Bisikletlilere ve yayalara dikkat edin.Watch out for cyclists and pedestrians.
Sonunda onu yayınlamayı başardım.Finally, I managed to publish it.
Sen yanlış haberler yayıyorsun.You're spreading false news.
Uluslararası dil Interlingue, Occidental adıaltında 1922 yılında yayınlandı.The international language Interlingue was published in 1922 under the name Occidental.
O dedikodu hızla yayıldı.That rumor spread quickly.
O, düşündüğünüzden daha yaygındır.It's more common than you think.
Senin dilinde yayınlanan gazete var mı?Are there any newspapers published in your language?
Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok yaygındır.Shark fin soup is very popular in China.
Bu yaygın bir yanlış yorum.It's a common misconception.
Bacaklarını yaymadan önce battaniyeyi kontrol et.Check your blanket before spreading your legs.
Şimdiden iki kitap yayınladı.She has already published two books.
Boş yere yaygara koparıyosun.You're making a big fuss about nothing.
Bütün bu yaygara ne hakkında?What's all the fuss about?
Tom birkaç öykü yazdı ama henüz bir kitap yayınlamadı.Tom has written several short stories, but has not yet published a book.
Gerçekten bunu yayınlaman gerekiyor mu?Do you really need to print this?
Yaygın kullanımına rağmen, bu sözcük sık sık yanlış telaffuz edilir.Although in common usage, this word is frequently mispronounced.
Çelik sivil inşaatta yaygın olarak kullanılan bir malzeme.Steel is a widely-used material in civil construction.
Güller tatlı hoş bir koku yayıyorlar.Roses emanate a sweet fragrance.
"Have to" "must"tan daha yaygındır."Have to" is more common than "must."
İngiltere'de yüksek lisans dereceleri çok yaygın değildir.Master's degrees in Britain are not very common.
Bu, benim geldiğim yerde çok yaygın bir tabir.That's a very common phrase where I come from.
Peyniri ekmeğin üzerine yaydım.I spread the cheese on the bread.
Sağlık Bakanlığı bir uyarı yayımlamaktadır.The Department of Health is issuing a warning.
Demir en yaygın olarak kullanılan metaldir.Iron is the most widely used metal.
Yangın çok çabuk yayıldı.The fire spread very quickly.
David felsefe üzerine yeni bir kitap yayınladı.David has just published a new book on philosophy.
Tüm yaygara nedir?What's all the fuss?
Bir tane yayımladım.I published one.
O bir kitap yayınladı.She published a book.
Bu yayıncı çok iyi bazı kitaplar koydu.This publisher has put out some very good books.
Bu güncelleştirme bu sabah saat 10'da yayınlanacak.This update will be released at 10 o'clock this morning.
Yaylan bakalım.Bugger off.
Kitaptan bir sayfa yayınlandı.A page came out of a book.
Ampuller ısı yayar.Lightbulbs emit heat.
Yayalara dikkat edin.Watch out for the pedestrians.
Bu haber neden yayımlandı?Why was this news released?
Yangın hızla yayıldı.The fire spread rapidly.
Gazete, makalemizi henüz yayınlamadı.The newspaper hasn't published our article yet.
Akademik sahtekarlık düşündüğünüzden daha yaygındır.Academic fraud is more common than you think.
Akademik sahtekarlık muhtemelen düşündüğünden daha yaygın olabilir.Academic fraud may be more common than you think.
Akademik dolandırıcılık, çoğu insanın düşündüğünden muhtemelen daha yaygındır.Academic fraud is probably more common than most people think.
Erkek torunumun oyuncakları evin etrafında yayılır.My grandson's toys are spread all around the house.
Yaygın kullanımda "spirit" ve "soul" sık sık eş anlamlıdırlar.In common usage, "spirit" and "soul" are often synonyms.
Mary battaniyeyi açtı ve onu çimin üzerine yaydı.Mary unfolded the blanket and spread it out over the grass.
Sırrın yayılmış gibi görünüyor.It looks like your secret's out.
Siyah ayakkabılar için çok yaygın bir renktir.Black is a very common color for shoes.
Konuşma radyoda yayınlandı.The speech was broadcast on the radio.
Konuşma radyo tarafından yayınlandı.The address was transmitted by radio.
Irkçılık birçok toplumda yaygındır.Racism is common in many societies.
Mary'nin kitabı asla yayınlanmadı.Mary's book was never published.
Onun yay şeklinde üst dudak çizgisi var.She has Cupid lips.
Yayalar sadece yeşil ışıkta geçmelidirler.The pedestrians must cross only at the green light.
Tom yaya geçidi üzerindeyken ona bir araba çarptı.Tom was struck by a car on the pedestrian crossing.
Şimdiye kadar zehir yayıldı.By now, the poison has spread.
Sevgiyi yayın.Spread the love.
Ona söyleme. O herkese yayar.Don't tell her. She'll tell everyone.
Tom ve Mary tüm yaygarayı önlemek için gizlice evlenmek istiyordu.Tom and Mary wanted to get married on the quiet to avoid all the hullabaloo.
Teras çiftçiliği Çin'in dağlık bölgelerinde yaygın olarak uygulanmaktadır.Terrace farming is widely practiced in the mountainous regions of China.
Hayat bir yayla bağlı değildir ama o hâlâ bir hediyedir.Life isn't tied with a bow, but it's still a gift.
Tom'un son filmi yeni yayınlandı.Tom's latest movie just came out.