Ana içeriğe geç
Sözlük

yayma ile cümle

yayma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çalışmalarının sonuçlarını yayınlamak ve yaymak.Publikation von Forschungsergebnissen und deren Verbreitung.
Aynı zamanda kasten yanlış bilgi yayma ile suçlanmıştır.Zudem seien die Medien gezielt mit falschen Informationen versorgt worden.
Düşüncelerini yaymaya çalıştığı için tutuklandı.Damit versuchter er seine Ideen weiter zu verbreiten.
Bu diğer iki kaynak kuşkusuz daha enerjetik, fakat daha az sayıda fotonlar yaymaktadır.Ces deux autres sources émettent des photons certes plus énergétiques, mais nettement moins nombreux.
Ayrıca grubun Büyük Nepal düşüncesini yaymaya çalıştığı düşünülmektedir.Il dévoile également sa volonté de voir plus Nébula.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.On l’accuse d’agitation et de propagande antisoviétique.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.Elle rayonne plus de chaleur interne, mais pas autant que Jupiter ou Saturne.
Bu inancı Göktürkler arasında yaymaya çalıştı.C'est cette conviction que nous avons essayé de propager autour de nous.
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.Elle traite de la propagation de la rumeur.
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun&nbsp kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.Si un objet est suffisamment chauffé, il commence à émettre de la lumière du côté rouge du spectre visible.
İslamiyet’i yaymak ve vergi toplamak üzere Umman' a gönderildi.Abû Muslim tomba dans le piège et se rendit auprès d'Al-Mansûr.
Zerdüştlük dinini kabul edip, bu dini yaymak için mücadeleler etmiştir.Su meta era sencilla: combatir la maldad y crear un universo ordenado.
Bu fikri yaymak için bir sürü sempozyum düzenledi ve 1956'da yaptığı devre başarısız sonuçlandı.Un cierto grado de éxito se logró a través de sus esfuerzos y el tratado fue ratificado en diciembre de 1452.
Bâtınîler inanışlarını tarih boyunca daîler aracılığıyla yaymaya çalışmışlardır.La FIFA supervisó los preparativos en todo momento a través de sus propias comisiones.
1934 yılında Budizmi insanlara anlatıp bu öğretiyi yaymak üzere Güney Vietnam'a gitti.En 1934, se trasladó al sur de Vietnam donde habló sobre el budismo en varias localidades.
Kartal Bulutsusu, IC 4703 katalogda yayma salma bulutsu veya H II bölgesi olarak yer alır.La nebulosa del Águila es parte de una nebulosa de emisión, o región H II, catalogada como IC 4703.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Gli Spagnoli speravano di espandere la fede Cristiana in Giappone.
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.Essi vengono incolpati di aver dato inizio alla rissa.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Egli, determinato a salvarle la vita ad ogni costo, accetta serenamente il suo destino.
Bu uygulamaların çoğunda belli başlı kaliforniyum izotoplarının nötron yayma özelliğinden faydalanılır.La maggior parte di queste sfruttano la proprietà di alcuni isotopi di californio di emettere neutroni.
Hareketin Avustralya'ya sürgün edilen liderleri, bu ülkede düşüncelerini yaymaya başladılar.Il peggioramento delle sorti dell'armata austriaca negli scontri, presto però compromisero questa sua visione.
İslamiyet’i yaymak ve vergi toplamak üzere Umman' a gönderildi.Принял ислам, раскаялся и был убит за это.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.Он излучает больше внутреннего тепла, но не так много, как Юпитер или Сатурн.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.Обладает высокими вкусовыми качествами.
Yaymak anlamı da var.Заслуживает распространения.
Pavlus, adaya Hristiyanlığı yaymak için gitmişti.Апостол Павел приносит на остров христианство.
Göze çarpan vücut yokluğuna rağmen fotoğraflar insan varoluşunu yaymaktadır.على الرغم من غياب واضح للجسم، فإن الصور تنبعث من وجود بشري.
Atmosferin ana bileşenleri olan N2, O2 ve Ar gazları termal kızılötesinde enerjiyi yaymaz ve absorbe etmez.والمكونان الرئيسيان للغلاف الجوي هما N2 و O2، لا يمتصان أو يصدران أشعة تحت الحمراء.
Kolomb'un öncelikli hedefi Hristiyanlığı yaymak olmuştu.وكان هدفها الرئيسي هو نشر الايمان المسيحي.
Sultan Mahmut'un İslam'ı Hindistan'da yayma çabaları da Gazneli edebiyatını etkilemiştir.وقد تأثر الأدب الغزنوي أيضا بالجهود التي بذلها السلطان محمود لنشر الإسلام في الهند.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.وقد كان نشر الدين المسيحي في اليابان أحد طموحات الإسبان.
Diğer Bölgesel ekonomik stok pazarı indeksleri karışıklıkları yayma konusu üzerine 20 Şubat'ta düşüş yaşadı.تراجعت مؤشرات الأسهم في السوق المالية الإقليمية في 20 فبراير 2011 بسبب القلق من انتشار عدم الاستقرار.
Fakat güzel bir koku yaymaktadırlar.واستردوا صالحا".»
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Os espanhóis desejavam expandir a fé cristã no Japão.
İlk yönetmenliğini Darré altında "Kan ve Toprak" adlı Nazi ideolojisini yaymaya başladı.Sob a supervisão do seu primeiro diretor, Darré, propagou a ideologia nazi de "Sangue e Solo".
1779'da Rusya'ya döndüğünde Neoklasisizm'le ilgili fikirlerini yaymaya çalıştı.Após seu retorno ao Império Russo em 1779, Martos começou a propagar as ideias do neoclassicismo.
Tüm bu olaylara karşın, peygamberliğine olan inancı, düşüncelerini sürekli yaymasını sağladı.Entretanto, apesar do ódio dos inimigos da fé, sua glória permanece para sempre.
1000 yılı civarında Hristiyan misyonerler Norveç'te Hristiyanlığı yaymaya başladılar.Um século depois, os missionários cristãos começaram a chegar no Iêmen.
Arctic Monkeys, müziklerini İnternet'te yaymaya devam etmek istiyordu.O grupo britânico Arctic Monkeys regravou a musica ao vivo em uma rádio.
Düşüncelerini yaymaya çalıştığı için tutuklandı.Parecia que ele estava tentando entrar nas nossas mentes.
İsa'nın mesajını yaymak ve cehaletle savaşmak üzere kurulmuştur.Em seguida, descreve Jesus sendo enviado por Deus para remover a ignorância.
İslam dininde Allah ve din adına hareket edilerek İslamı yayma eksenli bir anlayış vardır.Er wordt duidelijk gemaakt de ene God en zijn godsdienst trouw te blijven.
Ancak yeniden dirilmiş, bütün kötülüğünü yaymak için tüm gücünü kullanmıştır.Zij weigerde en alle maagden werden daarop doodgemarteld.
Hristiyanlık dininin ve Avrupa kültürünün yaymak istenilmesi.De verspreiding van het christendom in heel Europa.
Ve sürülerini bu mıntıkanın içinde yaymaya başlarlar.Deze lieten hun vee grazen in het domein.
Sönünce hiçbir etkisi kalmaz, ancak sönünceye kadar enerji yaymaya devam ederler.Zo niet, dan loopt het programma door, totdat de stroom uitvalt.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.In het huis is het bijzonder bedompt en er hangt een merkwaardige geur.
Bu birlik, 21 ayrı şehirde komiteler kurup düşüncelerini yaymaya başlar.Hierdoor konden eenentwintig divisies elders worden ingezet.
Ancak dizinin yazarları, bunu bir buçuk sezona yaymayı tercih etti.Hier tekende de middenvelder voor anderhalf.
Pavlus, adaya Hristiyanlığı yaymak için gitmişti.Paweł rozpoczął wprowadzanie chrześcijaństwa na wyspie.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.Wypromieniowuje też więcej ciepła, ale nie tak dużo jak Jowisz czy Saturn.
Düşüncelerini yaymaya çalıştığı için tutuklandı.Za swoje poglądy był prześladowany.
Gandalf, Radagast'a tüm karşılaştığı canlılara Nazgul'ların dönüş haberini yaymasını söyler.Tam opuszcza ich czarodziej Gandalf, który musi wraz z Radagastem zbadać niepokojące sygnały powrotu Nazguli.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.Istota rzekomo zostawiło po sobie także dziwny szlam o nieprzyjemnym zapachu.
Bu sırada ilâhiyat konusundaki kişisel öğretilerini yaymaya başlamıştı.W tym czasie zaczęła również spisywać swoje osobiste przemyślenia na temat spraw duchowych.
Böyle yıldız çiftleri, yerçekimi dalgaları yaymaktan dolayı yavaş yavaş enerji kaybeder.Detta föreslogs bero på att stjärnorna förlorar energi, när de sänder ut gravitationsvågor.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Іспанці захотіли розширити християнську віру на Японію.
Daha fazla iç ısı yaymasına rağmen bu Jüpiter ve Satürn'den daha azdır.Він випромінює більше внутрішнього тепла, але не так багато, як Юпітер чи Сатурн.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Цього разу його звинуватили в антиурядовій пропаганді.
Sadece elektronun özel ve iyi tanımlanmış yörüngeleri bulunabilir ve ışık yaymazlar.Může existovat pouze specifický a dobře popsaný orbital elektronu, který také nevyzařuje světlo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod