Yemek sırasında konuşmak iyi bir davranış değildir.It's not good manners speaking during the meal.
Ne çikolatası yemekten hoşlanırsın?What chocolate do you like to eat?
Herkes kendi öğle yemeğini getirmeli.Everyone should bring their own lunch.
Aynı zamanda yemek yiyip okuyorum.I eat and read at the same time.
Sen yemek yemekten başka hiçbir şey yapmıyorsun.You do nothing else but eat.
Günde en azından üç defa sebze ve meyve yemelisin.You should eat vegetables and fruit at least three times a day.
Büyük bir akşam yemeği yedim ve doydum.I ate a large dinner and felt satisfied.
Ben büyük bir akşam yemeği yedim ve açlığım giderildi.I ate a large dinner and my hunger was satisfied.
Annesi akşam yemeğine geç kaldığı için onu azarladı.Her mother scolded her for being late for supper.
Modern kediler fare yemezler.Modern cats don't eat mice.
Yemeği sen pişirdiğin için, bulaşıkları ben yıkayacağım.Since you did the cooking, I'll do the dishes.
Bugün öğle yemeğini ben ödeyeceğim.I'll pay for your lunch today.
Yemek için yaşamıyorum; Yaşamak için yiyorum.I don't live to eat; I eat to live.
Bu, şimdiye kadar bir İtalyan pizzacısındaki ilk yemek yiyişim.This is the first time I've ever eaten in an Italian pizzeria.
Ben size akşam yemeği ısmarlayacağım.I'll treat you to dinner.
Bugünün yemeği oldukça mükellef.Today's food is quite elaborate.
Bugünün yemeği oldukça gösterişli.Today's food is quite elaborate.
Yemek yedikten sonra yatmaya gittim.I went to bed after eating.
Kediler muz yemez.Cats don't eat bananas.
"Anne, bir bisküvi olabilir miyim?" "Hayır, öğünler arasında yememelisin.""Mum, can I have a biscuit?" "No, you shouldn't eat between meals."
Amerikan yemeğini seviyorum.I love American food.
Yemeklerimi annem hazırlar.My mother cooks my meals for me.
Benim yemeklerimi annem hazırlar.My mother prepares my meals.
Annem benim için yemek pişirir.My mother cooks for me.
Benim yemekler annem tarafından hazırlanmaktadır.My meals are prepared by my mother.
Anne mutfakta yemek pişiriyor.Mother is cooking in the kitchen.
Annem mutfakta yemek pişiriyor.Mother is cooking in the kitchen.
Pasta kötü gitti, artık kimse onu yemeyecek.The cake has gone bad, no one's going to eat it anymore...
Yemek yemeden önce ellerimi nerede yıkayabilirim?Where can I wash my hands before I eat?
Bir timsah Tom yemiş.A crocodile has eaten Tom.
Ben Çin yemeklerini çok seviyorum.I like Chinese food a lot.
Akşam yemeği harikaydı.Dinner was awesome.
Yemek yemeye gidelim.Let's go eat.
Lütfen yemeği hazırlamama yardım et.Please help me prepare the food.
Ben yemek yapmakta başarısız oluyorum.I am failing at cooking.
Kendim için yemek pişirme alışkanlığım var.I've got the habit to cook for myself.
O, akşam yemeğinden sonra hemen ev ödevini yapmaya başladı.She began doing her homework immediately after dinner.
O, yemekten sonra masadan yemekleri temizlendi.She cleared the dishes from the table after dinner.
Babam akşam yemeğinden sonra gerildi.My father stretched after dinner.
Ben zaten akşam yemeği yedim.I've already eaten dinner.
Bu öğleden sonra yemek için dışarı çıkacak mıyız?Are we going out to eat this afternoon?
Önce yemek yiyelim.Let's eat first.
Ben iki gündür yemek yemedim.I haven't eaten for two days.
emeksiz yemek olmaz.Success doesn't come easily.
O, henüz akşam yemeği sipariş etmedi.He didn't order dinner yet.
O üç tane akşam yemeği sipariş etti.She ordered three dinners.
O henüz akşam yemeği sipariş etmedi.She didn't order dinner yet.
Yemek yemek için zaman ayırın.Take your time when you eat meals.
Yemekleri yavaş yiyin.Eat meals slowly.
Eskisi kadar çok et yemem.I don't eat as much meat as I used to.
Henüz karpuz yemeyi bitirmedik.We haven't finished eating the watermelon yet.
Akşam yemeği neredeyse hazır.Dinner is almost ready.
Sen yemek yersin.You eat food.
Günlerdir hiçbir şey yemedim.I haven't eaten anything for days.
Bir lokmada onu yemeye çalışacağım.I will try to eat it in one bite.
Bizim gün ortasında öğle yemeğimiz var.We have lunch at midday.
Biz gün ortasında öğle yemeği yiyoruz.We have lunch at midday.
Ben bir at yemeye hazırım.I'm ready to eat a horse.
O yemek yerken gazete okuma alışkanlığında.He is in the habit of reading the newspaper while eating.
O, yemekler sırasında gazete okumaya alışmış.He is in the habit of reading the newspaper during meals.