Zerdüştlük dinini kabul edip, bu dini yaymak için mücadeleler etmiştir.그는 상대등(上大等)을 역임했고 반란을 일으킨 역신(逆臣)이다.
“Tek söylemek ve yaymak istediğim şey şuydu: Ben sadece sınırlarda barış istiyorum.그위에는 "er wollte nur die Freiheit" "그는 단지 자유를 원했다"라고 새겨져있다.
Emisyon (yayma) Transmisyon (geçme) Refleksiyon (yansıma) Enerji kaynağı vücuttadır.복사전달(Radiative transfer)은 전자기 복사 형태로 된 에너지 전달의 현상이다.
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.독일은 연차적으로 분할지급하고 있었으나 자금의 대부분은 외국으로부터의 단기차입금으로 충당되었다.
Yeşil ışık yayması bir saniyenin dörtte üçü, kırmızı ışık yayması iki dakikaya kadar bir süre alır.בוטל זמן ההמתנה האקראי של בין 4 ל-7 שניות להדלקת הרמזור הירוק (לזינוק) לאחר הדלקת הרמזור האדום.
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.בעקבות ההתרסקות נפוצו שמועות על חבלה.
Bir gram 60Co, yaklaşık 50 curie (1.85 terabekerel) radyoaktivite yaymaktadır.Един грам 60Co съдържа приблизително 50 кюри радиация, което е равно на 1,85 терабекерела.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Освен това, покровителството над разпространението на християнската вяра в Азия се дава на португалците.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Развива активна дейност срещу униатската пропаганда.
Turizm faaliyetlerini yılın tamamına yaymak için kış turizmine önem vermeye başlamıştır.Целта на проекта е да се развие зимния туризъм, с което туризмът в региона да стане целогодишен.
1901 yılında, Piskopos Montgomery İncil'i Yayma Cemiyeti sekreteri oldu ve ailesi Londra'ya döndü.През 1901 Хенри Монгомъри получава ново назначение в Англия и семейството се връща в Лондон.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Jugokomunističke vlasti optužile su ga za širenje neprijateljske propagande.
Yayma kuvveti asla birden büyük olamaz.Ovaj omjer nikad ne može biti veći od jedan.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Pomagao je širenju isusovaca u Španjolskoj.
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun  kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.Ak objekt dostatočne zahrejeme, tak začne vyžarovať svetlo v červenom konci spektra.
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.Pri prepise genetickej informácie nie sú používané.
Bu ilkeye dayanarak Hawking kara deliklerin ışın yaymadığını söylemiştir.Hawking tiež prehlásil, že následne po Veľkom tresku sa vytvorili prvotné čierne diery.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.Oddaja več notranje toplote, vendar manj od Jupitra in Saturna.
Çakmak ve Yaymak fiilleri ile de uzaktan bağlantılıdır.Zaplet in razplet sta ločena z intermezzom.
İlk yönetmenliğini Darré altında "Kan ve Toprak" adlı Nazi ideolojisini yaymaya başladı.Vadovaujama pirmojo direktoriaus Darré ji diegė nacistų „Kraujo ir dirvos“ ideologiją.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Portugalai siekė skleisti krikščionybę.
Hristiyanlık dininin ve Avrupa kültürünün yaymak istenilmesi.Susidarė palankios sąlygos krikščionybei ir europinei kultūrai plisti.
New Lanark'ta yarattığı komünel sistemi yaymak için uğraşmaya başladı.New Lanarke išliko jo įkurta pramoninė bendruomenė.
1000 yılı civarında Hristiyan misyonerler Norveç'te Hristiyanlığı yaymaya başladılar.Maždaug nuo 1000 m. iki 1150 m. misionierių pastangomis Norvegija pamažu tapo krikščionišku kraštu.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Seekord süüdistati teda nõukogudevastase kirjanduse omamise ja levitamise eest.
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.Kuuldustest, et juhid on ära viidud vallandas pahameeletormi.
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.Nad tegutsesid aktiivselt tema teoste ettekandmise nimel ja aitasid partituure välismaale toimetada.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.A szag görög nevéből. Oxidjainak retekre emlékeztető illata van.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Dalla parola greca che significa « odore ». I suoi ossidi hanno odori molto forti.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.De la palabra griega que significa « olor ». Sus óxidos huelen fuertemente a rábanos.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Græsk for "lugt". Dets oksider lugter kraftigt ligesom radisser.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Grec pour « & #160; sent & #160; ». Son oxyde sent fortement une odeur de radis.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Grekiska för 'lukt'. Dess oxid luktar starkt av rädisor.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Griechisch für‚ riechen‘. Seine Oxide riechen stark nach Radieschen.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Grieks voor 'geur'. Haar oxide ruikt sterk naar radijsjes.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.O Grego para 'cheiro'. O seu óxido tem um cheiro forte.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Po grecku 'zapach'. Jego tlenki mają silny zapach, jak rzodkiewki.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Řecké slovo pro 'pach'. Jeho oxidy silně páchnou po ředkvičkách.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Ελληνική λέξη 'οσμή'. Το οξείδιά του μυρίζουν έντονα όπως τα ραπανάκια.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.Грецькою означає « пахнути ». Його оксиди пахнуть сильно, як редька.
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.يوناني لـ له مثل
Almanca' da 'koku' kelimesinden gelmekte olup oksitleri turp gibi kuvvetli koku yaymaktadır.ギリシャ語で「におい」。その酸化物はダイコンのような強い臭いがします。
Aynı zamanda bunu yapmayı diğer bilim insanlarına öğretmek ve yaymak için de sabırsızlanıyorum.간절히 바랍니다.
Aynı zamanda bunu yapmayı diğer bilim insanlarına öğretmek ve yaymak için de sabırsızlanıyorum.אלא לקדמו וללמד מדענים אחרים לעשות זאת.
Aynı zamanda bunu yapmayı diğer bilim insanlarına öğretmek ve yaymak için de sabırsızlanıyorum.ولكن أيضا لتعزيز وتعليم العلماء الآخرين كيفية القيام بذلك.
Aynı zamanda bunu yapmayı diğer bilim insanlarına öğretmek ve yaymak için de sabırsızlanıyorum.皆さんご存知のように、学者の世界は内向的になりがちです
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.2 industrializzati. L’efficienza dei pozzi naturali di assorbimento di CO
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.C O отколкото развитите страни.
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Die weniger entwickelten Länder stoßen zwischenzeitlich mehr
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Los países menos desarrollados emiten ahora más CO que los países desarrollados.
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Menej vyspelé krajiny vypúšťajú teraz viac ako vyspelé krajiny. Prirodzené
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Méně rozvinuté země nyní vypouštějí více CO než rozvinuté země.
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Minder ontwikkelde landen stoten nu meer CO uit dan ontwikkelde landen.
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Mindre utvecklade länder släpper nu ut mer koldioxid än industriländerna.
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Nagyratörő cél, mégis mindenképp el kell érni, mert a helyzet rendkívül súlyos.
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Obecnie, mniej rozwinięte kraje są źródłem większych emisji CO niż
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.Olhar para o futuro: para além de Quioto do que os países mais desenvolvidos.
Az gelişmiş ülkeler şu anda gelişmiş ülkelerden daha fazla CO yaymaktadır.ότι οι εκπομπές CO
Bana bu kazaların çevreye yüzbinlerce yıl boyunca zehirli kalan hiç bir madde yaymayacağını söyleyin.그 사고로 유출된 폐기물이 환경에 수백, 수천년간 유해한 독이 되지는 않을 거라 말씀하실 수 있나요?
Bana bu kazaların çevreye yüzbinlerce yıl boyunca zehirli kalan hiç bir madde yaymayacağını söyleyin.Kommer de olyckorna aldrig orsaka att material hamnar i miljön som är giftiga i hundratusentals år?