Ana içeriğe geç
Sözlük

yem ile cümle

yem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun yemeklerde gazete okuma alışkanlığı vardır.He has the habit of reading the newspaper during meals.
O yemek süresince gazete okuma alışkanlığına sahiptir.He has the habit of reading the newspaper during meals.
Onun yemek yerken gazete okuma alışkanlığı vardır.He has the habit of reading the newspaper while eating.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardım etti.Mary helped her mother to cook.
Yemeklerden sonra midem ağrıyor.My stomach hurts after meals.
Yemek çok lezzetli değildi ama bunun dışında parti bir başarıydı.The food wasn't very delicious, but otherwise the party was a success.
Akşam yemeğini bugün dışarıda yiyelim mi?Shall we eat dinner out today?
Menünde bir vegan yemeği var mı?Is there a vegan dish on your menu?
Fakat ben bir parça et bile yemiyorum.But, I don't eat even a little bit of meat.
Benimle birlikte öğle yemeği yemeyecek misin?Won't you eat lunch with me?
Bizimle birlikte öğle yemeği yemeyecek misin?Won't you eat lunch with us?
Birlikte öğle yemeği yemek ister misiniz?Would you like to eat lunch together?
Yemek yedikten sonra dişlerinizi fırçalayın.Brush your teeth after eating.
Ben yatakta hastayken yemek pişirdiğin için sana teşekkür ederim.Thank you for doing the cooking while I was sick in bed.
Ben yatakta hasta iken benim için yemekler hazırladığın için sana teşekkür ederim.Thank you for preparing meals for me while I was sick in bed.
Zaten evde yemek yedin mi?Did you already eat at home?
Zaten bir yemek yedin mi yoksa yemedin mi?Did you already have a meal or not?
Bu kadar çabuk yemeyi bırak. Daha yavaş yemelisin.Quit eating so quickly. You should eat more slowly.
Yemeğini aç kurt gibi yeme. Daha yavaş yemelisin.Don't wolf down your food. You should eat more slowly.
Yemeğini içine çekmeyi kes. Daha yavaş yemelisin.Stop inhaling your food. You should eat more slowly.
Yemeden önce elmayı soy.Peel the apple before you eat it.
Bu öğle yemeğini beğeneceğinden eminim.I'm sure you're going to like this lunch.
Lucy yemek çubuklarını kullanamaz.Lucy can't use chopsticks.
Yemek pişirmek çok zaman alır.Cooking takes too much time.
Meyveden başka bir şey yemez.He doesn't eat anything other than fruit.
Meyve dışında bir şey yemez.He doesn't eat anything except fruit.
Bu yemek lezzetli. Bu kadar iyi pişirmeyi nerede öğrendin?This food is delicious. Where did you learn to cook that well?
Yemek yemeği az önce bitirdim.I have just finished eating.
Ben dondurma yemek istiyorum.I want to eat ice cream.
Yemek yemediğim için açım.I'm hungry because I haven't eaten.
Mary Tom'dan bilgisayarı kapatmasını ve akşam yemeği hazırlamasını istedi.Mary asked Tom to turn off the computer and prepare dinner.
Hiç Çin yemeği denemedim.I've never tried Chinese food.
Herkes yemek zorunda.Everybody has to eat.
Yemin ederim, ben bir şey yapmadım.I swear, I didn't do anything.
Kral ailesine sadece en kusursuz yemekler sunulur.Only the most impeccable dishes are served to the royal family.
Ben yemek aldım.I have taken food.
Tom polis şefiyle öğle yemeği yiyor.Tom is having lunch with the police chief.
Annem akşam yemeğini pişirmekle meşguldü.My mother was busy cooking dinner.
Noeli bir aile yemeği ile kutladık.We celebrated Christmas with a familial lunch.
Lütfen buzdolabındaki bir şeyi yemeye çekinme.Please feel free to eat anything in the fridge.
Biraz meyve dışında hiçbir şey yemedi.Apart from some fruit, he hasn't eaten anything.
Onun yemekleri hakkında şikâyet ettiğini hiç duymadım.I've never heard him complaining about his meals.
O daha fazla kilo almak istemediği için kek yemez.Since she doesn't want to put on any more weight, she doesn't eat cake.
O daha fazla kilo almak istemediği için pasta yemez.She doesn't eat cake because she doesn't want to put on any more weight.
Yalnız yemeğe alışkınım.I'm used to eating alone.
Yemek sırasında bir şey okumayınız.Do not read during the meal.
Yalnız yemek yemeye alışıyorum.I'm getting used to eating alone.
Ben öğle yemeği yiyorum.I'm having lunch.
Annem akşam yemeğini hazırlıyor.My mother is preparing dinner.
Annem akşam yemeğini hazırlamakla meşgul.My mother is busy preparing supper.
Annem akşam yemeği için masayı hazırladı.My mother set the table for dinner.
Kışın yemek odasını sıcak tuttu.She kept the dining room warm in the winter.
O, kahvaltı yemelidir.She should eat breakfast.
Mademki yemek yemeyi bitirdik, gidelim.Now that we've finished eating, let's go.
Büyükannem çok iyi yemek pişirebilir.My grandmother can cook very well.
Bay Parker çubuklarla yemeğe çalıştı.Mr. Parker tried eating with chopsticks.
Tom yemekhanede.Tom is in the mess hall.
Tom yemek salonunda.Tom is in the mess hall.
Yediyi çeyrek geçe akşam yemeğini yerim.I eat dinner at quarter past seven.
Onunla birlikte öğle yemeği yemeği planlıyorum.I'm scheduled to have lunch with him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod