Yeşilliklerle ve nimetlerle doludur.緑のものや棘のあるものが好き。
Özellikle bu yeşillik yerleri sever, ancak çok yoğun ormanlık alanlarda yaşamayı da sevmez.特にきれい好きで、汚い場所には住みたがらない。
Gezdiribilen Bir Yeşillik, Tarla.喜好是拳擊、卡拉OK。
Refrain Güneş, alın teri ve yeşillik ve deniz, Yüz yıllardır acı ve umut; Bu atalarımızın ülkesidir.1절 해, 달콤함, 푸름과 바다여, 고통과 희망의 세기여, 이 땅은 우리 조상의 것이라네.
Köyün etrafı yeşillik ve ormanla çevrilidir.הכפר ירוק מאוד ומוקף יערות.
İyidere yeşilliklerin sonsuz olduğu bir yer gibidir.מצב מובהק של אי שלמות הוא מצב קבוע.
Salatalarda kullanılır veya yeşillik olarak pişirilir.Listi se uporabljajo za solato oz. jih kuhajo.
Gezdiribilen Bir Yeşillik, Tarla.Čia galima išsinuomoti dviračius, slides.
Bahçedeki yeşillikler de çok belirgin..Nebo to listoví v zahradě. Opravdu přepychové.
Bahçedeki yeşillikler de çok belirgin..Или просто на растения в Саду. Роскошно, правда?
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.우리중 많은 이들이 신선한 채소를 한번도 먹지 않으며 자랐습니다. 어쩌다 먹는 생당근이나 이상한 상추 샐러드를 빼면요.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Mnoho z nás vyrástlo nejediac čerstvú zeleninu s výnimkou občasnej surovej mrkvy či možno zeleného šalátu.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Monet meistä eivät syöneet lapsena tuoreita kasviksia paitsi ehkä joskus porkkanan tai salaatin.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Sokunk úgy nőtt fel, hogy soha nem evett friss zöldséget, kivéve a néhai sárgarépát vagy az alkalmi salátát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Spousta z nás vyrostlo, aniž by jedli zeleninu až na příležitostnou mrkev nebo hlávkový salát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Velen zijn opgegroeid zonder verse groenten behalve misschien af en toe een rauwe wortel of een salade.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.רבים מאיתנו גדלו מבלי שאי פעם אכלנו ירק טרי מלבד גזר טרי אקראי או אולי סלט חסה מוזר.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.ترعرع الكثيرون منا بدون أن يأكلوا أطعمة طازجة بإستثناء أكل الجزر أحياناً أو ربما سلطة الخس.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.大人になるまでフレッシュ野菜を食べた事ない人は少なくない 僕なら、これは嘘じゃないよ、
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.我地好多人成長嗰陣除咗有時食下生紅蘿蔔 或者生菜沙律之外,好少會食新鮮蔬果
Bu yüzden, daha fazla lahana, maydonoz ve pişmiş yeşillik, daha fazla meyve ve sebze yiyin.Así que, consuman más col verde, más perejil, más vegetales verdes cocinados. Beban más jugos verdes.
Bu yüzden, daha fazla lahana, maydonoz ve pişmiş yeşillik, daha fazla meyve ve sebze yiyin.אז איכלו יותר קייל, פטרוזיליה, יותר ירקות מבושלים, יותר ירקות ופירות מרוסקים בממחה,
Bu yüzden, daha fazla lahana, maydonoz ve pişmiş yeşillik, daha fazla meyve ve sebze yiyin.より多くのスムージーと青菜を取りましょう 乾燥ケールのチップスを取りましょう
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Ciągle leży na łące, ogląda sobie trawę. Ciągle leży na łące, ogląda sobie trawę.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Deoarece el trăieşte, de obicei pe spate, uitându-se în sus la acele ierburi.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.왜냐면 그 친군 주로 드러누운채 수풀을 바라보며 시간을 보내거든요.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Mert ő az életét nagyrészt a hátán fekve tölti, és úgy nézegeti a füveket.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Parce qu'il vit, en général sur le dos, à regarder ces herbes.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Perché solitamente sta sempre a testa in su, guardando quelle erbe.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Porque ele vive, normalmente de costas, a olhar para essas ervas.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Porque vive casi siempre boca arriba, mirando estas hierbas.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Sebab dia selalu mengamati rumput-rumput itu, seringkali sambil berbaring di sana.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Want hij ligt, meestal op zijn rug, op te kijken naar die grassen.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Επειδή ζει, συνήθως ανάσκελα, κοιτώντας όλο αυτό το πράσινο.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.Защото той живее, обикновено легнал по гръб, гледайки нагоре към онези треви.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.בגלל שבדרך כלל, הוא חי על הגב, מסתכל למעלה על הדשאים הללו.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.لأنه يعيش، غالبا على ظهره، ينظر عاليا إلى تلك النعم.
Çünkü genellikle, sırtüstü, yukarıdaki yeşilliklere bakarak yaşıyor.それらの草を見上げながら過ごします あるとき彼がやってきて
Endüstrileşmeye bir tepki olarak, bu güzel, yeşillikler içindeki sakin kırsal yaşama tutunuyor.Ukazuje nám krásný, zelený, klidný selský život jako reakci na industrializaci.
Güney Amerika'da, kişi başında düşen yeşillik oranı en düşük olan ülke.Sie hat den kleinsten Anteil an Grünflächen pro Einwohner in Süd Amerika.
Güney Amerika'da, kişi başında düşen yeşillik oranı en düşük olan ülke.Tiene el menor espacio verde per cápita en toda América del Sur.
Güney Amerika'da, kişi başında düşen yeşillik oranı en düşük olan ülke.יש בה הכי פחות שטחים ירוקים לנפש בכל דרום אמריקה.
Meleğin kolları mesela. Ya da kafasındaki hale'nin varağı, parlaklığı. Bahçedeki yeşillikler de çok belirgin..Подивіться на крила ангела, позолоту німба Листя в саду також розкішне.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Aj, jak jsi ty krásný, milý můj, jak utěšený! I to lůže naše zelená se.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Ce frumos eşti, prea iubitule, ce plăcut eşti! Verdeaţa este patul nostru! -
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Come sei bello, mio diletto, quanto grazioso! Anche il nostro letto è verdeggiante
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Eis que és formoso, ó amado meu, como amável és também; o nosso leito é viçoso.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Engkau tampan, sayang, sungguh tampan engkau! Petiduran kita di rumput hijau
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.é, te [is] szép vagy én szerelmesem, gyönyörûséges, és a mi nyoszolyánk zöldellõ.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Hľa, krásny si, môj milý, áno, utešený, i naša loža zelená.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Hỡi lương nhơn tôi , chàng là xinh tốt ; Thật , hợp_ý thay ! Lại giường của chúng_ta xanh_xanh .
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Hỡi lương nhơn tôi, chàng là xinh tốt; Thật, hợp ý thay! Lại giường của chúng ta xanh xanh.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Hvor du er fager, min Ven, ja dejlig er du, vort Leje er grønt,
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Hvor du er vakker, min elskede, hvor skjønn du er! Og vårt leie er grønt.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız."Katso, kaunis sinä olet, rakkaani; kuinka suloinen, kuinka vihanta on vuoteemme!
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.나의 사랑하는 자야 너는 어여쁘고 화창하다 우리의 침상은 푸르고
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.O jakoś ty jest piękny, miły mój! i jako wdzięczny! nawet i to łoże nasze zieleni się.
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.¡Qué bello y dulce eres tú, oh amado mío! Nuestra cama es frondosa
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Que tu es beau, mon bien-aimé, que tu es aimable! Notre lit, c`est la verdure. -
Ne yakışıklısın, sevgilim, ah, ne çekici! Yeşilliktir yatağımız.Siehe, mein Freund, du bist schön und lieblich. Unser Bett grünt,