Rüzgara karşı yelken açtık.We sailed against the wind.
Kötü hava yelkenli ile gitmelerini engelledi.Bad weather prevented them from sailing.
Gemi yarın 15:00'te Hong Kong'a yelken açacak.The ship will set sail for Hong Kong tomorrow at 3 p.m.
Genç kaçmaya yeltendi ama başaramadı.The boy attempted an escape, but failed.
Hiçbir yelkenli bundan daha hızlı değildir.No sailboat is faster than this one.
Hollanda'yı ziyaret edene kadar hiç yel değirmeni görmemiştim.I had never seen a windmill until I visited the Netherlands.
Pazartesi günü San Fransisko'ya yelken açacağız.We sail for San Francisco on Monday.
Yokohama'dan Kobe'ye yelkenli ile gittik.We sailed from Yokohama to Kobe.
Ben yelken kulübüne üyeyim.I belong to the sailing club.
Ben geçen yıl yelken açmaya başladım.I started sailing last year.
Ufukta bir yelkenli görebiliyor musun?Can you see a sail on the horizon?
Yelkenli gemi tam hızda yol alıyordu.The ship was sailing at full speed.
Kışın yeleğimin üstüne ceket giyerim.In the winter I wear a coat on top of my vest.
Bütün yelkenler indirildi.All the sails were taken down.
Bir yelkenliyle Pasifik Okyanusu'nu geçti.He crossed the Pacific Ocean in a sailboat.
Onlar evlerine doğru yelken açtılar.They began to sail to their home.
O, Pasifik Okyanusu boyunca yelkenli ile gitme girişiminde başarısız oldu.He failed in the attempt to sail across the Pacific Ocean.
Boş yere tanığa rüşvet vermeye yeltendiler.They attempted in vain to bribe the witness.
Körfezde yelkenlilerden daha çok yatlar var.The bay has more yachts than sailboats.
Tanrı rüzgarı sağlar, ama insanın yelkenleri yükseltmesi gerekir.God provides the wind, but man must raise the sails.
Hava sıcakken bayanlar yelpaze kullanırlar.Ladies use fans when it is hot.
Ben hafta sonları sık sık yelkenliyle gezerim.I often go sailing on weekends.
Günün birinde, bir yelkenliye sahip olmak istiyorum.Someday, I would like to possess a sailboat.
Polis memuru bir kurşun geçirmez yelek giydi.The police officer wore a bulletproof vest.
Bir süre sonra sevda ve tutkunun yerinde yeller eser.After a while passion and infatuation ooze away.
O, onunla birlikte yelkenli turuna gitmeye can atıyordu.She was looking forward to going sailing with him.
Yelkenleri aç.Hoist the sails!
Tom yelkencilik hakkında çok şey bilmiyor, değil mi?Tom doesn't know much about sailing, does he?
Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.After the wind has stopped, let's sail the boat off to the open sea.
Tom yelken sporuna gitmenin eğlenceli olacağını düşündü.Tom thought that it would be fun to go sailing.
Tom küçük yelkenlilere kaptanlık yapmaktan hoşlanır.Tom likes to skipper small sailboats.
Tom, dizüstü bilgisayarı ile kendini yelledi.Tom fanned himself with his notebook.
Tom kurşungeçirmez bir yelek giymişti bu yüzden kurşun onu öldürmedi.Tom was wearing a bulletproof vest, so the bullet didn't kill him.
Yellenmek kabadır.Farting is rude.
Onlar genellikle sakin sularda yelken açarlar.They usually sail in calm waters.
Doğum gününü mü unuttun? Ağzından yel alsın.Forget your birthday? Perish the thought.
Saatin akrep ve yelkovanı altından yapılmış.The hands of the clock are made of gold.
Hollanda'da nereye gidersen git farketmez, yel değirmenlerini göreceksin.It doesn't matter where you go in Holland, you'll see windmills.
Hollanda'da nereye gidersen git, yel değirmenlerini göreceksin.No matter where you go in Holland, you'll see windmills.
Bugün alışveriş merkezinde yeni bir yelek satın aldım.I bought some new wife-beaters at the mall today.
Oraya asla dönmemeye yeltendi.She dared to never go back there.
Tom kendini yelliyor.Tom is fanning himself.
Bir dergiyle kendimi yelpazelendiriyorum.I am fanning myself with a magazine.
Bir dergiyle kendimi yelliyorum.I am fanning myself with a magazine.
Ağzından yel alsın.Bite your tongue.
O gemi benim için yelken açtı.That ship has sailed for me.
Aslında gerçekten bir yelkenliye ihtiyacım olmadığını fark ediyorum.I realize I don't actually really need a sailboat.
Tom balık tutma yelek ve şapkasını giydi ve kapıya yöneldi.Tom put on his fishing vest and hat and headed for the door.
Onun hala beyaz bir yeleği var.He still has a white vest.
Yelkenliyle gezmeye gittik.We went sailing.
Yelkenliyle gidiyorduk.We were sailing.
O bir Çin yelpazesi satın aldı.She bought a Chinese fan.
Bir yelkenlim var.I have a sailboat.
Erkek arkadaşımı benden almaya yeltendi.She tried to steal my boyfriend.
Yelkencilikte çok iyiyim.I'm very good at sailing.
Kurşun geçirmez yeleğin nerede?Where's your bulletproof vest?
Tom ve ben ikimiz de yelkenciliği severiz.Tom and I both like sailing.
Can yelekleriyle gölde süzülen bazı yüzücüler gördüm.I saw some swimmers floating on the lake in their life jackets.
Karşıdan esen rüzgar yelkenliye karşı patladı.The headwind blew against the sail.
O bir yelek giydi.She wore a vest.