Kavgacı kadınla aynı evde oturmaktansa, Damın köşesinde oturmak yeğdir.寧 可 住 在 房 頂 的 角 上 、 不 在 寬 闊 的 房 屋 與 爭 吵 的 婦 人 同 住
Kavgacı kadınla aynı evde oturmaktansa, Damın köşesinde oturmak yeğdir.寧 可 住在 房頂 的 角上 、 不 在 寬闊 的 房屋 、 與爭 吵 的 婦人 同住
Kavgacı kadınla aynı evde oturmaktansa, Damın köşesinde oturmak yeğdir.寧 可 住在 房頂 的 角上 、 不 在 寬闊 的 房屋 與爭 吵 的 婦人 同住
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Ai fost femeia prea curvă, care primeşte pe străini în locul bărbatului ei!
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Ani jako niewiasta cudzołożąca, która mimo męża swego obcych przypuszcza.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!avionrikkoja-vaimo, joka miehensä sijaan ottaa vieraita!
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!A žena cizoložná, kteráž místo muže svého povoluje cizím.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!du äktenskapsbryterska, som i stället för den man du hade tog andra män till dig.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Du Ehebrecherin, die anstatt ihres Mannes andere zuläßt!
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Du horkvinne, som i stedet for din mann tar imot fremmede!
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Engkau seperti istri yang mengkhianati suaminya dan berbuat serong dengan laki-laki lain
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!hvilken Horkvinde, der tager fremmede i sin Mands Sted! -
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Ja, u bent een overspelige echtgenote, die met andere mannen leeft in plaats van met haar eigen echtgenoot.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!그 지아비 대신에 외인과 사통하여 간음하는 아내로다
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!ma come un'adultera che, invece del marito, accoglie gli stranieri
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!mầy là đờn bà ngoại tình, tiếp người lạ thay vì chồng mình.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!mầy là đờn bà ngoại_tình , tiếp người lạ thay_vì chồng mình .
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!¡Mujer adúltera! ¡En lugar de su marido recibe a los extraños
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Oj, cudzoložná ženo! Miesto svojho muža berie cudzích!
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Te házasságtörõ asszony! férje helyett idegeneket fogad el!
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!tens sido como a mulher adúltera que, em lugar de seu marido, recebe os estranhos.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!tu as été la femme adultère, qui reçoit des étrangers au lieu de son mari.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!tudi ne kakor žena prešeštnica, ki namesto svojega moža sprejema druge.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!αλλ' ως γυνη μοιχαλις, αντι του ανδρος αυτης δεχομενη ξενους.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!но как прелюбодейная жена, принимающая вместо своего мужа чужих.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!Но си била като жена прелюбодейца, Която приема чужди мъже вместо своя си.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!האשה המנאפת תחת אישה תקח את זרים׃
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!ايتها الزوجة الفاسقة تاخذ اجنبيين مكان زوجها.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!哎 、 你 這 行 淫 的 妻 阿 、 寧 肯 接 外 人 不 接 丈 夫
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!哎 、 你 這行 淫 的 妻阿 、 寧肯 接 外人 不接 丈夫
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Bättre är en ringa man, som likväl har en tjänare, än den som vill vara förnäm och saknar bröd.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Bedre er en småkårsmann som har en tjener, enn en som vil være storkar, men ikke har brød.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Beter een bescheiden mens met één knecht, dan een opschepper die niet genoeg te eten heeft.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Boljši je ki ga nizko cenijo, pa si sam streže, nego kdor sebe veliča in kruha strada.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Hellere overses, når man holder Træl, end optræde stort, når man mangler Brød.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.igaz az õ barmának érzését [is] ismeri, az istentelenek szíve pedig kegyetlen.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.비천히 여김을 받을지라도 종을 부리는 자는 스스로 높은체 하고도 음식이 핍절한 자보다 나으니라
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Lepší je nevážený, ktorý má sluhu, ako ten, kto sa robí slávnym a nemá chleba.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Lepší jest nevzácný, kterýž má služebníka, nežli ten, kterýž sobě slavně počíná, a nemá chleba.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Lepszy jest człowiek podły, który ma sługę, niżeli chlubny, któremu nie staje chleba.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Mai bine să fii într'o stare smerită şi să ai o slugă, decît să faci pe fudulul şi să n'ai ce mînca. -
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Mejor es el menospreciado que tiene quien le sirva que el vanaglorioso que carece de pan
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Melhor é o que é estimado em pouco e tem servo, do que quem se honra a si mesmo e tem falta de pão.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Mieux vaut être d`une condition humble et avoir un serviteur Que de faire le glorieux et de manquer de pain.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Parempi halpa-arvoinen, jolla on palvelija, kuin rehentelijä, joka on vailla leipää.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Thà một người ở bực hèn hạ và có tôi tớ, Còn hơn kẻ tự tôn mà lại thiếu ăn.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Thà một người_ở bực hèn_hạ và có tôi_tớ , Còn hơn kẻ tự_tôn mà_lại thiếu ăn .
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Un uomo di poco conto che basta a se stesso vale più di un uomo esaltato a cui manca il pane
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Wer gering ist und wartet des Seinen, der ist besser, denn der groß sein will, und des Brotes mangelt.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Καλητερος ο ανθρωπος ο μη τιμωμενος και επαρκων εις εαυτον, παρα ο κενοδοξων και στερουμενος αρτου.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.Лучше простой, но работающий на себя, нежели выдающий себя за знатного, но нуждающийся в хлебе.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.По-щастлив е скромният, който слугува на себе си, От този, който се надига и няма хляб.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.טוב נקלה ועבד לו ממתכבד וחסר לחם׃
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.الحقير وله عبد خير من المتمجد ويعوزه الخبز.
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.被 人 輕 賤 、 卻 有 僕 人 、 強 如 自 尊 、 缺 少 食 物
Köle sahibi olup aşağılanan Büyüklük taslayıp ekmeğe muhtaç olandan yeğdir.被 人 輕賤 、 卻有 僕人 、 強如 自尊 、 缺少 食物
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.A Lában ju nazval aramejsky: Jegar-sohoduta, a Jakob ju nazval hebrejsky Gal-éd.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.És nevezé azt Lábán Jegár-Sahaduthának, Jákób pedig nevezé Gálhédnek.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.I nazval ji Lában Jegar Sahadutha, a Jákob nazval ji Gál Ed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.I nazwał ją Laban Jegar Sahaduta, a Jakób ją nazwał Galed.