Ana içeriğe geç
Sözlük

yayma ile cümle

yayma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.Det meste af det pollen der giver os høfeber er fra planter der bruger vinden til at sprede pollenet.
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.우리에게 꽃가루 알레르기를 일으키기도 하는 꽃가루들의 대부분은 바람을 통해서 먼 곳으로 전달이 됩니다.
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.Todo ese polen que nos produce fiebre de heno viene de plantas que utilizan el viento para diseminar su polen.
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.Väčšina peľu, ktorý nám spôsobuje sennú nádchu, je z rastlín, ktoré na rozšírenie peľu používajú vietor.
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.Většina pylu, který nám způsobuje sennou rýmu, pochází z rostlin, které používají vítr k rozšíření pylu.
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.Пилок, який викликає алергію, належить рослинам, які розпилюють пилок за допомогою вітру.
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.וזה למעשה די יעיל לזיהוי ועוד. רוב האבקנים שגורמים לנו לקדחת השחת באים מצמחים שמשמשים ברוח
Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir.風を使って花粉を広める 植物のものです とても非効率的な方法なので
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››a mi se bomo marljivo držali molitve in službe besede.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››a my budeme snažne zotrvávať na modlitbe a v službe slova.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››A my modlitwy i usługi słowa pilnować będziemy.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Còn chúng ta sẽ cứ chuyên lo về sự cầu nguyện và chức vụ giảng đạo.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Còn chúng_ta sẽ cứ chuyên lo về sự cầu_nguyện và chức_vụ giảng đạo .
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Et nous, nous continuerons à nous appliquer à la prière et au ministère de la parole.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Iar noi vom stărui necurmat în rugăciune şi în propovăduirea Cuvîntului.``
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››우리는 기도하는 것과 말씀 전하는 것을 전무하리라 하니
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Mas nós perseveraremos na oração e no ministério da palavra.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Men vi ville holde trolig ved i Bønnen og Ordets Tjeneste."
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Mi pedig foglalatosok maradunk a könyörgésben és az ígehirdetés szolgálatában.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Mutta me tahdomme pysyä rukouksessa ja sanan palveluksessa."
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››My pak modlitby a služby slova Páně pilni budeme.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Noi, invece, ci dedicheremo alla preghiera e al ministero della parola»
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››sebab kami mau berdoa dan memberitakan perkataan Allah saja.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››vi derimot vil holde ved i bønnen og ordets tjeneste.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Vi skola då helt få ägna oss åt bönen och åt ordets tjänst.»
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Wijzelf zullen al onze tijd besteden aan het bidden, het spreken in het openbaar en het onderwijzen."
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Wir aber wollen anhalten am Gebet und am Amt des Wortes.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Y nosotros continuaremos en la oración y en el ministerio de la palabra
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››ημεις δε θελομεν εμμενει εν τη προσευχη και τη διακονια του λογου.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››а мы постоянно пребудем в молитве ислужении слова.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››А ние ще постоянствуваме в молитвата и в служение на словото.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››Ми ж у молитві і в служенню слова пробувати мем.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››ואנחנו נשקד על התפלה ועל שמוש הדבר׃
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››‎واما نحن فنواظب على الصلاة وخدمة الكلمة‎.
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››但 我 們 要 專 心 以 祈 禱 傳 道 為 事
Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım.››但 我 們 要 專心 以 祈禱傳 道 為事
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.En la Campaña One, quisiéramos que fuera contagioso, difúndanlo, compártanlo, transmítanlo.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Jag antar att vi i One Campaign skulle älska om du blir smittsam, sprider det, dela det, för det vidare.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Kami di One Campaign mengharapkan Anda dapat menularkan, menyebarkan, membagikan, meneruskannya.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Myslím, že my z One Campaign bychom rádi, abyste byli nakažliví, šířili ho, sdíleli ho a posílali jej dál.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Noi della campagna ONE saremmo felici nel vedervi infettivi, se lo diffondeste, lo condivideste, lo passaste.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Nouă, celor din One Campaign, ne-ar plăcea să deveniți contagioși, să-l transmiteți mai departe.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.우리 ONE 캠페인에서는 여러분이 이 운동을 전염시키고, 퍼트리고, 공유하고, 전달해 나아갔으면 합니다.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Wij in de One Campaign zien het je graag verspreiden, delen, doorgeven.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.І усі ми з фонду ONE хотіли б, щоб ви стали носіями цього вірусу, поширювали його та "заражали" усіх навколо.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Мы в Единой Кампании будем рады, если вы окажетесь заразны и начнёте распространять этот вирус.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.Явно ние от One Compaign ще се радваме да сте заразени, да го разпространите, споделите, предадете.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.נראה לי שאנו, ב"וואן קמפיין", נשמח מאד אם תהיו מדבקים, תפיצו את זה, תשתפו בזה, תעבירו את זה הלאה.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.نحن في الحملة الواحدة (One Campaign) نريد أن تكون معد وتنشر كل هذا وتحكي عنه وتنقله.
Biz, One Campaign olarak sizin bulaşıcı olmanızı, bunu yaymanızı, paylaşmanızı, iletmenizi istiyoruz.これを広め 共有し 引き継いでいってほしい それによって 平等に向けた旅という
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Aceştia erau delicvenți, infractori periculoşi, acţionând în propriul lor mediu.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Byli to niebezpieczni kryminaliści i przestępcy przebywający w swoim własnym środowisku.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.C'étaient des criminels, des escrocs, dangereux pourchassant leur propre environnement.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Có nhiều tội phạm, kẻ lười đảo nguy hiểm vùng vẫy trong chính môi trường của chúng.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Das waren Kriminelle, Ganoven, die waren gefährlich, die zerstörten ihr eigenes Umfeld.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Eran criminales, ladrones peligrosos productos de su propio entorno.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Erano criminali, delinquenti pericolosi che distruggevano la loro città.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Estes eram criminosos, bandidos, perigosos perseguindo o seu próprio ambiente.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Ezek bűnözők voltak, veszélyesek, akik csak a saját környezetüket követték.
Bu adamlar sabıkalı, düzenbaz, tehlikeliydi, kendi çevrelerini yaymaya çalışıyorlardı.Het waren criminelen, gevaarlijke boeven die hun eigen buurt onveilig maakten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod