Tom sadece güvenli olması için bir kurşun geçirmez yelek giydi.Tom put on a bullet-proof vest, just to be safe.
Tom ceketini çıkardı, kurşun geçirmez yelek giydi ve sonra ceketini geri giydi.Tom took off his jacket, put on a bullet-proof vest, and then put his jacket back on.
O teknenin güzel yelkenleri var.That boat has pretty sails.
Yelkenliyle gezintiye çıkalım.Let's go for a sail.
Tom, kurşun geçirmez yeleğini çıkardı.Tom took off his bullet-proof vest.
Tom bu kurşun geçirmez yeleği giymem için ısrar etti.Tom insisted I put on this bulletproof vest.
Tom bir yelek giydi.Tom wore a vest.
Biz geniş bir ürün yelpazesi satarız.We sell a wide range of products.
Tepede bir yel değirmeni var.There is a windmill on the hill.
O kadının bir yelpazesi var çünkü hava sıcak.That lady has a fan because it is hot.
O, İsveç'e doğru yelkenliyle denize açılıyor.He sails to Sweden.
Amcam Çin yelpazeleri biriktirir.My uncle collects Chinese fans.
O, siyasi yelpazenin sol tarafına yönelir.He leans to the left side of the political spectrum.
Tom bana yelkenli ile gitmeyi öğretiyor.Tom is teaching me to how to sail.
Yelken tamamen açılmayacak.The sail won't open fully.
Benim büyük bir yelkenlim var.I have a huge sailboat.
Ağzından yel alsın!Heaven forbid!
Bu, yel değirmenleriyle mücadele etmek gibi.It's like fighting windmills.
Tom kurşun geçirmez bir yelek giymişti.Tom was wearing a bulletproof vest.
Dan bir yelkenli üzerinde adadan ayrıldı.Dan left the island on a sailboat.
Onun yelken gibi kulakları var.She has sail-like ears.
Onun uzun ve düzensiz saçları bir aslan yelesine benzerdi.His long and untidy hair was similar to a lion's mane.
Bir aslanın yelesi daha koyu olsa dişileri için daha çekici olur.The darker the mane of a lion is, the more attractive to females it is.
Güneş eski yelkenlinin önündeki suda parlıyordu.The sun glittered on the water in front of the old sailboat.
Ne yazık ki Tom'un bir can yeleği yoktu ve o yüzemedi.Unfortunately, Tom didn't have a lifejacket and he couldn't swim.
Tom'un hobileri bahçevanlık, yelken sporu, marangozluk ve bisikletçiliktir.Tom's hobbies are gardening, sailing, carpentry and cycling.
Tom'un yerinde yeller esiyor.Tom is gone forever.
Yelkenli ile gezmeyi seviyorum.I like to sail.
Benim tam üç oktav vokal yelpazem var.I have a full three-octave vocal range.
O ona bir yelek aldı.She bought him a vest.
Esen rüzgara engel olamazsın; fakat yel değirmeni inşa edebilirsin.You can't stop the wind from blowing, but you can build windmills.
Can yelekleri sizin koltukların altında bulunmaktadır.Life vests are located under your seats.
Tom bir can yeleği giymiyordu.Tom wasn't wearing a lifejacket.
Hollanda, yel değirmenleri, laleler, ahşap takunya ve kanallar ile ünlüdür.The Netherlands is famous for its windmills, tulips, wooden clogs and canals.
Bir cankurtaran yeleğin yok.You don't have a life jacket.
Yolcuların çoğu can yelekleri giymiyordu.Most of the passengers weren't wearing life jackets.
Tom bir yelkencilik eğitmeni olarak çalışmaktadır.Tom works as a sailing instructor.
Ne yazık ki, Tom bir can yeleği giymiyordu.Unfortunately, Tom wasn't wearing a life jacket.
Yelken sporu balık tutmaktan daha eğlencelidir.Sailing is more fun than fishing.
Tom Mary'ye bir can kurtaran yeleği fırlattı.Tom threw Mary a life preserver.
Tom ve Mary birlikte yelkenli ile gittiler.Tom and Mary went sailing together.
Hiçbiri can yeleği giymiyordu.Neither was wearing a lifejacket.
Mary can yeleğini giymedi.Mary did not wear her life vest.
Ben de seninle yelken açmak için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to going sailing with you.
Kendimi neredeyse yelken kanatla öldürüyordum.I nearly killed myself hang gliding.
Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman yelkenlerini ayarla.When you can't change the direction of the wind - adjust your sails.
Tom yelkenliyle açılmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to go sailing.
Gondolların yelkenleri yok.Gondolas don't have sails.
Yelkencilik konusunda pek bilgim yok.I don't know much about sailing.
Tom ve ben beraber yelken açtık.Tom and I went sailing together.
Yelkencilikle ilgili çok şey biliyorum.I know a lot about sailing.
Bir yelkenli almak istiyorum.I want to buy a sailboat.
Tom yelkencilikten hoşlanıyor.Tom enjoys sailing.
Tom'un üstünde kurşungeçirmez yelek yok.Tom isn't wearing a bulletproof vest.
Tom kurşungeçirmez yelek giymemiş.Tom isn't wearing a bulletproof vest.
Hiç Tom'la birlikte yelkenliyle açıldın mı?Do you ever go sailing with Tom?
Tom bir kurşun geçirmez yelek giyiyor.Tom is wearing a bulletproof vest.
Tom, Mary ile yelken açmayı umuyordu.Tom was hoping he could go sailing with Mary.
Tom hâlâ Mary ile yelken açmak istiyor.Tom still wants to go sailing with Mary.
Yelkencilik eğlencelidir.Sailing is fun.