Ana içeriğe geç
Sözlük

yem ile cümle

yem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bizimle yemek yiyecekti.He was to dine with us.
O, akşam yemeği için faturayı ödememe izin vermedi.He didn't allow me to pay the bill for the dinner.
O, Çin yemeğinden hoşlanıp hoşlanmadığımı sordu.He asked if I liked Chinese food.
O beni akşam yemeğine davet etti.He invited me to dinner.
Bazen dışarıda ailesi ile birlikte yemek yedi.He sometimes ate out with his family.
Bazen bizim için akşam yemeği yapar.He sometimes makes dinner for us.
O, tek başına akşam yemeğini hazırladı.He prepared supper by himself.
Çok fazla yemek yememeyi prensip edinir.He makes it a rule not to eat too much.
O yemeden önce lütuf dedi.He said grace before eating.
O, çok fazla yemekten öldü.He died from eating too much.
O yemek yemeyi bitirir bitirmez tekrar yürümeye başladı.As soon as he finished eating, he began to walk again.
O, yemek hakkında seçicidir.She is particular about food.
O, yemek bitmeden önce ayağa kalktı.He rose to his feet before the meal was over.
Yemek hakkında ona şikâyette bulundu.He complained to her about the food.
Yemekten önce onun kirli ellerini yıkadı.He washed her dirty hands before the meal.
O, yemeğini yiyip bitirdi.He devoured his meal.
Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.He began his meal by drinking half a glass of ale.
O yemek yiyor.He is eating.
O, akşam yemeğindeydi.He was at dinner.
O, Çin yemeğini sevip sevmediğimi sordu.He asked if I like Chinese food.
O, öğle yemeği için sandviç yedi mi?Did he have sandwiches for lunch?
O, öğle yemeğinden sonra bir puro içti.He smoked a cigar after lunch.
O öğle yemeği yemeğe başladı.He began to eat lunch.
O, öğle yemeğinden sonra okumayı sürdürdü.He resumed reading after lunch.
O, öğle yemeği saatinde evde olmayacak.He won't be home at lunch time.
O, kahvaltısını yemeye başladı.He began to eat his breakfast.
O, uzun süredir iyi bir yemek yemedi.He has not eaten a decent meal in a long time.
O, oltaya canlı yem taktı.He put live bait on a hook.
Onun sırtını kaşıma ve tırnaklarını yeme alışkanlığı vardı.He has a habit of scratching his back and biting his nails.
Akşam yemeği partisinde ona karısı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his wife at the dinner party.
Onun gözü yemiyor.He's getting cold feet.
Onun bir öğle yemeği var.He has a lunch.
O her gün, dışarıda yemek yerdi, ancak şimdi buna gücü yetmiyor.He used to eat out every day, but now he can't afford it.
Yarın bu vakitte onunla akşam yemeği yiyor olacak.He will be having dinner with her at this time tomorrow.
Pirinç kekinin hepsini yemedi.He didn't eat all of the rice cakes.
O, sebzeden başka bir şey yemez.She eats nothing but vegetables.
Akşam yemeğinden sonra yatmaya gitti.He went to bed after supper.
Akşam yemeğinde bir şişe bira içer.He drinks a bottle of beer at dinner.
O büyük bir akşam yemeği yedi. O aç olmalı.He ate a huge supper. He must have been hungry.
O akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıkma alışkanlığındaydı.He was in the habit of taking a walk after supper.
Akşam yemeğinden sonra bir dedektif hikayesi okuyarak kendini eğlendirdi.He amused himself by reading a detective story after supper.
Akşam yemeğinden sonra o sık sık dedektif hikayeleri okurdu.He would often read detective stories after supper.
Akşam yemeğinden sonra televizyon izler.He watches television after dinner.
Akşam yemeğinden sonra odasına çekildi.He retired to his own room after supper.
Akşam yemeğinden önce ev ödevini yaptırdı.He had his homework done before supper.
O akşam yemeğinden önce çalışmayı ihmal etmez.He makes a point of studying before supper.
O akşam yemeğinden önce çalışmayı ilke edinir.He makes a point of studying before supper.
O akşam yemeğinden önce çalışamaya özen gösterir.He makes a point of studying before supper.
O, yemek pişirmede iyidir.He is good at cooking.
Evlendikleri zaman her ikisi de yalan söylememek için yemin ettiler.When they got married, they both swore to never lie.
Onların verdiği akşam yemeği kötü pişirilmişti.The dinner they served was badly cooked.
Yemek için fazla yiyecekleri yoktu.They did not have much food to eat.
Onların yemek odası çok geniş.Their dining room is very spacious.
Onlar saat on ikide öğle yemeği yer.They eat dinner at twelve o'clock.
Onlar altıda varırlar ve sonra hep birlikte akşam yemeği yeriz.They will arrive at six, and then we will all have dinner.
Öğle yemeğini bitirdikten sonra dışarı çıktılar.They went out after they finished lunch.
Onlar öğle yemeğinde sandviç ve kahve aldılar.They lunched on sandwiches and coffee.
O miktarın iki katını yemeliler.They need to eat double that amount.
Onlar genellikle yedi buçukta kahvaltı yaparlar ve on ikide öğle yemeklerini yerler.They usually have breakfast at half past seven o'clock and eat their lunch at twelve.
Dü akşam yemekte bizi ağırladılar.They entertained us at dinner last night.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yem ile cümle - Sayfa 14 - yem kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App