Bazı barınaklar ve kiliseler yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirine tünellerle bağlantılıdır.Nekatera zavetišča in cerkve so med seboj povezane, kot podzemna mesta.
Göl sularının %85'ini akarsulardan, %13'ünü yağışlardan, %2'ni de yeraltı kaynaklarından sağlar.Približno 85% dotoka vode je posledica pritokov, 13% je zaradi padavin in 2% zaradi podzemnih vodnih virov.
Bu karşıt da yeraltı edebiyatı demekti.Pravljica spada med subverzivno književnost.
ISDV bu sırada hala yeraltında çalışma yürütmektedir.Vendar je bi Otokar zaenkrat varen znotraj svojega ozemlja.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Tam je vlada ZDA izvajala podzemeljska jedrska testiranja.
Bir yeraltı sığınağında aylarca saklanmayı başardı.Kelis mėnėsius jis sėkmingai slapstėsi kalnuose.
Göl sularının %85'ini akarsulardan, %13'ünü yağışlardan, %2'ni de yeraltı kaynaklarından sağlar.85 % vandens ežeras gauna iš intakų, 13 % iš kritulių, 2 % iš požeminių vandenų.
Onunla birlikte yeraltı ininde yaşarlar.Jie gyvena kartu su žmonėmis žemės paviršiuje.
Hatta gizli bir yeraltı tüneli bile vardır.Taip pat yra įgimtas siauras stuburo kanalas.
Bakırdağ: Yeraltındadır.Paviršius – žemuma.
Patlama sonrası soğuk yeraltı suyu tekrar rezervuara sızar ve döngü yeniden başlar.Įkaitintas požeminis vanduo pradeda skverbtis atgal į rezervuarą ir visas ciklas prasideda iš naujo.
Kaçış ağı tam anlamıyla yeraltı ya da demiryolu değildi.Metro – ne priemiestinis traukinys ir ne požeminis tramvajus.
Sonraki yaşamının çoğunu hapiste, yeraltında ve sürgünde geçirdi.Likusį gyvenimą jis praleido kalėjime ir tremtyje.
Yeraltında yetişen tek Cucumis türüdür.Vienintelė Lietuvoje auganti rūšis.
Zaten parti 1920’lerden beri yeraltı çalışmasına hazırlanıyordu.Nuo 1920 m. dalyvavo parodose.
Bunun da gerçek bir yeraltı yayıncılığı ve yazarlığının da özü olduğunu belirtir.Tai intymūs užrašai apie pačią autorę ir jos aplinką.
Hidrojeoloji, yeraltı sularını inceleyen bilim dalı.Hidrogeologija tiria požeminius vandenis.
Kenya yeraltı madenleri açısından fakir bir ülkedir.Indonezija – agrarinė šalis su stipria kalnakasybos pramone.
Aynı zamanda devlet tarafından yasaklanan yeraltı gazetesinin basımında da yer aldı.Iš jo taip pat gaudavo draudžiamos spaudos.
Bu, şimdiye kadarki boryokudan gruplarının en büyüğüdür ve 86.000 Japon yeraltının yaklaşık %45'ini kapsar.Sellega on ühendus kindlalt suurim bōryokudani grupp ning hõlmab u 45% 86 300-st Jaapani allmaailma yakuzast.
Bakırdağ: Yeraltındadır.Emasõisik asub isasõisikust allpool.
Hayvanlar yeraltında uyumaktaydı.Teadaolevalt magab iga loomaliik maailmas.
Dokuz yeraltı denizinin birleştiği yerdedir.Kokku moodustati üheksa piirivalve piirkonda.
Öte yandan, küçük üreticilerin pek çoğu özellikle İsviçre'de yeraltına geçerek üretimi sürdürdü.Vangistatakse palju talupoegi, eriti arvukalt lapsi, saates neid Ukrainasse.
Bu kaplıcalarda yeraltından doğal olarak fışkıran jeotermal su sıcaklığı 50-60 °C dır.Kuppelfööni tavaline kasutatav kuumus rullide kuivatamiseks on 50-60 kraadi.
Sonraki yaşamının çoğunu hapiste, yeraltında ve sürgünde geçirdi.Suur osa Timirjova edasistest elupäevadest möödusid GULAGi vanglates ja asumisel.
2003 2007 yılları arasında Yeraltı Günlükleri Serisi altında 5 kitap yazdı.2007. aastal luges iga viies rootslane tasuta päevalehte .
Çekilen kuraya göre gökyüzü Zeus'a, denizler Poseidon'a, yeraltı da Hades'e düşer.Zeus sai valitsemiseks taeva, Poseidon mere ja Hades allmaailma.
Yardımcı kontrol merkezi, şehrin büyük bir yeraltı odasıdır.Tegevuspaik on tuba suure aiaga maamajas.
Böylece bu kutsal ağaç, dünyanın her üç katını -gök, yer ve yeraltı dünyalarını- birbirine bağlamaktadır.Tuntud oli maailmapuu ning maailma jaotus kolmeks sfääriks: taevas, maa, allilm.
Ve Yeraltı Zenginliği Boldur.Maavarad on rikkalikud.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13.000 anak perempuan bersekolah di sini dalam ruangan di bawah tanah yang dipenuhi kalajengking.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13.000 de fete studiază aici în camere subterane, pline de scorpioni.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 dievčat tu študuje v podzemných miestnostiach plných škorpiónov.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 dívek zde studuje v podzemních místnostech plných škorpionů.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 filles qui étudient ici dans les pièces souterraines, pleines de scorpions.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 flickor studerar här i källarvåningar fulla av scorpioner.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13,000 명의 학생들이 전갈들이 들끓는 이 지하 교실에서
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13.000 lány tanul itt földalatti szobákban, tele skorpiókkal.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13.000 Mädchen studierten hier in unterirdischen Räumen voller Skorpione.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13.000 meisjes studeerden er in de verborgen kamers, vol met schorpioenen.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13.000 ragazze ci studiano nelle stanze interrate, piene di scorpioni.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 raparigas estudam lá, em salas subterrãneas, cheias de escorpiões.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 девочек учатся здесь в комнатах под землей, наполненных скорпионами.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 дівчаток вчаться тут в кімнатах під землею, в яких повно скорпіонів.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 000 момичета учат там, в стаи под земята, пълни със скорпиони.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13000 فتاة يدرسن هنا في غرف تحت الارض,
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.13 mil niñas estudian aquí en aulas subterráneas, llenas de escorpiones.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.Δεκατρείς χιλιάδες κορίτσια σπουδάζουν εκεί σε υπόγεια δωμάτια, γεμάτα με σκορπιούς.
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.את בית הספר הגדול באפגניסטאן, בית ספר לבנות. 13,000 בנות
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.ここで勉強しています 地下の教室は さそりだらけです
13,000 kız, burada, akrep dolu yeraltındaki sınıflarda okuyorlar.有一萬三千個女仔 喺依度返學, 佢哋喺地面下一間房上課,
1844'te yapılmıştır ve en eski yeraltı tren tüneli olarak kabul ediliyor.1844년에 지어진 세계에서 가장 오래된 터널이라고 여겨지는 바로 그 터널에서 말이죠.
1844'te yapılmıştır ve en eski yeraltı tren tüneli olarak kabul ediliyor.שנחשבת למנהרת הרכבת התת-קרקעית הישנה ביותר בעולם, היא נבנתה ב-1844.
1844'te yapılmıştır ve en eski yeraltı tren tüneli olarak kabul ediliyor.والذي يعتبر أقدم أنفاق القطارات تحت الأرض في العالم، تم حفره في عام 1844م.
1844'te yapılmıştır ve en eski yeraltı tren tüneli olarak kabul ediliyor.世界で一番古い地下鉄トンネルとされています 最近は このような共同企画をやるようになりました
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.1983 begannen wir, indem wir der Stadt Rio vorschlugen, wie man die U-Bahn und den Bus vereinen könnte.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.우리는 1983년에 리오(Rio)시에게 이것을 제안을 하면서 시작했습니다 버스와 지하철을 어떻게 연결하는 가를 말입니다.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.83-ban kezdtük, Rio városának terveivel, hogy hogyan kössük össze a metrót a busszal.
'83 yılında Rio şehrinde yeraltı geçidi ile... ...otobüsü biraraya getirme teklifiyle başladık.Am început în '83, propunând pentru Rio conectarea metroului cu autobuzul.