Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Aber es geht nicht um Religion und Missionierung.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Ale nie chodzi tu o religię, nie chodzi o prozelityzm.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Dar asta nu e despre religie, nu e despre prozelitism.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Ez mégsem a vallásról, vagy térítésről szól.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.하지만 이건 종교와도 상관없고 전도의 목적이 있는 것도 아닙니다.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Mais il ne s'agit pas de religion, il ne s'agit pas de prosélytisme.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Ma non si tratta di religione, non si tratta di fare proseliti.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Mas não se trata de religião, nem de proselitismo.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Nhưng đây không phải về tôn giáo, cải đạo.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Pero no tiene que ver con religión, no tiene que ver con proselitismo.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Tapi ini bukan masalah agama, ini bukan masalah membujuk menganut agama
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Αλλά δεν έχει να κάνει με τη θρησκεία, δεν έχει να κάνει με τον προσυλητισμό.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Но причината не е религията, не е мисионерството.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.Но речь не о религии и не об обращении в свою веру.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.אבל זה לא עניין של דת, וזה לא עניין של המרת דת.
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.وهذا لا يتعلق بالاديان ولا بالروحانيات
Fakat bunun dinle ve dini yaymakla ilgisi yok.これは根深い不寛容を取り除くために
Geliri yaymaya söz verenler daima yalnızca yoksulluğu yaymada başarılı oluyor. [ALKIŞLAR]هؤلاء الذين ينشرون الثروات حولهم فقط لطالما نجحوا في نشر الفقر
Hamas Parti Üyesi: Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Membro del partito di Hamas: eravamo in completa armonia, e volevamo diffonderla in tutta la Palestina,
Hatırlayın: nötron nötr bir parçacıktır. Ve proton olabilmek için elektron yayması gerekir.Takže co udělá je, že emituje elektron.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.A neprestávali učiť každého dňa v chráme a po domoch a zvestovať Ježiša Krista.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.És mindennap a templomban és házanként nem szûnnek vala meg tanítani és hirdetni Jézust, a Krisztust.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.E todos os dias, no templo e de casa em casa, não cessavam de ensinar, e de anunciar a Jesus, o Cristo.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.I nie przestawali na każdy dzień w kościele i po domach nauczać i opowiadać Jezusa Chrystusa.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.In niso nehali v templju in po hišah vsak dan učiti in oznanjevati evangelija o Jezusu, da je Kristus.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.저희가 날마다 성전에 있든지 집에 있든지 예수는 그리스도라 가르치기와 전도하기를 쉬지 아니하니라
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.Na každý pak den nepřestávali v chrámě i po domích učiti a zvěstovati Ježíše Krista.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.og de holdt ikke op med å lære hver dag i templet og hjemme og å forkynne evangeliet om Kristus Jesus.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.Και πασαν ημεραν εν τω ιερω και κατ' οικον δεν επαυον διδασκοντες και ευαγγελιζομενοι τον Ιησουν Χριστον.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.И всякий день в храме и по домам не переставали учить и благовествовать об Иисусе Христе.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.І по всяк день не переставали вони і в церкві і по домах навчати й благовіствувати Ісуса Христа.
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.וכל היום לא חדלו ללמד במקדש ובבתים ולבשר את בשורת ישוע המשיח׃
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.وكانوا لا يزالون كل يوم في الهيكل وفي البيوت معلّمين ومبشرين بيسوع المسيح
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.他 們 就 每 日 在 殿 裡 、 在 家 裡 、 不 住 的 教 訓 人 、 傳 耶 穌 是 基 督
Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa'yla ilgili Müjde'yi yaymaktan geri kalmadılar.他 們 就 每日 在 殿裡 、 在 家裡 、 不 住 的 教 訓人 、 傳耶穌 是 基督
Hiçbir ışık yaymaz.Nevyzařuje světlo.
Hiçbir ışık yaymaz.Nie będzie emitować światła.
Hiçbir ışık yaymaz.No emitiría ninguna luz.
Hiçbir ışık yaymaz.Non emetterà nessuna luce.
Hiçbir ışık yaymaz.Вона не виділятиме світла.
Hiçbir ışık yaymaz.Тя няма да излъчва светлина.
Hindistan'daki 200 milyon çocuğa enfeksiyonu yayması için kim yeterli olacak?전염을 누가 2억 명의 인도 아이들에게 확산시켜야 할까요?
Hindistan'daki 200 milyon çocuğa enfeksiyonu yayması için kim yeterli olacak?lan tỏa cơn truyền nhiễm từ 100000 đứa trẻ tới 200 triệu trẻ em tại Ấn Độ?
Hindistan'daki 200 milyon çocuğa enfeksiyonu yayması için kim yeterli olacak?Кто распространит эту инфекцию от 100 000 детей до 200 миллионов детей Индии?
Hindistan'daki 200 milyon çocuğa enfeksiyonu yayması için kim yeterli olacak?את הנגיף מ-100 אלף ילדים ל-200 מיליון הילדים בהודו?
Hindistan'daki 200 milyon çocuğa enfeksiyonu yayması için kim yeterli olacak?بنقل العدوى من 100,000 طفل إلى 200 مليون طفل في الهند؟
Hindistan'daki 200 milyon çocuğa enfeksiyonu yayması için kim yeterli olacak?誰の役目でしょうか インド憲法前文には今も "我らインドの人民は"と記されています
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.Die Revolutionäre wollten die Revolution ausbreiten und andere Länder plündern.
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.I rivoluzionari volevano diffondere la Rivoluzione e saccheggiare gli altri paesi.
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.혁명가들은 혁명을 전파하길 원했고 다른 나라를 약탈하기를 원했습니다
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.la declaración de guerra a Austria parece que beneficia siempre al rey
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.la France et dit : nous allons réinstaller le roi.
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.Os revolucionários queriam espalhar a revolução e saquear outros países.
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.Revolutionarii vroiau sa raspandeasca revolutia si sa jefuiasca alte tari
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.Rewolucjoniści, chcieli rozprzestrzeniać Rewolucję i grabić inne kraje.
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.Революционерите искат да разпространят Революцията и да плячкосат други държави.
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.Революціонери хотіли поширити революцію і грабувати інші країни.
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.الثوار أرادو نشر الثورة ونهب البلدان الأخرى
İhtilalciler , İhtilali yaymak istiyorlardı ve böylece başka ülkeleri talan edeceklerdi.相手国からの略奪を、望んでいた。 それに対し、プロシアが即座に反撃を開始。
İnsanlar, gönüllüler ve hatta şirketler, bilgiyi daha da yaymak için,일반인, 자원봉사자, 심지어 회사들까지 중국어, 일본어, 태국어 같은