Ana içeriğe geç
Sözlük

yem ile cümle

yem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yemeden önce eti doğramalısın.You should cut up your meat before you eat it.
Ne çeşit et yemeklerini servis yapıyorsunuz?What kinds of meat dishes do you serve?
Japonya'da trenlerde ve otobüslerde yemek yemek terbiyesizliktir.It's bad manners to eat on trains and buses in Japan.
Japon yemeklerin var mı?Do you have any Japanese foods?
Japon yemeklerini sever misin?Do you like Japanese food?
İlk kez mi bir Japon yemeği yiyorsun?Is this the first time for you to have Japanese food?
Japon yemeklerini pişirmeyi sever misin?Do you like to cook Japanese foods?
Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner.
Ben de yemek zorundayım.I have to eat, too.
Sen şimdiye kadar yemek çubuklarını kullanmaya oldukça alışkın olmalısın.You must be quite accustomed to using chopsticks by now.
Gelecek Cumartesi bir akşam yemeği verilecek.A dinner will be given next Saturday.
O geldiğinde, akşam yemeği yiyorduk.When he came, we were having dinner.
Onun bu akşam yediği akşam yemeğinin o akşam yemeğine göre kalitesi düşük.The dinner he ate this evening was inferior in quality to that dinner.
O, akşam yemeği için ödeme yapacağını söyledi.He said he would pay for the dinner.
Bir zamanlar bir akşam yemeği partisinde onunla aynı masaya oturdum.I once sat at the same table with him at a dinner party.
Ona yemekler pişirdi.She cooked him meals.
Masraflar ona ait olmak üzere iyi bir akşam yemeği yedim.I had a good dinner at his expense.
Kaldığı yurtta yemekler çok iyi.The food is very good in the dormitory where he lives.
Onun kaldığı yurtta yemekler çok iyi.The food is very good in the dormitory where he lives.
Onun hastalığı çok yemek yediğinin göstergesi.His illness resulted from eating too much.
İtalyan yemeğini seviyor.He likes Italian food.
Bütün gün boyunca yememişti ve çok açtı.He hadn't eaten all day long and was very hungry.
O iki saat içinde dönecek. Bu arada akşam yemeği hazırlayalım.He'll be back in two hours. In the meantime, let's prepare dinner.
O, üç akşam yemeği ısmarladı.He ordered three dinners.
O dondurma yemekten hoşlanır.He enjoys eating ice cream.
O beni her zaman yemek partilerine davet etti.He always invited me to his dinner parties.
O her zaman yemeklerden şikayetçi oluyor.He's always complaining about the food.
O öğle yemeğini bir kafeteryada yer.He eats lunch at a cafeteria.
Aslında havyar yemedi.He hasn't actually eaten caviar.
O ne zaman buraya gelse, aynı yemeği sipariş eder.Whenever he comes to this place, he orders the same dish.
O, akşam yemeğinin her lokmasını yedi.He ate every bit of his dinner.
Yemeğinin her kırıntısını yedi.He ate every bit of his dinner.
O bunu yemez değil mi?He doesn't eat this, does he?
O, Jane'i akşam yemeğine çıkardı.He took Jane out for dinner.
O, yemden kaçındı.He avoided the bait.
O, onların her ikisini de yemek istiyor.He wants to eat both of them.
O zamandan beri öğle yemeğinde içmeye alıştı.He has since taken to drinking at lunch.
O, akşam yemeği partisi ile ilgili bir dakikalık açıklama verdi.He gave a minute description of the dinner party.
O, kendine yarım yamalak bir akşam yemeği pişirebildi.He was able to cook himself dinner, after a fashion.
Bazen orada öğle yemeği de yiyor.He sometimes eats lunch there, too.
Günlerdir hiç yemek yememiş gibi görünüyordu.He looked as if he had not eaten for days.
O zaten öğle yemeği yedi.He has already had lunch.
O, geldi ve bizimle birlikte akşam yemeği yedi.He came and had dinner with us.
Cumartesi geceleri sık sık dışarıda yemek yiyor.He often eats out on Saturday nights.
O, akşam yemeği için sık sık balık yer.He often eats fish for dinner.
O, tek başına akşam yemeği yedi.He had dinner by himself.
O günde sadece iki öğün yemek yeme alışkanlığı içindedir.He is in the habit of eating only two meals a day.
O, karısı kadar iyi yemek pişirebilir.He can cook as well as his wife.
O sanki günlerce yemek yememiş gibi baktı.He looked as if he hadn't eaten for days.
O, ailesi için yemek pişirmeyi sever.He likes to cook for his family.
O, meyveden başka bir şey yemez.He eats nothing else but fruit.
Eve vardıktan sonra derhal bir yemek hazırlamaya girişti.Upon arriving home, he immediately set about preparing a meal.
O, aceleyle yemeğe alışkındır.He is used to eating in a rush.
O çiğ balık yemez.He doesn't eat raw fish.
O, şimdi öğle yemeği yiyor.He is having lunch now.
Bugün öğle yemeğini getirdi.He brought his lunch today.
O öğle yemeği yiyor.He is having lunch.
O, karısı hastayken kendisi için yemekler pişirdi.He cooked meals for himself when his wife was sick.
Dün bir şey yemedi.He did not eat anything yesterday.
Ona bir belediye başkanı olarak yemin ettirildi.He was sworn in as mayor.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod