Ana içeriğe geç
Sözlük

yayma ile cümle

yayma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Düşüncelerini yaymaya çalıştığı için tutuklandı.Byl za své názory stíhán.
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.Paměť počítače už dále nemůže být rozšířena.
Sultan Mahmut'un İslam'ı Hindistan'da yayma çabaları da Gazneli edebiyatını etkilemiştir.Snaha čínských úřadů zvýšit turistiku v Tibetu ohrožuje posvátnou horu Kailás.
Kolomb'un öncelikli hedefi Hristiyanlığı yaymak olmuştu.Sám Kolumbus viděl svůj úspěch hlavně v šíření křesťanství.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.El radiază mai multă căldură internă, dar nu la fel de multă ca Jupiter sau Saturn.
Hidrojen atomunun dalgaboyu 21 santimetre olan radyasyonlar yaymasıdır.Legfontosabb az atomos hidrogén 21 centiméteres rádióvonala.
Yayma kuvveti asla birden büyük olamaz.A cukrok egyszer sem eshetnek le.
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.A szoftver a téves adatok kiszűrésére nem volt felkészítve.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.A keresztény vallást kiirtják Japánban.
1901 yılında, Piskopos Montgomery İncil'i Yayma Cemiyeti sekreteri oldu ve ailesi Londra'ya döndü.1901-ben Henry a Egyesült Társadalom Partnerek Az Egyházban titkára lett, ezért a család visszatért Londonba.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Espanjalaiset toivoivat voivansa tehdä Japanissa kristillistä lähetystyötä.
1940'lı yılların sonunda Eflak ve Bitar Baas fikrini yaymak için seminerler veriyorlardı.Niistä käytiin 1940-luvun loppupuolella voimakasta polemiikkia puolesta ja vastaan.
İlk yönetmenliğini Darré altında "Kan ve Toprak" adlı Nazi ideolojisini yaymaya başladı.Hän osallistui kansallissosialistien niin sanotun Blut und Boden -ideologian kehittelyyn.
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.Siksi he halusivat yhteisellä testamentilla lahjoittaa suuren osan omaisuuttaan rahastolle.
Bu ilkeye dayanarak Hawking kara deliklerin ışın yaymadığını söylemiştir.Με βάση αυτή την αρχή, ο Χώκινγκ ξεκίνησε να αποδείξει ότι οι μαύρες τρύπες δεν ακτινοβολούν.
Ruhban ödemeyi 5 yılın üzerine yaymayı önerdi.Ο κλήρος ήθελε η διάρκεια αποπληρωμής να επεκταθεί σε πάνω από μια πενταετία.
Ayrıca grubun Büyük Nepal düşüncesini yaymaya çalıştığı düşünülmektedir.Έγινε ευρύτερα γνωστός για τις προσπάθειές του να διαδοθούν οι ιδέες του παναφρικανισμού.
Çalışmalarının sonuçlarını yayınlamak ve yaymak.Χρήση και εκμετάλλευση αποτελεσμάτων.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.Den giver også mere stråling fra sig, dog ikke så meget som Saturn og Jupiter.
Arctic Monkeys, müziklerini İnternet'te yaymaya devam etmek istiyordu.Arctic Monkeys har de gjort deres musik frit tilgængelige på MySpace.
Tüm nesneler eğer -273 derece üzerinde ise termal enerji yaymaktadır.Vandtemperaturen på min. 24 grader drives af solenergi.
Fakat, bu kültürel etkileşim Sasani dini uygulamalarını ve tutumlarını Kuşanlar'a yaymadı.Denne kulturelle udveksling spredte dog ikke sassanidernes religiøse adfærd eller holdninger til Kushanriget.
“Tek söylemek ve yaymak istediğim şey şuydu: Ben sadece sınırlarda barış istiyorum.Stille føjede han til: "Det var freden jeg ville."
İlk yönetmenliğini Darré altında "Kan ve Toprak" adlı Nazi ideolojisini yaymaya başladı.Dette ville la innbyggere få leve på Nazi-Tysklands «blod og jord»-prinsipp.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Spanyol berkeinginan untuk menyebarluaskan Kekristenan di Jepang.
Atmosferin ana bileşenleri olan N2, O2 ve Ar gazları termal kızılötesinde enerjiyi yaymaz ve absorbe etmez.Komposisi utama atmosfer, N2 dan O2, tidak menyerap dan meradiasikan inframerah panas.
1934 yılında Budizmi insanlara anlatıp bu öğretiyi yaymak üzere Güney Vietnam'a gitti.Pada tahun 1934, ia pindah dan berkelana di Vietnam bagian selatan untuk menyebarkan ajaran Buddha.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.Manguni = Manguni Rendai yakni bunyi yang merdu tandanya menyenangkan.
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun&nbsp kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.Jika suatu objek dipanaskan cukup, maka ia akan melepaskan cahaya pada ujung merah spektrum.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Ia kemudian duduk bermeditasi menyesali segala perbuatan liciknya.
İslamiyet’i yaymak ve vergi toplamak üzere Umman' a gönderildi.Islam lalu dijadikan sebagai agama kerajaan dan dijadikan pula sebagai sumber hukum.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Người Tây Ban Nha muốn truyền bá Công giáo vào Nhật Bản.
İslamiyet’i yaymak ve vergi toplamak üzere Umman' a gönderildi.Tenkan là chuyển động xoay (âm) và irimi là chuyển động dẫn nhập (dương).
Şu anda dalgaların etkin bir ısı yayma işleyişi olup olmadığı çok açık değildir.Hiện tại, chưa có câu trả lời rõ ràng rằng có phải các sóng ảnh hưởng đến cơ chế nung nóng này hay không.
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.Hàm băm được dùng để phát hiện lỗi truyền dữ liệu.
Yayma kuvveti asla birden büyük olamaz.Năng suất cây trồng không ngừng tăng.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.良賤の訴などを司る。
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.日本にキリスト教を広めようとする。
Bu ilkeye dayanarak Hawking kara deliklerin ışın yaymadığını söylemiştir.この原理に基づいて、ホーキングはブラックホールは放射しないことを示すことに着手した。
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.それは柊蓮司が持つ“あらゆるものを下げる力”「柊力(ひいらぎちから)」だったのである。
Karışımın göz göz kaynaması ve pekmez kokusu yayması pekmezin kıvama geldiğinin göstergesidir.新しい竹簡を眺め、匂いを嗅ぐのが唯一の心安らぐ瞬間。
Yatağan Termik Santrali zaman zaman kara duman yaymaktadır.この度に電火が黒煙の中にかすかに見える。
Şu anda dalgaların etkin bir ısı yayma işleyişi olup olmadığı çok açık değildir.なお、この時に街灯が使われたかどうかは分かっていない。
Yayma kuvveti asla birden büyük olamaz.決して攻撃力は高くない。
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.昨今怪異の噂が乱れていることについて、原因を追究している。
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.很崇拜穗乃香。
Aynı zamanda kasten yanlış bilgi yayma ile suçlanmıştır.与此同时,也有针对误导广告的指控。
1000 yılı civarında Hristiyan misyonerler Norveç'te Hristiyanlığı yaymaya başladılar.995年 - 挪威的基督教传教士开始在冰岛工作。
Sadece elektronun özel ve iyi tanımlanmış yörüngeleri bulunabilir ve ışık yaymazlar.电子只有在特定的轨道下在可以稳定存在,并且不向外发光。
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.它散發出較多的內熱,但沒有木星和土星的多。
Şu anda dalgaların etkin bir ısı yayma işleyişi olup olmadığı çok açık değildir.不清楚当时是否有熔岩漫溢。
Bilgisayar yalan bilgiyi yaymak için kullanılamaz.不使用微型计算机来教授计算机。
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun&nbsp kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.一個物體經過充分加熱,會開始發射出光譜中紅色端的光線而變得火紅。
Kız horonu, yan horon(yayma horon, Ağasar sallaması) başlıca horon çeşitleridir.星宮瀨奈(星宮 瀬奈 / ほしみや せな,聲:久野美咲) 映司的妹妹,與映司非常親密。
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.後來目擊散播謠言的犯人。
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.他解散了自己的团伙,到国外隐居去了。
Yayma kuvveti asla birden büyük olamaz.雜訊的能量一般不會太大。
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.그러나 얼마 가지 않아 모든 조치를 다시 회복시키고 소직을 영신현후(永新縣侯)로 봉했다.
Bu fikri yaymak için bir sürü sempozyum düzenledi ve 1956'da yaptığı devre başarısız sonuçlandı.그는 많은 심포지엄에서 그의 아이디어를 알렸지만, 1956년 회로를 실제로 구현하려는 그의 시도는 실패했다.
Yayma kuvveti asla birden büyük olamaz.전투능력은 그리 뛰어나지 않다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod