Doğu tarafında motorsikletli ve yaya polisler ve köpekler de kontrol halindeydi.Na fronteira, os policiais e a Alfândega estavam esperando por nós.
Örneğin hidrojen atomları 21.12 cm'lik dalgaboyunda spesifik bir radyo dalgası yayar.Por exemplo, um átomo de hidrogênio emite ondas em comprimentos de 21,12 cm.
"Toplam kaç tane yaya var?" gibi soruları cevaplarlar.«Quantos "falsos recibos verdes" existem ao certo?».
Sonunda kara delikler de "Hawking ışınımı" yayarak buharlaşacaklardı (yok olacaklardı).Eventualmente, os buracos negros se evaporariam ao emitir radiação Hawking.
1916'ya gelindiğinde, Giannini işlerini birkaç alana yayarak genişletti.Em 1916, Giannini expandiu e abriu várias outras filiais.
Yoğun yaya kalabalığı yüzünden bisiklete binmek yasaklanmıştır.Voor fietsen met spijkerbanden geldt geen verbod.
Le Pont des Arts (Sanatlar köprüsü) veya Passerelle des Arts Paris'te, Seine Nehri'nde bir yaya köprüsüdür.De Pont des Arts (of Passerelle des Arts) is een brug te Parijs over de Seine.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Momenteel is de brug alleen toegankelijk voor voetgangers en fietsers.
Kıyısındaki 18 kilometrelik bölüm ise yaya yürüyüş veya bisiklet yolu yapılmıştır.Langs de Ommelanderzeedijk ligt een 90 kilometer lang fiets- en wandelpad.
Sonunda kara delikler de "Hawking ışınımı" yayarak buharlaşacaklardı (yok olacaklardı).Hij ontwikkelde de theorie van verdamping van zwarte gaten door Hawkingstraling.
Karayolu ve demiryolu amaçlı kullanılmakta olup yayaların geçişine izin verilmemektedir.Het is verboden te jagen op de spoorwegen en hun aanhorigheden.
Trafiğe kapalı yaya alanıdır.Het doel is veilig handelsverkeer.
Kasım 1941'de Ordu Grubu "Środek", esirleri yaya olarak yürütme politikasından vazgeçti.W listopadzie 1941 Grupa Armii „Środek” zrezygnowała z praktyki pieszego pędzenia jeńców do obozów.
Keskin bir anason kokusu yayar.Posiada zapach kojarzący się z ananasem.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.Choroba ta częściej występuje u dzieci niż u osób dorosłych.
Haseki bölükleri atlı ve yaya olarak iki sınıfa ayrılmaktaydı.Pułki kawalerii na stopie pokojowej zostały podzielone na dwie grupy różniące się stanem osobowym i koni.
Kıyısındaki 18 kilometrelik bölüm ise yaya yürüyüş veya bisiklet yolu yapılmıştır.1,6 kilometra), docierało tam pieszo lub na rowerze.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Przebyte choroby zakaźne.
Çiçekler zambaklara benzer keskin bir koku yayarlar.Kwiaty podczas kwitnienia wydzielają zapach podobny do cytrusów.
1981 yılında Best of the Blues Brothers albümü yayaınlanmıştır.Best of the Blues Brothers – album wydany przez Blues Brothers Band w 1981 roku.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.Barn sprider oftare sjukdomen än vuxna.
Her iki girişte de geniş girişli rampalar ve her iki tarafta yaya yolları vardır.Det finns breda påfartsramper i båda ändarna och gångväg på båda sidor.
Kolo Touré ve Yaya Touré'nin kardeşidir.Han var yngre bror till fotbollsspelarna Kolo Touré och Yaya Touré.
Böyle bir elektronun foton yayan, dış etkisi olmadan bozunur zaman, bu "spontane emisyon" denir.Om detta sker utan inverkan av en inkommande foton kallas det för spontan emission.
Görünür ışığın yanı sıra yıldızlar insan gözünün göremediği elektromıknatıssal ışınım türleri de yayar.Förutom synligt ljus sänds också elektromagnetisk strålning ut som är osynlig för det mänskliga ögat.
Arabayla veya yaya geçişi yapılamaz.Det står inte på pass eller körkort.
Halının en geniş suyunda yayalar ve atlılar birbirlerini aynı yöne doğru takip ederler.De äldre bildstenarna är prydda med solhjul och hästar i livfull rörelse mot varandra.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Området är endast öppet för gående och cyklister.
Yolun kalanına yaya olarak devam ederler.Resten av sträckningen flyter ån lugnt.
TEM otoyolunun yanında inşa edilen bu yaya yolunun bitiminin otoyola çıkması ise eleştiri konusu oldu.Upplysningsskylt om slut på tätbebyggt område eller slut på motorväg innebär denna hastighet.
K türü bir yıldız olan HD 40307, turuncumsu renkte ışık yayar.Як зірка K-типу HD 40307 випромінює помаранчеве світло.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Сьогодні міст відкритий тільки для пішоходів і велосипедистів.
PSSD Maxwell eşitliklerini seçilmiş bir uzaysal yönde yayarak çözer.Pssd за вирішує рівняння Максвелла, передаючи їх вперед у вибраному просторовому напрямку.
Bunun sonucu olarak düşük oranda ışık yayarlar, bazen güneşin 1/10.000'i kadar az.Зірки цього типу випромінюють дуже мало світла, іноді в 10000 разів менше Сонця.
Yaya olarak otuz yedi hac yaptı.Та приходить зловісний тридцять сьомий.
Cadde yaya ve araç trafiğine kapatıldı.Рух залізничного та автомобільного транспорту призупинено.
Çekirdeği diğer gaz devlerine göre daha soğuktur ve uzaya çok az ısı yayar.Він має набагато холодніше ядро, ніж інші газові гіганти, і випромінює в космос дуже мало тепла.
Hem araba, hem de yaya ulaşımı vardır.Є тільки машини, дорога і аварії!
Üst Laleli bölgesinin yayalaştırılması.Запуск проекту «Вища ЛІГА».
Keskin bir anason kokusu yayar.Тут запах цвіту промайне-сяйне.
Çorlu deresi, çevreye kötü kokular yayar.Територія мітиться сечею, що сильно пахне.
Zehir eken ve korku yayan.Розради загробного світу і страх галюцинацій.
Met'un veya Mes'ût: İnsanlar arasında yalan haberleri yayar, sonra onların aslı çıkmaz.Lačník (jejunum) a kyčelník (ileum) do sebe plynule přecházejí a hranice mezi nimi není přesná.
Merkezi yıldızdaki ışığı içine doğru çeker ve kızılötesi dalgaboylarında tekrar yayar.Absorbuje světlo centrální hvězdy a znovu jej vyzařuje na infračervených délkách.
Caddenin kuzey kısmı yaya bölgesidir.Severní část ulice je pěší zónou.
Bunun sonucu olarak düşük oranda ışık yayarlar, bazen güneşin 1/10.000'i kadar az.Vyzařují jen málo světla, v některých případech dosahují jen 1/10 000 zářivého výkonu Slunce.
Nötr bir atomda sistem, enerjideki değişimin fotonunu yayacaktır.V neutrálním atomu systém emituje foton tvořený rozdílem energií.
Keita'nın kuzeni Sidi Yaya Keita'da profesyonel futbolcudur.Keïtův synovec Seydou Keita je také úspěšný profesionální fotbalista.
Kan emici sinekler de hastalığı yayabilirler.Nemoc mohou mechanicky přenášet také mouchy.
Yayan gezilebilir.Jezdec může vysedat.
Manchester City'de kardeşi Yaya Touré ile birlikte aynı takımda oynamaktaydı.V týmu Manchesteru City působil i jeho starší bratr Kolo Touré.
Japonya'nın en uzak bölgelerinden biri olan yarımadanın çoğu yaya yolu veya tekne ile ulaşılabilmektedir.Jeden z nejodlehlejších regionů Japonska je přístupný pouze pěšky nebo lodí.
Keskin bir anason kokusu yayar.Dužnina má výraznou anýzovou vůni.
Leicester Meydanı, Londra'nın batı kısmında yalnızca yayaların girebildiği bir meydandır.Leicester Square je náměstí v západním Londýně.
Şu anda köprü sadece yayalar ve bisikletlere açık.Dnes je Tyršův most přístupný pouze pro pěší a cyklisty.
Ayrıca fenolftalein asidik ortamlarda amonyak kokusu yayar.Hnůj, stejně jako mrva, zřetelně páchne amoniakem.
Köprüden yaya olarak kanyonun diğer tarafına geçmek mümkündür...Na 7 místech je možno v případě nouze přejet z jednoho mostu na druhý.
Cadde saat 22.30 sıralarında tekrar yaya trafiğine açıldı.Na Cielo Drive se vrátili před 22. hodinou.
Çocuklar hastalığı yetişkinlere göre daha sık yayarlar.Copiii răspândesc boala mai des decât adulții.
Devrimci fikirlerini yayabilmek amacıyla gazete yayınladı.Propagandă revoluționară înseamă difuzarea ideilor revoluționare.