Piyadeleri "yaya”, süvarileri ise "müsellem” şeklinde adlandırılmıştı.Infanteria a fost numită și „yaya”, iar cavaleria „müsellem”.
Ayrıca fenolftalein asidik ortamlarda amonyak kokusu yayar.La bătrânețe miroase astringent a tanin.
Keskin bir anason kokusu yayar.Atunci însă, un ușor miros de anason ar putea să rămână.
Çiçekler zambaklara benzer keskin bir koku yayarlar.Florile mascule produc un miros asemănător cu acel al spermei.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Ma a híd csak gyalogosok és kerékpárosok részére van nyitva.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.A betegséget gyakrabban terjesztik gyermekek mint felnőttek.
Nötron yayan iki izotop örneği helium-5 ve berilyum-13'tür.Ilyen neutron kibocsátó magra példa a hélium-5 és a berillium-13.
Yaya Touré, Premier League ekibi Manchester City anlaştı.Yaya Touré, a Manchester City középpályása.
Donskoi köyünde otobüs değiştirmek zorundaydı ama o yolculuğuna yaya devam etmeye karar verdi.Donszkoj faluban át kellett szállnia egy másik buszra, de inkább gyalog folytatta az útját.
Kumun en çok 450 Hz ve yakın frekanslarda ses yayar.A leggyakoribb hang, amit az ilyen homok kibocsát, a 450 Hz-es frekvenciához van közel.
Yayalar karşıdan karşıya geçerken ilk önce sağlarına bakarlar.A gyalogosoknak kétirányú úton való átkeléskor először jobbra kell nézniük.
Doğu tarafında motorsikletli ve yaya polisler ve köpekler de kontrol halindeydi.Kerékpár-, síléc- és szörftartók is jártak hozzá.
İlk açıldığında köprüden geçiş ücreti otomobiller için 10, yayalar için 1 liraydı.A híd megnyitásakor a gyalogosoknak is fizetniük kellett 10 centet az átkeléshez.
Ona söyleme. O herkese yayar.Ne mondd el neki. Mindenkinek elmondaná.
Ona söyleme. O herkese yayar.Ne mondd el neki. Mindenkinek elmondja majd.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Nykyisin silta on käytössä vain jalankulkijoille ja pyöräilijöille.
Gen akışı, yeni genetik varyantları diğer popülasyonlara da yayarak bu süreci yavaşlatabilir.Geenivirta voi hidastaa tätä prosessia levittämällä uusia geneettisiä variaatioita muihin popuulaatioihin.
Yaya Sanogo (d.Yaya Sanogo (s.
Çorlu deresi, çevreye kötü kokular yayar.Lahoamisen kostea, tympeä haju leijuu kaikkialla.
Ahab, savaşa 2000 atlı ve 10000 yaya askerle katıldı.Israelin kuningas Ahab lähetti taisteluun 2000 sotavaunua ja 10,000 jalkaväkisotilasta.
Sonunda kara delikler de "Hawking ışınımı" yayarak buharlaşacaklardı (yok olacaklardı).Lopulta mustat aukot haihtuisivat Hawkingin säteilynä.
Işık yayan bir organları vardır.Ruumiissa on valoa tuottavia elimiä.
Manchester City'de kardeşi Yaya Touré ile birlikte aynı takımda oynamaktaydı.Hänen pikkuveljensä Yaya Touré pelaa Manchester Cityssä sekä maajoukkueessa.
Waterloo Köprüsü, Londra'da Thames Nehri'nden geçen bir yol ve yaya trafiği köprüsüdür.Waterloo Bridge) on Thamesin yli kulkeva tie- ja jalankulkusilta Lontoossa.
Mısır ve Suriye’deki egemenliğinin kaybolmasından korkan Selahaddin, Haçlıların yenildiği haberini yayar.Saavutettuaan Egyptin ja Syyrian hallinnan hän oli ympäröinyt ristiretkeläisten valloitukset.
Daha sonra dalga boyu 589 nanometre olan sarı bir ışık yayarak temel hâline geri dönerler.Natriumin tuottama valo on keltaista aallonpituudella 589 nanometriä.
Yolun kalanına yaya olarak devam ederler.Tie jatkuu Kuivastu maanteena.
Uygulayıcılar kurumlarla ilgili eksik, çarpıtılmış ve yarı doğru bilgileri yayabilmektedir.Jäseniä saatetaan värvätä väärien tietojen ja puolitotuuksien avulla.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.Mattilanjoen suun tienoilla verkkokalastus on kielletty.
Cadde saat 22.30 sıralarında tekrar yaya trafiğine açıldı.Lentokenttä avattiin liikenteelle uudestaan kello 12.43.
V70 çocuk yolcu ve yaya puanlamalarından tam puan almıştır.Ki-27 oli kiinteillä laskutelineillä ja ohjaamokuomulla varustettu vapaasti kantava alataso.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.Τα παιδιά μεταδίδουν την ασθένεια πιο συχνά από τους ενήλικες.
Alfa parçacığı yayarak bozunan Toryum-228, radyum-224'e dönüşür.Δεν υφίσταται διάσπαση άλφα σε Ράδιο-224.
Öfkelerini kontrol altında tutarlardı, huzur yayan insanlardı.Τους αποκαλούσαμε ελεύθερους σκοπευτές και ήμασταν πολύ θυμωμένοι.
Muhtar Sefer, Ali'nin annesini öldürdüğü dedikodusunu yayar.Τελικά, δηλώνει ανήσυχος όταν η κόρη του τού αποκαλύπτει κάτι που της έκανε η μητέρα της.
Çok yüksek ısısına rağmen taç çok az ışık yayar.På trods af sin høje temperatur udsender koronaen kun lidt lys.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.I dag er broen kun åben for gang- og cykeltrafik.
Cadde yaya ve araç trafiğine kapatıldı.Jernbanen og trafikken gik i stå.
Güneş çeşitli ışınlar yayar.Solens lys består af forskellige stråler.
Çekirdeği diğer gaz devlerine göre daha soğuktur ve uzaya çok az ısı yayar.Den har en meget koldere kerne end de øvrige gaskæmper og giver meget lidt varmestråling fra sig.
2012 - Taksim Yayalaştırma Projesi inşaatı başladı.2012 – Celebrity Reflection sættes i drift.
Sırtındaki çiçek hoş koku yayarak pokemonları kendine çeker.Hans fødder lugter så voldsomt, at lugten alene giver folk brækfornemmelser.
Yayan, doğuran demektir.Partenogenese betyder jomfrufødsel.
Aynı zamanda yayalar için bir yol da hizmete alındı.Der er tillige udgivet en vejledning til bekendtgørelsen.
Ben yaya gideceğim.Jeg vil tage afsted til fods.
Yaya olarak ne kadar zaman alır?Hvor lang tid tager det til fods?
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.I dag er broen kun åpen for gang- og sykkeltrafikk.
Ayrıca yayalar tanık olduğu suç olaylarını cep telefonlarıyla polise bildirebilmektedir.Nødmeldinger kan også innrapporteres til politiet på telefon.
Radyasyon yayan nesneler, radyoaktif olarak adlandırılır.Aktivitet til en radionuklide blir feilaktig beskrevet som radioaktivitet.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.Det er forøvrig forbudt å kjøre motorvogn på Herføl.
Ahab, savaşa 2000 atlı ve 10000 yaya askerle katıldı.Da dro Barak ned fra Taborfjellet, og ti tusen mann fulgte ham.
Piyadeleri "yaya”, süvarileri ise "müsellem” şeklinde adlandırılmıştı.Infanteriet ble kalt yayas og kavaleriet ble kalt müsellems.
Her iki girişte de geniş girişli rampalar ve her iki tarafta yaya yolları vardır.Det finnes brede påkjøringsramper i begge ender og gangvei på begge sider.
Ayrıca çeşitli hastalık yayan virüsleri oluşturur.I tillegg kommer en mengde seksuelt overførbare sykdommer.
Çok yüksek ısısına rağmen taç çok az ışık yayar.Meskipun suhunya tinggi, korona hanya memancarkan sedikit sekali cahaya.
Işık kaynağı deneye bağlı olarak monokrom ışık ya da beyaz ışık yayar.Sumber cahaya dapat dengan baik memancarkan cahaya monokromatik atau cahaya putih tergantung pada percobaan.
Dangı en fazla yayan sivrisinek türü Aedes aegypti sivrisineğidir.Nyamuk Aedes aegypti adalah nyamuk yang paling banyak menyebarkan dengue.
Sonunda kara delikler de "Hawking ışınımı" yayarak buharlaşacaklardı (yok olacaklardı).Pada akhirnya pula, lubang-lubang hitam yang terbentuk akan menguap dengan memancarkan radiasi Hawking.
Anten: Elektromanyetik enerjiyi uzaya yayar.Sistem iklim juga memberikan energi ke luar angkasa.
Üzerinde 3'ü otoyol köprüsü, 1'i yaya köprüsü olmak üzere toplam dört köprü bulunmaktadır.Dengan total, terdapat 4 jembatan dan 1 terowongan.