Brik, iki adet kare şeklinde direk pilonu olan bir yelkenli gemidir.Un brick est un type de bateau à voile à 2 mâts.
İngiliz denizaltısı, geminin kalan mürettebatını bir yelkenliye teslim etti.Les Britanniques emprisonnèrent le reste de son équipage.
Türkiye’nin ilk ve şimdilik tek, yelkenli okul gemisidir.Es el primer y hasta ahora único túnel submarino en Grecia.
Ülkesine dönmek için uzun yolu seçerek bir yelkenliyle Büyük Okyanus'a açıldı, Tahiti'de birkaç ay geçirdi.Realizó un viaje a lo largo del océano Pacífico y se quedó algunos meses en Asia.
Ülkesine dönmek için uzun yolu seçerek bir yelkenliyle Büyük Okyanus'a açıldı, Tahiti'de birkaç ay geçirdi.Scelsero di ritornare in Italia via mare ed impiegarono solamente quattro mesi.
Salma, yelkenli teknenin vazgeçilmez bir parçasıdır.GM: Non possiamo salvare la nave.
Babası manifaturacıydı, kendisi de yelkenlilere halat yapan birinin yanında çırak olarak işe başladı.Fu cresciuto da suo padre, che lavorava per una società di smantellamento di navi.
Yelkenli teknelerin tam rüzgara karşı gitmeleri mümkün değildir.Прямо против ветра парусное судно идти не может.
Kurbanları götüren gemi, siyah yelkenlidir.Высадку десантов обеспечивали корабли Черноморского флота.
İki ufak yelkenli ise karaya neredeyse varmıştır.Затем два катера скрылись в ближайшей бухте.
15 Kasım'a kadar iki yelkenli tekne batırmayı başardı.Оба крейсера благополучно прибыли туда 5 декабря.
Yelkenli ile denize açıldıktan sonra kötü bir fırtınaya yakalanan Desmond, adaya sürüklenir.Потом мы видим, как яхта Десмонда попадает в шторм.
Flok, yelkenli teknenin rüzgar üstüne doğru seyrini kolaylaştırır.Парус позволяет вести лодку достаточно круто к ветру.
Ayrıca 26 Nisan 1922 tarihinde Sinop'ta bir Yunan yelkenlisine el konuldu ve Şile adı verildi.علاوة على ذلك في 26 أبريل 1922 أسُتيل على سفينة شراعية يونانية و حملت أسم شيلا.
Yelkenliler için uygun malzeme son 15 yıl içinde bulunmuştur.حدث تطور كبير في أنواع السفن خلال العقود الخمس الأخيرة.
Birkaç ay sonra yelkenlisi tamir edilemeyecek düzeyde zarar gördü.Após alguns meses, o barco ficou avariado demais para ser reparado.
Bu gemiler çoğunlukla kürekli olmayıp yelkenliydi.Aparentemente estes eram quase sempre veleiros e não navios a remos.
NanoSail-D, NASA'nın uzay yelkenli uydusu.Aqua (satélite), satélite da NASA.
Bu gemiler çoğunlukla kürekli olmayıp yelkenliydi.Vaak waren die schepen niet helemaal zeewaardig.
"Yelkenli Gemilerin Tarihi".'Over de naamgeving van binnenvaartschepen'.
Yelkenli okul gemisinde denizcilik bilgileri sistemli bir yöntemle uygulamalı olarak öğretiliyor.Bij een zeilschool kan men leren varen in een zeilboot.
Geniş apaz, bir denizcilik deyimi olup, yelkenli teknelerin seyirlerinden biridir.De high-aspectfok is een term uit de zeilvaart, waarmee een van de zeilen van een zeilschip aangeduid wordt.
"Yelkenli Gemilerin Tarihi".Rejestry Statków Morskich.
Üçüncü HMS Lizard, 1673 yılında kullanılmış, 4 silahlı bir küçük yelkenlidir.HMS Hunter (1673) — 4-гарматний шлюп, збудований у 1673 році, проданий у 1683 році.
Venedik donanmasının yelkenli gemileri ise hareketsiz kaldı.Benátské loďstvo muselo jen nečině přihlížet.
Ülkesine dönmek için uzun yolu seçerek bir yelkenliyle Büyük Okyanus'a açıldı, Tahiti'de birkaç ay geçirdi.Doprovázela svého manžela na několika cestách do jižních moří, na Havaj se přitom také alespoň jednou vrátila.
O günden bu yana olimpiyatlarda yer alan bir yelkenli tekne modelidir.Pro nasazení na olympijských hrách plavidlo bylo modernizováno.
Flok, yelkenli teknenin rüzgar üstüne doğru seyrini kolaylaştırır.Tito lidé mu pomohou udržet na ztroskotaném měsíčním plavidle optimistickou náladu.
Kulübün yedi adet yelkenlisi mevcuttu.Příběhy sedmi moří.
İhtiyaçları olan her şeyi henüz tam olarak denizin dibine gitmemiş olan yelkenliden getirirler.Innen csak a dagály mentette ki őket, de csak úgy, hogy minden nélkülözhetőt a tengerbe vetettek a hajókról.
Shōhei Maru (昇平丸) (1854, Satsuma-han) - Japonya'nın ilk post-seclusion Batı tarzı yelkenli savaş gemisi.Sóhei Maru (1854) – Japán első bezárkózás utáni, nyugati mintájú vitorlás hadihajója (まる - maru, azaz „hajó”).
Yelkenli okul gemisinde denizcilik bilgileri sistemli bir yöntemle uygulamalı olarak öğretiliyor.A Tengertechnológiai Iskola a tengerészettel kapcsolatos eszközökkel, hajókkal ismerteti meg a diákokat.
"Yelkenli Gemilerin Tarihi".A magyar hajózás története.
Nossa Senhora da Ajuda adındaki yelkenli ile 15 Ocak 1515 tarihinde Goa'dan yola çıktılar.Sarvikuono purjehti Nossa Senhora da Ajuda -laivalla, joka lähti Goasta tammikuussa 1515.
O günden bu yana olimpiyatlarda yer alan bir yelkenli tekne modelidir.Purjeveneluokat olympialaisissa ovat aikojen kuluessa muuttuneet.
Yabancı'nın yelkenli gemisinde hayalet şekilde tayfaların çalıştıkları görülür.Merenherra soittaa huilullaan mereen kadonneiden ihmisten sieluille.
Venedik donanmasının yelkenli gemileri ise hareketsiz kaldı.Alankomaiden laivaston alusten läsnäolo esti toiminnan jatkumisen.
Nossa Senhora da Ajuda adındaki yelkenli ile 15 Ocak 1515 tarihinde Goa'dan yola çıktılar.Έπλευσε με το πλοίο Nossa Senhora da Ajuda, το οποίο εγκατέλειψε τη Γκόα τον Ιανουάριο του 1515.
İki ufak yelkenli ise karaya neredeyse varmıştır.Δύο άλλα μικρά πλοιάρια φτάνουν στην αποβάθρα.
Yelkenli teknelerin tam rüzgara karşı gitmeleri mümkün değildir.En sejlbåd kan ikke sejle direkte op mod vinden.
Flok, yelkenli teknenin rüzgar üstüne doğru seyrini kolaylaştırır.Sværdet hjælper altså med at få båden til at sejle lige ud.
Venedik donanmasının yelkenli gemileri ise hareketsiz kaldı.Flådeværftet i Venedig blev bibeholdt.
O zaman Hamburg'da yelkenli gemi kamarot kurulunda yer almıştır.Deretter jobbet han i Sjømannskirken i Hamburg.
Türkiye’nin ilk ve şimdilik tek, yelkenli okul gemisidir.Skolen er den første og hittil eneste katolske videregående skolen i Norge.
Ülkesine dönmek için uzun yolu seçerek bir yelkenliyle Büyük Okyanus'a açıldı, Tahiti'de birkaç ay geçirdi.Han tok den lange veien hjem, seilte over Stillehavet og ble værende noen måneder i Polynesia.
2., 3. ve 5. Sınıf yelkenliler, kesin çizgilerle çizilmiş kurallara sahip değillerdir.For 5. og 6. klasse er ordenstegnene uten krone.
Filador cevizi, dekoratif olmak dışında modern yelkenli teknelerde artık kullanılmamamaktadır.Marine-kronometret brukes i praksis ikke i navigasjon i dag.
Babası manifaturacıydı, kendisi de yelkenlilere halat yapan birinin yanında çırak olarak işe başladı.Faren jobbet som konditor, og brøt dermed en lang linje med folk som jobbet i skipsindustrien.
Sultanin Kalyonlari: Osmanli donanmasinin yelkenli savas gemileri, 1701–1770.Gjennom brått og brann: skipsforlis ved Leka 1701-1944.
Brik, iki adet kare şeklinde direk pilonu olan bir yelkenli gemidir.Brig adalah sebuah kapal layar dengan dua tiang kapal berlaberang persegi.
Kurbanları götüren gemi, siyah yelkenlidir.Kapal-kapal milik Spanyol tersebut sedang berlayar menuju ke Laut Hitam.
Kulübün yedi adet yelkenlisi mevcuttu.Giải trí Bảy Biển .
"Yelkenli Gemilerin Tarihi".“Các loại hồ sơ chèo thuyền khác”.
Shōhei Maru (昇平丸) (1854, Satsuma-han) - Japonya'nın ilk post-seclusion Batı tarzı yelkenli savaş gemisi.Shohei Maru (1854) – Thuyền buồm chiến kiểu Tây đầu tiên của Nhật sau thời kì toả cảng.
Yelkenli teknelerde siperlik adı ile de bilinmektedir.沈没艦船については艦船名を太字としている。
Yelkenliler için uygun malzeme son 15 yıl içinde bulunmuştur.この地域はすでに15世紀には船員たちによく知られていた。
Tek kişilik yelkenlilerde dümencinin teknenin kıçına doğru yakın oturması gerekir.和船では、櫂は船尾に1つだけ備えて船頭が操作する。
İngiliz denizaltısı, geminin kalan mürettebatını bir yelkenliye teslim etti.一方他の駆逐艦はオランダ船の乗員を救助した。
İki ufak yelkenli ise karaya neredeyse varmıştır.两位博士因此差点留在岸上。
Malezya dili kökenli cönk sözcüğü ise büyük yelkenli gemi manasındadır.单词原本来自荷兰语,是一种小型帆船。