Dünyadaki en yaygın isim Muhammet'tir.The most common name in the world is Mohammed.
"Qipao" terimi Kuzey Çin'de yaygın olarak kullanılır.The term "qipao" is widely used in Northern China.
Bu önlemler hastalığın yayılmasını önleyebilir.These measures can prevent the disease from spreading.
Öğrencilerin kahvaltı yapmadan okula gitmeleri yaygındır.It is common for students to go to school without eating breakfast.
Öğrencilerin okula gitmeden önce kahvaltıyı atlaması yaygındır.It is common for students to skip breakfast before going to school.
Köleliğin daha fazla yayılmasını istemediler.They wanted no further spread of slavery.
Köleliğin daha fazla yayılmasına karşı çıktılar.They opposed any further spread of slavery.
Raporunu Eylül, 2000'de yayınladı.He issued his report in September, 2000.
İngiliz saldırısının haberi hızla yayıldı.News of the British attack spread quickly.
Kriz 1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına yol açtı.The crisis led to the 1968 Nuclear Non-Proliferation Treaty.
1969 yılında yayımlandı.It was published in 1969.
Sınır kavgaları yaygındı.Border fights were common.
İsyan şehirde yayıldı.The riot spread across the city.
Onun adı yaygın olarak biliniyordu.His name was becoming widely known.
Hastalık çeşitli şekillerde yayıldı.The disease spread in several ways.
Çiçek hastalığının yayılması tehlikesi vardı.There was a danger the smallpox could spread.
Ten ışık yaymaz... ya da yayar mı?Flesh does not emit light... or does it?
İnsanlar niçin "merhaba ", "nasılsın" vb. gibi basit ve yaygın cümleler ekliyorlar.Why do people add simple and common sentences such as "hello", "how are you", etc.?
Kocası yeni bir aylık dergi yayınlamayı planlıyor.Her husband plans to publish a new monthly magazine.
Genelde yaya giderim.I usually go on foot.
Senin bütün yaygarandan bıktım.I'm tired of all your fussing.
Amerika'da yaygın olarak yenilen yiyecekler nedir?What are some foods commonly eaten in America?
Hava hizmeti şiddetli hava uyarısı yayınladı.The weather service has issued a severe weather warning.
Meteoroloji bürosu bir sert hava uyarısı yayınladı.The Met Office has issued a severe weather warning.
Senin kitabın ne zaman yayınlanacak?When will your book be published?
Yaya, otuz dakika içinde ulaşacaksın.On foot, you'll arrive within thirty minutes.
Tom Mary hakkında yalanları yaymakla suçluydu.Tom was guilty of spreading lies about Mary.
Tom Mary'yi bir yaylı tüfek ile vurdu.Tom shot Mary with a crossbow.
Tom yaylı sazlar dörtlüsü duyduğunda sık sık Mary'yi düşünür.Tom often thinks of Mary when he hears a string quartet.
Tom yaya geçidinden geçmediği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine for jaywalking.
Benim köyümde, bir dere üzerinde küçük, dar bir yaya köprüsü vardır.In my village, there is a small, narrow footbridge over a brook.
Dünyadaki en yaygın isim Muhammed'dir.The most common first name in the world is Mohammed.
Sen yayındasın!You are on the air!
İspanyolca, Güney Amerika'da yaygın bir biçimde konuşulur.Spanish is widely spoken in South America.
Tom Mary'yi yaylı tüfekle vurdu.Tom shot at Mary with a crossbow.
Heracles'in yayını geri almalıyız.We have to get Heracles' bow back.
Haber Avrupa genelinde yayıldı.The news traveled all around Europe.
Suçiçeği yaygın bir çocukluk hastalığıdır.Chicken pox is a common childhood illness.
O her köydeki yaygın bir bilgidir.That is common knowledge in every village.
O Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir yayıncıdan bir kitap sipariş etti.He ordered a book from a publisher in the United States.
Ben bir yay hakkında rüya gördüm.I dreamed about a bow.
Rüyamda bir yay gördüm.I saw a bow in my dream.
Bu çiçek, yapraklarını geceleyin yayar.This flower spreads its petals at night.
Birazdan tekrar yayında olacağız.We'll be back on air shortly.
Yahuda'nın Yanması hala bazı Hristiyan toplumlarda yaygındır.The Burning of Judas is still common in some Christian communities.
Yaya mı gideceğiz?Are we going on foot?
İkimiz de yaya gidebiliriz.We can go both on foot.
Futbol maçı öğleden sonra saat beş'te canlı yayınlanacak.The soccer game will be transmitted live at five p.m.
Dergi senatöre karşı birçok ciddi suçlama yaydı.The magazine spread many important charges against the Senator.
Milli diyet tartışmasının yayınını dinledin mi?Did you listen to the broadcast of the National Diet's debate?
Şirketin muhasebecisi için bir tutuklama emri yayımlandı.An arrest warrant was issued for the company's accountant.
Yayım yoksa keman çalamam.If I don't have a bow, I can't play the violin.
Gezegenler kendiliğinden ışık yaymazlar.Planets don't emit light by themselves.
O, çiçek yataklarında saman yayıyordu.He was spreading mulch in the flower beds.
O yaygın bir ahlaksızlık.It's a common vice.
Ben bloğumda yeni bir yazı yayınladım.I've just published a new post on my blog.
Galaksinin Yay ve Perse takım yıldızı bölümleri binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years.
Galaksinin Yay ve Kahraman kolları binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years.
O, genel yayın müdürüdür.She is the editor-in-chief.
Onun hakkında türlü türlü söylentiler yayılıyordu.All sorts of rumors were floating around about her.