Ana içeriğe geç
Sözlük

yaya ile cümle

yaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
O boşluğun üzerine kuzey göklerini yayar, Hiçliğin üzerine dünyayı asar.神將北極鋪 在 空中 、 將 大地 懸 在 虛空
Öbürlerine dört ayaklı eşek yetişir. Onu da bilmeyen yayan yürürsün.حمير بأربعة أرجل كفاية لهم . من لا يركبه يمشي على رجليه .
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Chúng cũng ăn trái cây và phân tán hạt của trái cây đó.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.De spiser også frugt, og de fordeler frøene af disse frugter.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Elles se nourissent aussi de fruits, et elles dispersent les graines de ces fruits.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Inoltre si cibano di frutta, disperdendo i semi di questi frutti.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.În plus, se hrănesc cu fructe, răspândindu-le semințele.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Jedzą owoce i rozsiewają ziarna.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.또 박쥐들은 과일을 먹고 씨앗을 운반합니다.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Ráadásul gyümölcsökkel táplálkoznak és széthurcolják a magvaikat.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Sie fressen auch Früchte und verbreiten die Samen, die in den Früchten enthalten sind.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Também se alimentam dos frutos, dispersando as suas sementes.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.También comen fruta y dispersan las semillas de estas frutas.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Ze voeden zich ook met vruchten, en ze verspreiden de zaden van deze vruchten.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Вони також харчуються фруктами, і вони розсівають насіння цих фруктів.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.Они питаются фруктами и рассеивают их семена.
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.הם גם ניזונים מפירות, ומפיצים את הגרעינים
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.فهم يتغذون على الفواكه و يقومون بنشر بذور
Onlar da meyva ile beslenirler ve bu meyvaların tohumlarını yayarlar.コウモリはテキーラの原料となる植物に授粉する役割を持ち
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.A tak vyšli a chodili po mestečkách zvestujúc evanjelium a uzdravovali všade.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.De discipelen gingen de dorpen langs. Ze vertelden overal het goede nieuws en genazen de zieken.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Ei au plecat, şi au mers din sat în sat, propovăduind Evanghelia, şi săvîrşind pretutindeni tămăduiri.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.In odidejo in hodijo po vaseh, oznanjujoč evangelij in ozdravljajoč povsod.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.I vyšedše, chodili po městečkách vůkol, zvěstujíce evangelium, a uzdravujíce všudy.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Kimenvén annakokáért, bejárák a falukat, hirdetvén az evangyéliomot, és gyógyítván mindenütt.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.제자들이 나가 각 촌에 두루 행하여 처처에 복음을 전하며 병을 고치더라
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Men de gik ud og droge fra Landsby til Landsby, idet de forkyndte Evangeliet og helbredte alle Vegne.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Niin he lähtivät ja kulkivat kylästä kylään julistaen evankeliumia ja parantaen sairaita kaikkialla.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Så gikk de ut og drog omkring fra by til by og forkynte evangeliet og helbredet folk allesteds.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Saindo, pois, os discípulos percorreram as aldeias, anunciando o evangelho e fazendo curas por toda parte.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Und sie gingen hinaus und durchzogen die Märkte, predigten das Evangelium und machten gesund an allen Enden.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Vậy , các sứ đồ ra_đi , từ làng nầy tới làng kia , rao_giảng Tin_Lành khắp_nơi và chữa lành người có bịnh .
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Vậy, các sứ đồ ra đi, từ làng nầy tới làng kia, rao giảng Tin Lành khắp nơi và chữa lành người có bịnh.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Wyszedłszy tedy, obchodzili wszystkie miasteczka, opowiadając Ewangieliję, a wszędzie chore uzdrawiając.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Y saliendo, pasaban de aldea en aldea, anunciando el evangelio y sanando por todas partes
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Εξερχομενοι δε διηρχοντο απο κωμης εις κωμην, κηρυττοντες το ευαγγελιον και θεραπευοντες πανταχου.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Вийшовши ж, ходили по селах; благовіствуючи та сцїляючи всюди.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.И те тръгнаха и отиваха по селата и проповядваха благовестието и изцеляваха навсякъде.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.Они пошли и проходили по селениям, благовествуя иисцеляя повсюду.
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.ויצאו ויעברו בכפרים מבשרים את הבשורה ומרפאים בכל מקום׃
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.فلما خرجوا كانوا يجتازون في كل قرية يبشرون ويشفون في كل موضع
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.門 徒 就 出 去 、 走 遍 各 鄉 、 宣 傳 福 音 、 到 處 治 病
Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.門徒 就 出去 、 走遍 各 鄉 、 宣傳 福音 、 到處 治病
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Anda dapatkan, contohnya, tenaga hijau menyebar ke seluruh dunia.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Az tapasztaljuk, hogy a zöld erő végigsöpör a világon.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Chẳng hạn, năng lượng xanh lan rộng ra khắp thế giới.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Dostanete, například, zelenou energii, která se bude šířit do celého světa.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Dostanete napríklad zelenú energiu, ktorá sa rozšíri do celého sveta.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Je krijgt bijvoorbeeld groene stroom over heel de wereld.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.예를 들자면, 그린 파워가 세계로 퍼져 나가는 것을 볼 것이구요.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.La diffusione dell'energia verde in tutto il mondo.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Man får, till exempel, grön el över hela världen.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Obţineţi, de exemplu, energie verde răspândită prin lume.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Przyjazną środowisku energię dla całego świata.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Se obtiene, por ejemplo, distribución de energía verde por todo el mundo.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Sie bekommen, z.B. Ökostrom, der sich weltweit ausbreitet.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Tem-se, por exemplo, a disseminação das energias verdes pelo mundo.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Vous avez, par exemple, un mouvement écologique qui s'étend de par le monde.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Παίρνεις, για παράδειγμα, πράσινη δύναμη σπαρμένη σε όλο τον κόσμο.
Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz.Ви отримаєте, наприклад, екологічно чисту енергію по всьому світу.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod