Ana içeriğe geç
Sözlük

yerinde ile cümle

yerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Dağın birçok yerinde, onlar tarafından yapılmış resim işlemeleri ve gravürler mevcuttur.Am Berg sind an mehreren Stellen Malereien und Gravuren von ihnen erhalten.
Kafası yerinde çıkabilir.Der Kopf kann gepunktet sein.
Mültecilerin yerleştirildiği 46 kabul yerinden biri de Pithiviers'dedir.Den 46 Landesmeister-Titeln, die Nacional vorweisen kann, stehen 44 auf Seiten Peñarols gegenüber.
ABD'nin Chapel Hill, North Carolina yerinde doğmuştur.Sean Bridgers wurde in der Stadt Chapel Hill, im US-Bundesstaat North Carolina geboren.
Tüm kutular depolama yerinde bulunursa bulmaca çözülmüş olur.Wenn alle Karten in der Tischmitte liegen, werden sie aufgedeckt.
Ancak, kitabın yazarının kimliğini sorgulamak yerinde olur.Der Autor des Buches ist er hingegen wohl nicht.
Burada yanlış kullanılan bir adlandırmaya işaret etmek yerinde olacaktır.Diese Bezeichnung wird anstelle einer nicht existierenden Ärabezeichnung benutzt.
Tuz oranı gölün her yerinde aynı değildir.Die Höhe der Flut über dem Meeresspiegel ist nicht überall gleich.
Dünyanın hemen her yerinde rastlanabilir.Der Ort kann irgendwo auf der Welt sein.
Bir gün evin her yerinden mektup yağmaya başlar.In der Traufe sammelt sich der Regen vom ganzen Dach.
Eşi çok zengin olmasa da hali vakti yerindeydi.Trotz ihres großen Reichtums war sie nicht zufrieden.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Danach hat man die Möglichkeit an eine Universität zu gehen.
Kurumun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz.Das Gemeinschaftliche Sortenamt prüft nicht selbst.
Esas olarak dünyanın birçok yerinde bulunan bir bitkidir.Es ist in vielen Gebieten der Welt eine invasive Pflanze.
Henri Paul ve Dodi al Fayed olay yerinde hayatını kaybetti.Dianas Partner Dodi Al-Fayed und der Fahrer Henri Paul starben noch am Unfallort.
Anadolu’nun hemen her yerinde söylenir.Meist wird sie kurz Anadolu genannt.
Dünyanın her yerinde müzikaller sahnelenmektedir.Dabei treten Musiker aus der ganzen Welt auf.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Weitere 1,5 Millionen enthielten sich.
Onun yerinde olmak istemektedir.Er muss auf seinem Platz sitzen.
Olay yerinde bulunan 4 polis de yaralandı.Vier Soldaten wurden bei diesem Vorfall verwundet.
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.Viele der Pflanzen und Tiere der Tepuis sind einzigartig und an keinem anderen Ort der Welt zu finden.
Annesinin yanına döndüğünde, onun yerinde olmadığını fark eder.Bei seiner Rückkehr in die Wohnung muss er feststellen, dass er keinen Schlüssel hat.
Kurtarma ekibi en kısa zamanda olay yerindeydi.Rettungsmannschaften waren bis dahin nicht am Unfallort.
Kitabesi yerinden düşmüştür.Eine Sammlung aus ihren Schriften.
Henüz dünyanın hiçbir yerinde gelişmiş gelgit çitleri yoktur.Demnach gibt es keine weltweit verbreiteten Gattungen mehr.
Günümüzde Türkiye'nin birçok yerinde ekokardiyografi çok sık olarak kullanılmaktadır.Im heutigen Rumänien ist der Familienname Schotsch immer noch sehr häufig vertreten.
Bu yüzden dünyanın birçok yerinde yaygındırlar.Sie ist in weiten Teilen der Welt verbreitet.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.Verschiedene Kneipen sind überall in der Stadt zu finden.
Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar toplandı​​.Durch zahlreiche Spenden aus aller Welt konnte die Stadt wieder aufgebaut werden.
Eğlence alanları yerleşkenin her yerinde bulunmaktadır.Kindergärten bestehen in allen Ortsteilen.
Şu anda, bu seramikler İran'da 100'den fazla yerleşim yerinde bilinmektedir.Mittlerweile sind solche Einrichtungen an über 100 Standorten in Deutschland vertreten.
Çünkü zaten dünyanın bir yerinde muhakkak gece yarısıydı.Früher gab es auch noch die Mitternachtsstraße.
Her yerinden kanlar geliyordu.Wassernot überall.
Poltava'nın birçok yerinde doğal gaz ve petrol yatakları vardır.In der Umgebung von Punta Loyola gibt es einige Erdöl- und Erdgasquellen.
Yıkılan yapı 3 ay gibi bir sürede yerinden kaldırılmıştır.Das Gebäude war mindestens dreimal in der Folgezeit überbaut worden.
Bu sayıma göre 10 yerleşim yerinde toplam 131 nüfus kaydedildi.In Rydzewen war im Jahre 1910 insgesamt 131 Einwohner registriert.
11 kişi olay yerinde can verirken hastaneye kaldırılan 2 kişi kurtarılamadı.Elf Demonstranten mussten am Ort des Geschehens, zwei im Krankenhaus behandelt werden.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.Die Täter waren umgehend geflüchtet.
Tarihi yapının yerinde bugün işporta pazarı yer almaktadır.An der Stelle des ehemaligen Betriebsgebäudes befindet sich heute eine Gaststätte.
Karşılıklı Konuşmalar Dobbs: Odada kimse yok ama odanın her yerinde kan var.Männerleiche im Schlafzimmer, überall Blut.
Yüzük Savaşı sırasında Orta Dünya'nın her yerindeydi.Das Einsatzgebiet des Schiffes lag fast während des gesamten Krieges im Nordatlantik.
Hemen her yerinde kısmen Eski ve Yeni Antlaşma'dan türetilmiş bölümlere rastlanır.Teilweise entstammen ganze Stellen wörtlich aus dem Alten und Neuen Testament.
Arazi yapısı, özellikle yerleşim yerinde dağlıktır.Gebirgsname wie überwiegend in diesem Stadtteil.
Ülkenin her yerinde onu aramaktadır.Inzwischen wird in der ganzen Stadt nach ihr gesucht.
Köprülerin üç yerinde, gemilerin geçebilmesi için açıklık vardır.Über drei Brücken ist es möglich, die Gräfte zu überqueren.
15 Mayıs 392'de Valentinianus Galya'da Vienne'deki ikamet yerinde kendini asmış bir şekilde bulundu.Wenig später, am 15. Mai 392, fand man Valentinian erhängt im Palast von Vienne auf.
Bu sayıma göre 6 yerleşim yerinde toplam 189 nüfus kaydedildi.Insgesamt mussten 906 Einwohner umgesiedelt werden.
Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.Fröhlich soll mein Herze springen.
Klibini çıkardıktan sonra İngiltere'nin birçok yerinde sahnede yer aldı.Während des Krieges trat sie an zahlreichen Orten in England auf.
Alain çocukluğuna bağlıdır, her zaman doğum yerinde kalmak istiyor.Alain désire toujours rester dans sa maison natale, attaché à son enfance.
Yerinde olsam derhal eve giderim.Si j'étais toi, je rentrerais tout de suite.
Ben senin yerinde olsaydım, doktoru arardım.Si j'étais toi, j'appellerais le médecin.
Senin yerinde olsam, bunu yapmam.À ta place, je n'aurais pas fait ça.
Mary'nin sağlığı yerinde mi?Marie est-elle en bonne santé ?
Onların sağlığı yerinde mi?Sont-ils en bonne santé ?
Her yerinden kanlar geliyordu.Il y avait du sang partout.
İyi hissediyorum ve moralim yerinde.Je me sens bien, et j'ai le moral.
Dünyanın hiçbir yerinde meydana gelen olaylara kayıtsız kalamayız.Nous ne pouvons pas rester indifférents face à ce qui se passe dans n'importe quelle partie du monde.
Sadece freskler yerinde kaldı (In situ).Seules les fresques sont restés in situ.
Bu olayda Türk pilot kendisini paraşütle kurtarabildi ancak Yunan pilot olay yerinde hayatını kaybetti.Alors que le pilote Turc réussit à s'éjecter en toute sécurité, le pilote Grec y perdit la vie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod