la celebración de su jubileo.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Al mismo se pueden presentar universidades de todo el mundo.
Annesinin yanına döndüğünde, onun yerinde olmadığını fark eder.Al llegar a casa, ve que su madre no está.
Gemi komutanı bunun üzerine yerinden ayrılarak bir daire çizdi ve yeniden eski yerine geldi.El sargento mayor hizo de la armada su verdadera casa sin nunca volver a mirar atrás.
O dönemlerde Avrupa'nın hemen hemen her yerinde yaşamakta ve İsveç kadar kuzeyde bile üremekteydiler.En aquella época se distribuyeron en buena parte de Europa, reproduciéndose tan al norte como Suecia.
Deyim yerindeyse “yaşamın altın çağı”dır.Exposición Pintura “La Edad del Oro”.
İplerden gelerek ya da normal yerinden koşturmaya başlamak gerekir.Más vale que corras o en sus garras caes.
Eğlence alanları yerleşkenin her yerinde bulunmaktadır.Los excursionistas están presentes en todos los campos.
Sadece birkaç tanesi şu anda yerindedir.Hoy en día, sólo unos pocos de ellos permanecen en servicio.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?¿Quién menoscaba mis bienes?
Fakat ziyafet masasına döndüğü zaman kendi yerinde Banco'nun hayaletinin oturduğunu görür.Cuentan el asesinato a Macbeth, pero cuando él vuelve a la mesa el fantasma de Banco está sentado en su lugar.
Ertesi gün akşamdan kalma olarak işe giden Peter, iş yerinde uyuyakalır ve bunun sonucunda işinden olur.Peter más tarde se va a dormir luego de un día agotador.
Diğeri ise yerinde değildir.¿Y si el otro no estuviera ahí?
Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar toplandı.Donaciones de todo el planeta contribuyeron a la restauración.
Pabuçcu daha sonra bu tarzdaki resimlerini dünyanın birçok yerinde sergiledi.Arquitectos de todo el mundo dejaron su impronta en este proyecto.
Kafası yerinde çıkabilir.Puede aparecer pelo en la cabeza.
Ancak maalesef burada da şansları yerinde gitmiyor.Pero la suerte no está de su lado.
Dünyanın her yerinde oynandı.Se siente por todas partes.
Bu ayrım, dünyanın her yerinde olduğu gibi ekonomik statüye göre yapılmaktadır.El consumo como tal se produce en todos los sistemas económicos.
Bu klipte Demet Akalın çekimler boyunca yerinde duramadı.Esta vez, el Obispo estaba allí incapaz de huir.
Her yerinden kanlar geliyordu.El arte viene de todas partes.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.En la actualidad apenas quedan algunos restos de aquellas viejas construcciones.
Dünyanın her yerinde yaşadılar.Viven en todo el mundo.
Çocuk.korkunç bir şekilde parçalanmıştı ve her yerinden kanlar fışkırıyordu.En todo momento, sufría dolor horrible y estaba sangrando mucho de la cara.
Ülkenin her yerinde onu aramaktadır.Te he buscado por todas partes.
Kesilen uzvun yerinden bir badem ağacı çıkıyor.Finalmente se alza una bóveda de horno.
Başka bir gün Davud kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler.Se dice que ordenó que le trajeran la carne en medio de dos pedazos de pan.
Bu sayıma göre 10 yerleşim yerinde toplam 131 nüfus kaydedildi.Forman parte de su territorio un total de 131 municipios.
Matao, ünlü Roskilde festivali de dahil olmak üzere Danimarka’nın her yerinde konserler verdi.También acudieron a Roskilde (Dinamarca), donde participan en el prestigioso Festival de Roskilde.
Savaştan sonra Yerinden Edilmişler Kampı olarak kullanılan bölgede günümüzde bir anıt ve müze bulunmaktadır.Tras la guerra, fueron levantados en la zona un monumento y un museo en memoria de las víctimas.
Sosyalist parti açıkça sosyalist olarak adlandırılan, dünyanın birçok yerinde varolan siyasal parti ismidir.Partido Socialista Democrático es el nombre de algunos partidos políticos en el mundo.
"Tarkan'da her şey yerli yerinde".Pero en Morelia todo parece posible”.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Fue vista por más de un millón y medio de personas.
Ancak gövde yerinde kalmıştır.Aunque todavía se encuentra en el banquillo.
Böylece köy şimdiki yerinde kalıcı hale gelmiştir.Tan sólo la última está todavía habitada de forma permanente.
Para yerinde kullanılan bir tabir.Consejos en el dinero.
Dünyanın her yerinden turistler güzel Volga'yı cazip bir yer görerek ziyaret ederler.También allí, para sorpresa de todos, encuentran un volcán.
Zelda, Elisa'nın iş yerindeki en yakın arkadaşıdır.Boogie: Es el mejor amigo de Anju al que ella lleva a todos lados.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.El atacante fue detenido de inmediato.
İki arkadaş aynı iş yerinde çalışmaktadır.Incluso dos candidatos tuvieron que presentar su trabajo en el mismo servicio.