Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Мы получим то, что, например, зеленая энергия распространится по всему миру.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Получавате, например, разпространение на еко енергия в този свят.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.מקבלים, למשל, כוח ירוק שמתפשט בכל העולם.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.تحصلون على سبيل المثال، على قوة خضراء تنتشر عبر العالم.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.これはインドのハイデラバードにあるビルです
Paris'te yeni bir tip yaya ceşidi ortaya cıktı.새로운 형태의 보행자가 파리에 나타났습니다.
Paris'te yeni bir tip yaya ceşidi ortaya cıktı.הולך רגל מסוג חדש הופיע בפריז.
Paris'te yeni bir tip yaya ceşidi ortaya cıktı.ظهر نظام مشي جديد في باريس
Paris'te yeni bir tip yaya ceşidi ortaya cıktı.のらくら者 アーケードをうろつきまわる人です
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Baik, semoga kata-katamu tersebar dan pemerintah akan menjadi lebih bermurah hati.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.J'espère qu'on passera le mot, et que les gouvernements resteront généreux.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.그래야 정부가 계속 지원을 해줄테니까요.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Nou, hopelijk hebben ze het begrepen en gaan de regeringen hun portemonnee even openen.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Nun, hoffentlich werden wir die Nachricht verbreiten, und die Regierungen ihre Grosszügigkeit aufrechthalten.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Ojalá logremos difundir el mensaje y los gobiernos sean cada vez más generosos.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Λοιπόν, ελπίζω ότι θα δημοσιοποιήσουμε το θέμα, και οι κυβερνήσεις θα διατηρήσουν τη γενναιοδωρία τους.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Да се надяваме, че ние ще разпространим това и че правителствата ще продължат да бъдат щедри.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.וממשלות ימשיכו לתרום בנדיבות.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.و ستبقى حكومات العالم سخية معنا.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.ご多幸をお祈りしています。皆、応援しています。
Piyasadaki örneklerinde ışığı yayan az miktarda diyotlara ve düşük çözünürlüğe sahip olan örnekler görüyoruz.그래서, 현재 여러분이 시장에 출시되어 있는 시스템들의 경우에는 양 측면에 몇 개의 LED 를 붙여놓고 아주 저해상도의 입력장치가 구현되어 있죠.
Piyasadaki örneklerinde ışığı yayan az miktarda diyotlara ve düşük çözünürlüğe sahip olan örnekler görüyoruz.Systemy dotykowe dostępne na rynku mają po bokach tylko kilka diod LED, są bardzo nieprecyzyjne.
Piyasadaki örneklerinde ışığı yayan az miktarda diyotlara ve düşük çözünürlüğe sahip olan örnekler görüyoruz.ואז כשתראו מערכות אלו בחנויות שלהן רק מספר לדים צדדיים ובעלות רזולוציה נמוכה,
Piyasadaki örneklerinde ışığı yayan az miktarda diyotlara ve düşük çözünürlüğe sahip olan örnekler görüyoruz.وهكذا عندما ترى في السوق هذه الاجهزة التي فيها الضوء قليل الانبعاث ودقتها قليلة جداً
Piyasadaki örneklerinde ışığı yayan az miktarda diyotlara ve düşük çözünürlüğe sahip olan örnekler görüyoruz.とても分解能の低いこんな装置を店で見たら 無いよりはましだと思うかもしれませんが
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Der er andre dyr der bestøver, ligesom flagermus, og flagermus har også problemer.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Er zijn andere dieren die bestuiven, zoals vleermuizen en die zijn ook in de problemen.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Es gibt auch andere bestäubende Tiere, etwa Fledermäuse, und die sind auch gefährdet.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Existen otros animales que polinizan, como los murciélagos, y los murciélagos también están en problemas.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Há outros animais que polinizam, como os morcegos, e os morcegos também estão em apuros.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.수분을 돕는 다른 동물들도 있습니다. 박쥐가 그렇죠. 박쥐 역시 위험에 처해있습니다.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.On muitakin pölyttäjäeläimiä, kuten lepakot. Lepakotkin ovat vaarassa.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Są inne zapylające zwierzęta, np. nietoperze, które też są zagrożone.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Sunt şi alte animale care polenizează, de exemplu liliecii, iar liliecii au şi ei necazuri.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Vannak más megporzó állatok, mint például a denevérek, és a denevérek is bajban vannak.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.Има други животни, които опрашават, например прилепи, и прилепите са също застрашени.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.יש חיות אחרות שמאביקות, כמו עטלפים. וגם העטלפים בצרות.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.وهناك غيرها من الحيوانات التي تلقح ، مثل الخفافيش ، والخفافيش هي في مأزق أيضا.
Polen yayan diğer hayvanlarda var, yarasalar gibi, yarasalar da tehlikede.コウモリにも問題が起きています 私はミツバチ男で バットマンじゃなくて幸いです
Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.Elle butine, elle prélève le nectar des fleurs et pollinise une autre fleur. Quand elle prend le nectar,
Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.꽃에서 꿀을 따고 이꽃에서 저꽃으로 꽃가루를 옮기는 것입니다. 꿀벌이 꿀을 따더라도
Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.Zapyla, zbiera nektar z kwiatu, zapyla inny kwiat, zapyla krzyżowo.
Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.Они опыляют цветок, берут цветочный нектар, опыляют другой цветок и т.д.
Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.לוקחת צוף מהפרח, מאביקה פרח אחר, האבקה צולבת. וכשהיא לוקחת את הצוף,
Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.ثم تمتص الرحيق من هذه الوردة، ثم تدخل ابرتها في وردة أخرى، وهكذا. وعندما تمتص الرحيق،
Polen yayar çiçeklerden şerbet toplar, başka bir çiçeğe polen taşır, ayrı cinsten olan çiçekleri çiftleştirir.他の花に受粉する 交配です ミツバチが花蜜を取る時 花は損をしたとは思わない
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.Das ist ein Radius, der die Länge r hat.
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.Radian jest kątem który odpowiada łukowi.
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.Radián je úhel, který je protilehlý oblouku.
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.Un radián es un ángulo que subtiende un arco.
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.Un radiante è l'angolo che sottende un arco.
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.Радиан е ъгълът, който формира дъга.
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.Радиан - это угол, опирающийся на дугу.
Radyan, yaya karşılık gelen açıdır.רדיאן זה הזוית שמול קשת.
Rockaway Beach yaya musunuz?Fußgänger nach Rockaway Beach?
Rockaway Beach yaya musunuz?로커 웨이 비치 보행자 여행?
Rockaway Beach yaya musunuz?טיול להולכי רגל אל חוף רוקאווי?
Rockaway Beach yaya musunuz?رحلة إلى شاطئ المشاة الحنطور؟
Rockaway Beach yaya musunuz?なぜ彼の堅牢な健全な魂とほぼすべての堅牢な健康な男の子は、いくつかの時点で、です。
Sadece etrafa yayarak IŞİD'in işini yapıyorsunuz.Вы только делаете работу ИГИЛа, распространяя его.