Ateş (ocak): Konaklama yerinde ısınma ve pişirme için yakılan ocak ateşidir.Le Feu et la Glace (Fire and Ice), traitant de la catastrophe de Toba.
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.À noter que les vins de Lantosque sont très appréciés par toute la vallée.
Helem'in kuruluş adı ve yerinden anlaşıldığı gibi, yaptığı eylemler gene olarak Lübnan ve Kanada'yı kapsıyor.Tel que mentionné dans la constitution de la charte de Helem, son action englobe le Liban et le Canada.
Önceki köy, şu anki yerleşim yerinden daha güneyde bulunmaktaymış.Le bâtiment primitif se trouvait plus au sud que l'actuel.
Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, Türkiye'de de bu terimlerin genellikle Japoncaları kullanılır.Le même traité reconnaît que dans la plupart de leurs usages, ils ressemblent à des israélites.
Dr. Loomis aşağı baktığında ise Michael hiçbir şey olmamış gibi yerinden kalkıp gitmiştir.Cependant, quand le Dr Loomis regarde par la fenêtre, Michael a déjà disparu.
(O saldırıyı Hukuk'lu Niyazi Yıldızhan yapmış ve olay yerinde öldürülmüştü.Les statues s'avancent alors vers lui et le tuent.
Kurtarma ekibi en kısa zamanda olay yerindeydi.Les secours sont arrivés sur place rapidement.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Who's Been Sleeping Here?
Çünkü zaten dünyanın bir yerinde muhakkak gece yarısıydı.À fin de la journée, à minuit, il était 10 heures.
En dar yerinde, Kannonzaki ve Futtsu Misaki arasında kanalın genişliği 6 km'dir.La distance entre les caps Kannon et Futtsu est d'environ 6 km.
Ülkenin her yerinde onu aramaktadır.Il la fait rechercher dans toute l'Égypte.
Eğer kökü yerinden oynatılırsa ve kök hava alırsa , bitki anında yapraklarını ve çiçeklerini buruşturacaktır.Il promet au géant que s'il plante son bâton dans le sol, le lendemain il porterait des fleurs et des fruits.
Şimdi yapının yerinde Taksim Gezi Parkı vardır.Un immeuble de bureaux se trouve maintenant à sa place.
Bu kişinin "aklı yerinde olmayan" biri olduğu ve 1419'da öldüğünde bir "dilenci" olduğu belirtildi.Il est décrit comme un mendiant au moment de sa mort en 1419.
Dünyanın her yerinde diasporamız var ve milyonlarca insan tarafından temsil ediliyoruz.Le groupement est subdivisé en villages et chacun est dirigé aussi pour un représentant du Mwami.
Yazıtlar yeryüzünün hemen her yerinde mevcuttur ve bu halen devam etmektedir.L'agence l'envoie dans le monde partout où il se passe quelque chose.
L'Hyvreuse Yel değirmeninin yerinde günümüzde Victoria Kulesi bulunmaktadır.À sa place se trouve aujourd'hui la Galaxy Tower.
Ayrıca eşcinselliği dizinin birçok yerinde görmek mümkündür.Ensuite, on voit Kat danser dans divers endroits.
Ayrıca Suriye içinde 6,3 milyon kişi yerinden edilmiştir.En Irak, 2,6 millions de personnes ont fui leur pays.
Onun yerinde olmak istemektedir.Il eut l'idée de s'installer à leur place.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Elles ont causé plus de 1,5 million de morts.
Olay yerindeki delilleri topladıktan sonra görevlilerden birisi sigara dumanı kokusu alır.Dans la cabine, les passagers aperçoivent de la fumée.
İzleyicilerin arasında yer alıp, bir orkestranın önemli bir yerinde rol oynayabilir.J'ai hâte de les enregistrer avec grand orchestre.
Mermilerin bir çoğunun doğrudan kalbine isabet etmesi üzerine Benler olay yerinde hayatını kaybetmiştir.Touché de plusieurs balles à la tête, il est mort sur le coup.
Uydu bilgileri ücretsizdir ve dünyanın her yerinde çalışır.Ce service est gratuit, accessible partout dans le monde.
Dünyanın her yerinde bulunurlar.Il se trouve partout dans le monde.
Olay yerinde bulunan 4 polis de yaralandı.4 témoins de la scène furent également blessés.
19 Şubat - Yurdun 158 yerinde yeniden 158 halkevi açıldı.21 mai 1856 : huit cents Border Ruffians envahissent à nouveau le territoire.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.L'autre groupe s'approche par haut de l'établissement.
Veliaht ve hamile eşi olay yerinde öldüler.Le comte et sa fille moururent les premiers.
Bu sayıma göre 10 yerleşim yerinde toplam 131 nüfus kaydedildi.La municipalité a un total de 131 localités.
Bilinci yerindedir ancak vücudunu kontrol edememektedir.Il est si près qu'elle peut toucher son corps nu.
Seküler hümanist kuruluşlar dünyanın her yerinde bulunmaktadır.Les sociétés à genre de vie disparaissent partout dans le monde.
Reform’un etkisi 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’nın birçok yerinde görülmeye başlamıştır.Au XVIe siècle, la Réforme protestante apparaît presque simultanément en plusieurs endroits d’Europe.
Bayağı yayın balıkları kuzey hariç Avrupa'nın her yerinde bulunur.On trouve cette noctuelle partout en Europe sauf à l'extrême nord.
Sonra helikopterle olay yerinden giderler.Ils s'enfuient à la fin par hélicoptère.
İkincisinin yerinden kımıldaması zaman alır.La première parvient plus loin à lâcher la seconde.
Bacağının biri yoktur, onun yerinde makineli bir tüfek vardır.Il possède à la place de son bras droit une mitrailleuse automatique.
Daha önce caminin yerinde Muğla Mevlevîhânesi bulunuyordu.Il s'était déjà imposé par le passé en Champ Car.
Fakat bu hücum Selçuklu ordusunu kuşatma yerinden atmayı başaramadı.Cela ne l'empêcha pas néanmoins de constituer son armée autour de cette unité opérationnelle.
Hakimiyeti Arda'nın her yerinde yer alıyordu.Les Hommes vivent dans toutes les terres d'Arran.
İstemlerimiz (doğru ve yerinde olan istemlerimiz) tanrı sevgisinin bir parçasıdır.Ses prédictions sont un don de dieu.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Mais le réplicateur finit inévitablement par s'enfuir.
Bu, Anadoluda başka bir yerleşim yerinde görülmeyen bir adettir.Ce n’est pas forcément un signe de vie en un autre lieu.
O, iş yerinde, değil mi?Ella está en el trabajo, ¿no?
Yerinde olsam derhal eve giderim.Si yo fuera tú, me iría directo a casa.
Yerinde olsam, öyle bir şey yapmam.Si estuviera en tu lugar, no haría algo así.
O, iş yerinde dalga geçtiği için kovuldu.Él fue despedido por andar bromeando en el trabajo.
Senin yerinde olmak istemezdim.No me gustaría estar en tu lugar.
Yerinde olsam bunu yapmazdım.En su lugar, yo no haría eso.
Senin yerinde olsam bunu yapmazdım.En su lugar, yo no haría eso.
O yerinde değil.Él no está en su lugar.
Yerinde olsam dikkatli olurdum.Yo que tú tendría cuidado.
Tom'un bu sabah keyfi yerinde değildi.Tom no estaba de buen humor esta mañana.
Buradaki amaç, 2020 yılı itibarıyla ülkenin herhangi bir yerinde nükleer enerjinin kullanılmamasıdır.La idea es que en 2020 no se utilice la energía nuclear en ninguna parte del país.
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.Los vinos de Asenovgrad son apreciados en todo el país.
488. günde, Summer Tom’u şehrin en sevdiği yerinde görür ve ikili bir süre konuşur.El día 488, Summer espera por Tom en su lugar favorito de la ciudad y habla con él.
Cass yerinden zıplayarak "Evet' Ben bir Anne olmak istiyorum!" dedi.Cass saltó: "¡Sí, yo quiero ser una mama!".
Kennedy 3 yerinden vurulmuştur.Kennedy había recibido tres disparos.