1934 yılında Budizmi insanlara anlatıp bu öğretiyi yaymak üzere Güney Vietnam'a gitti.En 1934, se trasladó al sur de Vietnam donde habló sobre el budismo en varias localidades.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Gli Spagnoli speravano di espandere la fede Cristiana in Giappone.
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.Essi vengono incolpati di aver dato inizio alla rissa.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Egli, determinato a salvarle la vita ad ogni costo, accetta serenamente il suo destino.
İslamiyet’i yaymak ve vergi toplamak üzere Umman' a gönderildi.Принял ислам, раскаялся и был убит за это.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.Обладает высокими вкусовыми качествами.
Yaymak anlamı da var.Заслуживает распространения.
Pavlus, adaya Hristiyanlığı yaymak için gitmişti.Апостол Павел приносит на остров христианство.
Göze çarpan vücut yokluğuna rağmen fotoğraflar insan varoluşunu yaymaktadır.على الرغم من غياب واضح للجسم، فإن الصور تنبعث من وجود بشري.
Kolomb'un öncelikli hedefi Hristiyanlığı yaymak olmuştu.وكان هدفها الرئيسي هو نشر الايمان المسيحي.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.وقد كان نشر الدين المسيحي في اليابان أحد طموحات الإسبان.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.واستردوا صالحا".»
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Os espanhóis desejavam expandir a fé cristã no Japão.
İsa'nın mesajını yaymak ve cehaletle savaşmak üzere kurulmuştur.Em seguida, descreve Jesus sendo enviado por Deus para remover a ignorância.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Zij weigerde en alle maagden werden daarop doodgemarteld.
Hristiyanlık dininin ve Avrupa kültürünün yaymak istenilmesi.De verspreiding van het christendom in heel Europa.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.In het huis is het bijzonder bedompt en er hangt een merkwaardige geur.
Pavlus, adaya Hristiyanlığı yaymak için gitmişti.Paweł rozpoczął wprowadzanie chrześcijaństwa na wyspie.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.Istota rzekomo zostawiło po sobie także dziwny szlam o nieprzyjemnym zapachu.
Böyle yıldız çiftleri, yerçekimi dalgaları yaymaktan dolayı yavaş yavaş enerji kaybeder.Detta föreslogs bero på att stjärnorna förlorar energi, när de sänder ut gravitationsvågor.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Іспанці захотіли розширити християнську віру на Японію.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Цього разу його звинуватили в антиурядовій пропаганді.
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.Paměť počítače už dále nemůže být rozšířena.
Kolomb'un öncelikli hedefi Hristiyanlığı yaymak olmuştu.Sám Kolumbus viděl svůj úspěch hlavně v šíření křesťanství.
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.A szoftver a téves adatok kiszűrésére nem volt felkészítve.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.A keresztény vallást kiirtják Japánban.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Espanjalaiset toivoivat voivansa tehdä Japanissa kristillistä lähetystyötä.
1940'lı yılların sonunda Eflak ve Bitar Baas fikrini yaymak için seminerler veriyorlardı.Niistä käytiin 1940-luvun loppupuolella voimakasta polemiikkia puolesta ja vastaan.
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.Siksi he halusivat yhteisellä testamentilla lahjoittaa suuren osan omaisuuttaan rahastolle.
Çalışmalarının sonuçlarını yayınlamak ve yaymak.Χρήση και εκμετάλλευση αποτελεσμάτων.
Tüm nesneler eğer -273 derece üzerinde ise termal enerji yaymaktadır.Vandtemperaturen på min. 24 grader drives af solenergi.
“Tek söylemek ve yaymak istediğim şey şuydu: Ben sadece sınırlarda barış istiyorum.Stille føjede han til: "Det var freden jeg ville."
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Spanyol berkeinginan untuk menyebarluaskan Kekristenan di Jepang.
1934 yılında Budizmi insanlara anlatıp bu öğretiyi yaymak üzere Güney Vietnam'a gitti.Pada tahun 1934, ia pindah dan berkelana di Vietnam bagian selatan untuk menyebarkan ajaran Buddha.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.Manguni = Manguni Rendai yakni bunyi yang merdu tandanya menyenangkan.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Ia kemudian duduk bermeditasi menyesali segala perbuatan liciknya.
İslamiyet’i yaymak ve vergi toplamak üzere Umman' a gönderildi.Islam lalu dijadikan sebagai agama kerajaan dan dijadikan pula sebagai sumber hukum.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Người Tây Ban Nha muốn truyền bá Công giáo vào Nhật Bản.
İslamiyet’i yaymak ve vergi toplamak üzere Umman' a gönderildi.Tenkan là chuyển động xoay (âm) và irimi là chuyển động dẫn nhập (dương).
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.Hàm băm được dùng để phát hiện lỗi truyền dữ liệu.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.良賤の訴などを司る。
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.日本にキリスト教を広めようとする。
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.それは柊蓮司が持つ“あらゆるものを下げる力”「柊力(ひいらぎちから)」だったのである。
Yatağan Termik Santrali zaman zaman kara duman yaymaktadır.この度に電火が黒煙の中にかすかに見える。
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.昨今怪異の噂が乱れていることについて、原因を追究している。
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.很崇拜穗乃香。
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.不使用微型计算机来教授计算机。
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.後來目擊散播謠言的犯人。
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.他解散了自己的团伙,到国外隐居去了。
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.그러나 얼마 가지 않아 모든 조치를 다시 회복시키고 소직을 영신현후(永新縣侯)로 봉했다.
Bu fikri yaymak için bir sürü sempozyum düzenledi ve 1956'da yaptığı devre başarısız sonuçlandı.그는 많은 심포지엄에서 그의 아이디어를 알렸지만, 1956년 회로를 실제로 구현하려는 그의 시도는 실패했다.
Zerdüştlük dinini kabul edip, bu dini yaymak için mücadeleler etmiştir.그는 상대등(上大等)을 역임했고 반란을 일으킨 역신(逆臣)이다.
“Tek söylemek ve yaymak istediğim şey şuydu: Ben sadece sınırlarda barış istiyorum.그위에는 "er wollte nur die Freiheit" "그는 단지 자유를 원했다"라고 새겨져있다.
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.독일은 연차적으로 분할지급하고 있었으나 자금의 대부분은 외국으로부터의 단기차입금으로 충당되었다.
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.בעקבות ההתרסקות נפוצו שמועות על חבלה.
Bir gram 60Co, yaklaşık 50 curie (1.85 terabekerel) radyoaktivite yaymaktadır.Един грам 60Co съдържа приблизително 50 кюри радиация, което е равно на 1,85 терабекерела.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Освен това, покровителството над разпространението на християнската вяра в Азия се дава на португалците.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Развива активна дейност срещу униатската пропаганда.
Turizm faaliyetlerini yılın tamamına yaymak için kış turizmine önem vermeye başlamıştır.Целта на проекта е да се развие зимния туризъм, с което туризмът в региона да стане целогодишен.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Jugokomunističke vlasti optužile su ga za širenje neprijateljske propagande.