Ana içeriğe geç
Sözlük

yem ile cümle

yem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O et yemez , değil mi?She doesn't eat meat, does she?
Yemek pişirmek istemiyorum.I don't want to cook.
Yemek yapacak vaktim yok.I don't have time to cook.
Evde yemek pişirmek bir lokantada yemek yemekten daha sağlıklıdır.Cooking at home is healthier than eating out at a restaurant.
Yemin ederim seni vururum.I swear I'll shoot you.
Ben ellerimle yemek yerim.I eat with my hands.
Ben dondurma yemeyeceğim.I will not eat ice cream.
Evlilik tatlıyla başlayan bir akşam yemeğidir.Marriage is a dinner that begins with dessert.
Bir şey yemek için burada kalabilir miyim?Can I stay here to eat something?
Bu pastadan bir parça yememin bir sakıncası var mı?Would you mind if I ate a piece of this pie?
Daha önce burada hiç yemediğim için ne önereceğimi bilmiyorum.Since I've never eaten here before, I don't know what to recommend.
Oğlum onun pişirdiklerini yemekten hoşlanan tek kişi değil.My son isn't the only one who enjoys eating her cooking.
Jambonlu sandviç yemen gerektiğini düşünüyorum.I think you should eat a ham sandwich.
Şimdi biraz yemek yemeyi ve daha sonra dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we eat just a little now, and then go out later.
Ben bir şey yemek için gitmeliyim.I need to go eat something.
Akşam yemeği için kalmaya ne dersiniz? Ben büyük bir kap güveç yapıyorum.How about staying for dinner? I'm making a big pot of stew.
Tom birkaç gün boyunca yemeden gitti.Tom went without eating for several days.
Tom öğle yemeği için dışarı çıktı.Tom went out for lunch.
Tom Japon yiyecekleri yemeğe alışkın değildi.Tom was not used to eating Japanese food.
Tom Mary'ye akşam yemeği ısmarladı.Tom treated Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine götürdü.Tom took Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine çıkardı.Tom took Mary out to dinner.
Tom Mary'nin hazırladığı yemeği tattı.Tom tasted the food Mary had prepared.
Tom öğle yemeğini atladı.Tom skipped lunch.
Tom genellikle öğle yemeğinden sonra kısa bir şekerleme yapar.Tom usually takes a short snooze after lunch.
Ona Çin yemeğinden hoşlanıp hoşlanmadığını sordum.I asked her if he liked Chinese food.
Öğle yemeğinden sonra kahve içerler.They drink coffee after lunch.
O beni aradığında ben akşam yemeği yemek üzereydim.I was about to have dinner when she called me.
O şu anda akşam yemeği yiyor.Now he is eating dinner.
Tom, akşam yemeğinden sonra yüzmenin uygun olacağını söyledi.Tom said it would be OK to swim after dinner.
Tom Çin yemeği yemek istediğini söyledi.Tom said he wanted to eat Chinese food.
Tom asla abur cubur yemez.Tom never eats junk food.
Pazar günü Tom asla yemek yapmaz.Tom never cooks on Sunday.
Tom akşam yemeği için güveç yaptı.Tom made stew for dinner.
Tom akşam yemeği için spagetti yaptı.Tom made spaghetti for dinner.
Tom az önce öğle yemeği yedi.Tom just ate lunch.
Tom öğle yemeğine çıktı.Tom is out to lunch.
Akşam yemeği için ne yapacağımı merak ediyorum.I wonder what to make for dinner.
Tom akşam yemeğini hazırlıyor.Tom is getting dinner ready.
Onlar yasaklanmış domuzu kurban etti, ve onu yemeyi reddeden herkesi öldürdüler.They sacrificed forbidden swine, and put to death all who refused to eat.
Bu akşam Mary'nin evinde yemek yiyeceğiz.This evening we are going to dine at Mary's house.
Ben akşam yemeğimi kaybettim.I lost my dinner.
Hızlı bir öğle yemeği yedim.I ate a quick lunch.
Tom bu akşam akşam yemeğini pişirmek zorunda.Tom has to cook dinner tonight.
Tom bütün gün yemek yemedi.Tom hasn't eaten all day.
Tom Mary'yi öğle yemeği yemek için dışarı davet etti.Tom invited Mary out to lunch.
Yemek yerken en büyük tabak daima masadadır.When eating, the largest plate is always the table.
Öğün aralarında tatlı yemeyin.Don't eat sweets between meal times.
Yemek yiyorum.I'm eating.
Yemek sırasında, ağzın dolu konuşma.At dinner time, don't speak with your mouth full.
Yemek yerken ağzında yemekle konuşma.When eating, don't speak with food in your mouth.
Kahvaltıdan beri yemek yemedim; Açım.I haven't eaten since breakfast. I'm hungry.
Ben pasta yemeği severim.I like eating cake.
O bana şarap içirip yemek verdi ve sonra yatağıma götürmek istedi!He wined me and dined me and then wanted to take me to bed!
Yemek yerken kitap okurum.I read a book while I eat.
Bu kedi yemek yiyor.This cat is eating.
İyi yemek, çok yemekle eş anlamlı değildir.Eating good isn't synonymous for eating a lot.
Avrupa'nın Çin yemekleri, Çin'in Çin yemekleri gibi değildirler.Europe's Chinese food is nothing like China's Chinese food.
Yemek için son kez dışarı çıktığımızda, akşam yemeğini o ödedi.The last time we went out to eat, she paid for the dinner.
Yemek vakti kutsaldır.Meal time is sacred.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod